+ Yorum Gönder
Türk Tarihi ve Türklerde yaşam Forumunda Yeni alfabeye neden ihtiyaç duyuldu Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Yeni alfabeye neden ihtiyaç duyuldu








    Yeni alfabeye neden ihtiyaç duyuldu

    Yeni alfabeye.jpg

    Devletlerin hayatında, zaman zaman çalkantılar olur. İster buna deprem deyin, isterse beyin travması. Depremler kurulu düzenleri, kökleşmiş kanaatleri yerle bir ederken, milli hafızasını kaybetmiş, benliğini yitirmiş toplumlar, kendilerine gelebilmeleri için, kâh acılı, kâh sancılı elektro şoka tabi tutulurlar.

    Osmanlı imparatorluğu uzun süren savaşlar neticesinde, kolunu kanadını kaybetmiş, neticede harim-i ismet kabul ettiği bir avuç Anadolu toprağını canını dişine takarak, adeta yaralı bir arslan edasıyla savunmuştur.



    Düşmanla hesaplaşma devam ederken, bir yandan da kurulu düzenin tarz-ı idaresi ve anlayışıyla da hesaplaşmalar başlamıştır.

    Artık bu coğrafyada halka hükmetmek isteyen iki hükümet oluşmuştur. Ankara hükümeti ve İstanbul hükümeti.



    Bir bedende iki baş olur mu? Öyleyse başlardan birinin koparılması lazımdı ve öylede oldu.

    Kabahati sahiplenen olmazmış. Hür dünya! Medeni dünya! denilen avrupadan geri kalışımızın, savaşlarda mağlubiyetimizin faturası eskilere kesilirken, Türk toplumuna da ilerlemenin, yükselmenin, batıya yetişmenin yeni bir reçetesi sunulmuştu. DEVRiMLER!



    Biz bu hasbihalimizde, inkılapların en önemlilerinden (kimine göre en yapıcısı, kimine göre de en yıkıcısı olan) harf inkılabından söz edeceğiz.

    Bazı okurlarımızın "canım buna ne gerek var" deyişini duyar gibi oluyorum. Birey olarak insan bile geçmişini hatırlar, içersinde bulunduğu hali yaşar, geleceğini ise kurgular.

    Milletlerin hayatına da bu zaviyeden baktığımızda geçmişimizi, geçmişte doğru veya yanlış diye yapılan şeylere bakmanın, düşünmenin, kendimize göre o olayları yorumlamanın ne sakıncası olabilir ki.

    Biz bunları konuşurken, usta kalem Kemal TAHiR keskin diliyle şöyle diyordu YOL AYRIMINDA: "Bunları kurcalamanın sırasıdır. Çünkü biz kurcalamazsak biri çıkıp kurcalayacak ergeç. Hem de "bunlar ne kansız heriflermiş yahu, yediden yetmişe diye mezarımıza tükürerek." S.. 434.

    Toplum psikolojisi kuralına göre, mecrasını taşmış kitlelerde muhakemenin yerini hisler alır. Karıncayı bile incitmeyen insanların, sıradan bir futbol maçında, ellerinde döner bıçaklarıyla, nasılda saldırgan oluverdikleri, cümlemizin malumudur.

    İnkılâpların vazedileceği, takdim edileceği toplumun bir kesiminin,o zamanki halet-i ruhiyelerini anlama bakımından, "Mustafa Kemal pasa ve Milli Mücadelenin ic Alemi" kitabını yazan, Atatürk'ün gizli dünyasını, sırrını paylaşan Enver Behnan ŞAPOLYO’yu dinleyelim. "Milli mücadelede yeni bir ruh taşıyorduk. Bu ruh, yeni kıymet hükümleri idi. Eski hayata tamamen düşman, yeni bir hayata ise susamıştık Derhal YIKMAK ve YOK ETMEK istiyorduk." s.180



