+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda Atatürkün matematik alanında yaptığı çalışmalar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Atatürkün matematik alanında yaptığı çalışmalar









  2. IŞILAY
    Devamlı Üye





    Atatürk'ün matematik alanında yaptığı yenilikler


    Bilgi Atatürk'ün matematik alanında yaptığı yenilikler nelerdir?



    Atatürk'ün yaşamında (1881-1938) ilk olağanüstü başarısı, 1893 yılında, çocukluk çağında, orta öğrenimi döneminde matematik dersinde olmuş ve bunun sonucu olarak dersin öğretmeni O'nun adına "Kemal" ismini eklemiştir Atatürk, Selanik Askeri Rüştiyesinde" geçen bu olayla ilgili anısını şöyle anlatıyor :
    " Rüştiyede en çok matematiğe merak sardım Az zamanda bize bu dersi veren öğretmen kadar belki de daha fazla bilgi edindim Derslerin üstündeki sorularla uğraşıyordum, yazılı sorular düzenliyordum
    Matematik öğretmeni de yazılı olarak cevap veriyordu Öğretmenimin ismi Mustafa idi, bir gün bana dedi ki :- " Oğlum senin de ismin Mustafa benim de Bu, böyle olmayacak, arada bir fark bulunmalı Bundan sonra adın Mustafa Kemal olsun " O zamandan beri ismim gerçekten Mustafa Kemal oldu Öğretmen sert bir adamdı Sınıfta birinci, ikinci tanımıyordu Bir gün bize :"Aramızda kendine kimler güveniyor kalksınlar, onları müzakereci (çalıştırıcı) yapacağım" dedi Önce duraksadım Ayağa öyleleri kalktı ki ben kalkmamayı tercih ettim Bunlardan birinin çalıştırıcılığı altına girdim, çalışmanın ortasında daha fazla dayanamadım Ayağa kalkarak :- " Ben bundan daha iyi yaparım " dedim, bunun üzerine öğretmen beni çalıştırıcı yaptı Eski çalıştırıcıyı benim müzakerem altına verdi Askeri Rüştiyeyi bitirdiğimde matematik merakım epeyce ilerlemişti Manastır Askeri İdadisinde matematik pek kolay değildi Bununla uğraşımı sürdürdüm İdadide iken bıkmaksızın çalışıyorduk Sınıfta birinci, ikinci olmak için hepimizde şiddetli bir