    Enver Behnan daha 1923 yılındaki bir konferansı şöyle anlatıyordu. "Türk ocağındaki konferansı İsviçre’den gelen Harun Aliçe Bey verdi. Konferansın mevzu "Yeni Türkiye, Garb medeniyetine girdiği zaman Avrupa’dan neler alacağız?" idi. İlk defa şapkanın alınması ortaya atıldı. Arkasından LATİN HARFLERİ, kıyafet meselesi ve pazarın kabulü gibi meseleler " s. 181

    "Bizi eski edebiyattan ancak LATİN ALFABESİ kurtarabilirdi. Harf devrimi işte bunun için gerekti." s. 20 Tesbiti ile Melahat ÖZGÜ de düşünce ve his dünyasının bağını ta Enver Behnan'a kadar uzatıyordu. D.Mehmet DOGAN ise "Batılılaşma ihaneti" isimli kitabında olaya şöyle bakıyordu. "Aşağılık duygusunun mahzenlerinde dolaşan aydınlarımız için dilimiz, Avrupalı olmak için yetersizdi.” s. 103

    İZMİR İKTİSAT KONGRESİ:

    21 şubat 1923 tarihinde İzmir’de Kazım Karabekir paşanın başkanlığı altında toplanan, "Milli iktisat Kongresi"nde kongrenin işçi delegelerinden İzmirli Nazmi ile iki arkadaşı tarafından bir önerge verildi. Başkan, "LATİN HARFLERİ İslam birliğini bozar" gerekçesiyle önergenin toplantıda okunması reddedildi. Kongre başkanı Karabekir paşa, basına bir demeç vererek bu konudaki düşüncelerini kamuya da açıkladı. Paşanın "LATİN HARFLERİNİ kabul edemeyiz" başlığı altında Hakimiyet-i Milliye (sonradan Ulus) gazetesinin 5 Mart 1923 tarihli nüshasında çıkan bu demecinden şu satırları okuyoruz. "Bu cereyan evvela orada (Avrupada) başladı. Bizim İslam harflerimiz kafii değilmiş. Binaenaleyh latin hururafatı alınmalı imiş. Fakat neticede bunun felaketli olduğunu anladılar ve pişman oldular. Biz bunun vahametini ve bu harflerin değiştirilmesinin bugün küre-i arz üzerinde yaşayan 350 milyon ehli İslam’a ait olduğunu söyledikse de onlar anlaşılmaz bir şekl-i huruf kabulü noktasına doğru yürüdüler.

    Arkadaşlar! Bu gün hangi ecnebi ile görüşseniz ilk işiteceğiniz sözler "Türkçe gayet güzel bir lisandır, kolaydır fakat harfleri fenadır." Bunlar bütün ecnebilerin ağzında ve sizinle ilk görüşen bir ecnebinin size telkin edeceği şeylerdir. Binaenaleyh, Bu gün bir kuvvet vardır ki bu kuvvet, bütün cihana karşı bu propagandayı yapıyor Latin alfabesinin kabul edildiği gün memleket herç-ü merce (karışıklığa girer).

    Bizim kütüphanelerimizi dolduran, Mukaddes kitaplarımız tarihimiz ve binlerce cilt eserlerimiz bu lisanla yazılmış iken büsbütün başka bir şekilde olan bu harfleri (LATiN HARFLERiNİ) kabul ettiğimiz gün en büyük felaketti. Ve bütün Avrupa’nın eline müthiş bir silah verişmiş olacak. Bunlar İslam âlemine diyeceklerdir ki: "Türkler Ecnebi yazısını kabul etmişle ve hristiyan olmuşlardır. İşte düşmanlarımızın çalıştığı şeytanca işler bunlardır. s. 43.44 (Atatürk ve Harf devrimi) M. Şakir ULKÜTAŞIR Türk Dil Kurumu yayınları.

    Karabekir paşa 23 lü yıllarda böyle düşüne dursun Mustafa Kemal Paşa 1928 ağustosunun sekizini dokuzuna bağlayan perşembe gecesi İstanbul Sarayburnu (Gülhane) parkında ayağa kalktı ve harf devriminin başladığını müjdeleyen nutkunu söyledi. "Arkadaşlar! Güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harfleriini kabul ediyoruz Çok işler yapılmıştır, ama bugün yapmaya MECBUR OLDUGUMUZ son değil, lakin çok lüzümlu bir iş daha vardır. Yeni türk harflerini çabuk öğrenmelidir " Bu vazifeyi yaparken düşününüz ki bir milletin bir heyet-i ictimaiyenin %10 u, 20 si okuma yazma bilir, %80-90 bilmez bu ayıptır. En nihayet bir sene, iki sene içinde bütün Türk hey'et-i ictimaiyesi yeni harfleri öğreneceklerdir. "

    Aradan bunca yıl geçmiş olmasına rağmen okuryazar oranının tutturulamamasının vebali kimindir bilemiyorum. Bir yandan "Haydi kızlar okula" kampanyaları yürütülürken, diğer yandan da "Başı örtülü kızlar dışarı" diyenlerin midir?

    Sahi harf inkılâbına neden gerek duyuldu?

    Yaygın kanaate göre sebep şuydu: Osmanlıca diye bilinen ESKİ TÜRK harflerinin öğrenilmesi zordu! Osmanlıca bir bilim dili olamazdı! Bu sebeplerden dolayı bizlerde geri kaldık ve uygar batıya! Yetişemedik.

    Evet, üç aşağı beş yukarı söylenenler bunlardı. Yığın yığın harf ve işaretlerden oluşan Japon alfabesinden, Osmanlıca her halde daha zor değildi. Ama ne Japonlar ve nede Çinliler vazgeçtiler alfabelerinden. İlerleme bakımından ise durumları şu anda dünyanın gözü önünde.

    Kemal Tahir “Yol Ayrımı”nda durumumuzu şu alayvari cümlelerle özetler. "Sıra harf devrimine geldi. Arap harfinin gerici, buna karşılık latin harfinin ilerici olduğu anlaşılmakla, ossaat gerici tepelenip, ilerici kucağa çekildi. s. 94

    HARF İNKILÂBI YAPILIRKEN BIRAKINIZ HALKI AYDINLARIN BİLE MUTABAKATI SAĞLANAMAMIŞTI.

    1926 yılı içinde Akşam gazetesi tarafından memleketin aydınları arasında latin harfleri üzerine bir anket tertip edilir. Bu ankete yurdun bir kısım ünlü yazar ve bilim adamları katılır. Katılanlar arasında büyük romancı - yazar Halit Ziya (Uşakligil, Darul fünun tarih ve Lisaniyyat müderrisi) Necip asım (Yazıksız), Dilci Veled Çelebi (izbudak), Edebiyatçı-yazar Ali Canip (Yöntem) ve Pedogog-Edebiyatçı İbrahim Alaaddin (Göğsa) gibi şahıslar İslam harflerini savunan yazılar yazmışlar ve bu hususta direnmişlerdir. " s. 54 (Atatürk ve Harf devrimi) M. Şakir ÜLKÜTAŞIR, Türk Dil Kurumu yayınları.







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Yine bu arada Prof Fuat Köprülü Milli Mecmuada "1 aralık 1926 (sayı 75) yayımladığı "Harf Meselesi" başlıklı yazısında şöyle diyordu: "Latin harflerinin kabulüne taraftar olanlar zannediyorlar ki garb medeniyetine bu surette daha çabuk ve daha kolay gideceğiz. Hâlbuki garp medeniyetine giriş, harflerimizin tebdili (değiştirilmesi) ve latin harflerinin kabulü ile mümkün olamaz" S.54 (Atatürk ve Harf devrimi) M. Şakir ÜLKÜTAŞIR, Türk Dil Kurumu yayınları.

    Ali Şeydi 1924’te "latin harfleri lisanımızda kabil-i tatbik midir (uygulanabilir mi) adlı kitapçığında: "muhterem ecdat ve atalarımızın ruhlarına ve ilim irfan mirası olan yüzbinlerce ölümsüz eserlerine bir kaç kişinin hatalı yorumlarına - veda etmeye bilmem ki milli guruumuz nasıl tahammül eder.” S. 54 - Yazı Devrimi-Türk Dil Kurumu yayınlarıı -1979"

    Zeki Velidi (Togan) Türk yurdu dergisinde (Aralık 1926) çıkan"Türklerde Kültür buhranı" başlıklı bir yazısında:"Suret-i katiyyede bilmeliyiz ki latin harflerinin dilimize tatbiki imkansız ve muzırdır.” s.55 (Atatürk ve Harf devrimi) M. Şakir ÜLKÜTAŞIR, Türk Dil Kurumu

    Ali Seydi ise 1924 te yazdığı "Latin hurufu lisanımızda kabil-i tatbikmidir" adlı kitapçığında şöyle der: "iyi bilmiş olalım ki ihtiras ve acelecilik sebebiyle muazzam bir milletin dili değiştirilemez. Hatta böyle yaygaralarla bile sığır dili bile tahvil-i taam-ü lezzet edemez. (Lezzetli bir yemeğe dönüşemez)" "Beğenilmeyen Arap harfleriyle yazılmış yüzbinlerce mühim ve kıymetli eserleri külhanlaramı taşıyacağız" diye sormaktadır. S. 74 - Yazı Devrimi - Türk Dil Kurumu yayınları - 1979"

    Halit Ziya (Uşaklıgil) ise (24 nisan1928 Akşam gazetesin de) "Memleketin hayat-ı resmiyesinde Latin harflerinin yeri olamaz kanaatindeyim." Hükmünü verir.



    ONLAR BÖYLE DÜŞÜNE DURSUN

    KANUN NO: 1353

    KABUL TARİHİ: 1 KASIM 1928

    RESMİ GAZETEDEKİ NEŞİR VE İLANI: 3 KASIM 1928

    VE TÜRK HARFLERİNİN KABUL VE TATBİKİ HAKKINDAKİ KANUN KABUL EDİLMİŞ VE YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞTİR.



    ŞU ANDA BUNDAN SONRA NE YAPILABİLİR?

    Hilmi Yavuz 16 Nisan1976 tarihli Politika gazetesinde şöyle diyor: Gelecekte bir sol yada sosyalist parti, demokratik yoldan iktidara gelse de, Arapça, Farsça yada Osmanlıcayı "Ölü bir dil" olarak geçmiş kültürümüzün algılanması amacıyla okullarda (örneğin liselerde) okutmaya kalksa, bu iktidarı gerici mi sayacağız?

    Emre Kongar da 12.12.1977 günlü Milliyet Sanat dergisinde "sistem, Türk-islam kaynaklarını kullanmak şöyle dursun bu kaynakların örtbas edilmesine yöneliktir. Bu kaynakların kullanılmasına yönelik araçlarda (eski yazı) son derece güç elde edilir bir biçime sokulmuştur.

    Özdeş Yazar Cumhuriyet gazetesinin 1978 de yayımlanan yazı devrimi ekindeki yazısında şöyle diyor: "Bütün Atatürk devrimleri gibi yazı devrimi de başarıya ulaşmıştır artık. Bu nedenle, kendimizi geçmişin komplekslerinden kurtarıp İslam uygarlığına ve onu özümlemenin bir aracı olan Arapça ile Arap yazısına (osmanlıca) gerekli önemi vermenin zamanı gelmiştir. Artık Arap yazısını daha kolay erişilebilir bir araç olarak kullanmak ve geçmişteki birikimimizin günümüze taşınmasında bu araçtan yararlanmak hiç kuşkusuz Özbenliğimize dayalı bir atılımın ön koşulları arasındadır.

    Ali Sevgilili 4 kasım 1978 tarihli Milliyet gazetesinde "Arap harfleri kuşkusuz ancak bir araçtılar, ama öyle bir araçtı ki, onlar olmadıkça eski harflerle yazılmış bir kaynak, Türkiye’nin yeni yetişen kuşakları açısından nerdeyse çivi yazısına dönmeye mahkumdur. Dil devrimi ise bu kez geçmiş kültüre biçim veren Osmanlıcayı yok etmek suretiyle eskiye ait her kültür ürününün özünü yeni topluma yabancılaştıracaktı.

    50 yıl sonra Çince, ya da Hintçe bir metin ya da dünya görüşü Türkiye’nin modern kuşakları için nedenli uzak ve bilinmez ise, altıyüzyıllık Osmanlı birikiminin çoğu düşünce, sanat ve kültür yapıtları da şimdiden o ölçüde yapancıdırlar. Bir yerde bu eylem, dünün birtür hiçliğe indirgenmesidir.

    Harf inkılabıyla ilgili Son Değer Hükmünü Atatürk'ten Dinleyelim.

    "15 kasım 1974 tarihli Milliyet gazetesinde Ruşen Eşref ÜNAVDIN ile M. Kemal arasında geçen bir konuşma şöyle yer almaktadır." "1928 ya da 29 yılı olsa gerekti. Sıcak bir yaz günü Yalova’daki Atatürk Köşküne gitmiştim. Baş başa konuşuyorduk.

    - Yaptıklarımız tehlikede ! Dedi.

    - Ben heyecanla sordum. Hangi yaptıklarınız?

    - Cumhuriyet dahil, ne yapmışsak!

    - O anlattı: "Laikiz dedik, dinle ilişiğimizi devlet olarak kestik. Cumhuriyetiz dedik, rejimimizi tehlikeye düşürmemek için saltanat devrini kötüledik, kazanılmış büyük zaferleri bile birkaç satılrla geçiştirmeye başladık. LATİN HARFLERİNİ aldık, yeni kuşakları binlerce yıllık geçmişinin hazinesinde yoksun bıraktık. Biliyorsun bunları yapmak zorundaydık biz! Batının bir parçası olmak gerekti. Ama ya açılan manevi çukurlar? Bunlar yaptıklarımızı giderek tehlikeye düşürür." Oku Mecmuası sayı152 aralık 1974




  3. Zeyneb
    Bayan Üye
    Atatürk harf devrimini yapmadan önce

    Arap harflerinin yerine Türk harflerinin kullanılmasının sağlandığı harf devrimi “Türk Harfleri” adıyla 1353 sayılı kanunla, 1 Kasım 1928’de kabul edildi.Atatürk, 1926 yılından beri yaptırdığı araştırmaların sonucunda artık kullanılmakta olan Arap Alfabesi’nin zorluğuna karşın Latin Alfabesi’nin Türkçe’ye daha uygun bir lisan olduğu kanaatine varmıştı.İlk olarak İstanbul Sarayburnu Parkı’nda 9 Ağustos 1928 gecesi düzenlenen bir şenlik sırasında halka hitaben şu konuşmayı yapmıştır: “Arkadaşlar, güzel dilimizi ifade etmek için yeni Türk harflerini kabul ediyoruz. Arkadaşlar, bizim güzel ahenkli, zengin lisanımız yeni Türk harfleri ile kendini gösterecektir. Asırlardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulunduran, anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak mecburiyetindeyiz. Lisanımızı muhakkak anlamak istiyoruz. Bu yeni harflerle behemehal pek çabuk bir zamanda mükemmel bir surette anlaşacağız ki, milletimizin yazısıyla kafasıyla bütün medeniyet aleminin yanında olduğunu gösterecektir. Vatandaşlar, yeni Türk harflerini çabuk öğreniniz. Bütün millete, kadına, erkeğe, köylüye, çobana, hamala, sandalcıya öğretiniz”Yeni Türk Alfabesi’nin kabul edilmesinde sonra yurdun dört bir yanında Millet Mektepleri açılmış, halka yeni harflerle okuma yazma öğretilmiştir. Atatürk’te bu çalışmalara “Millet Mektepleri Başöğretmeni” sıfatıyla bizzat katılmıştır.Harf Devrimi’nin nedenleri(Latin alfabesine geçilmesinin sebepleri)Türkçe’yi daha okunur ve anlaşılır bir hale getirmek.Okuma yazmayı kolaylaştırmak ve ülke geneline yaymak.Modern bir öğretim ve eğitimin gerçekleşmesini sağlamak.





+ Yorum Gönder


alfabemiz,  yeni alfabeye neden ihtiyaç duyuldu,  29 harf,  latin alfabesi harfleri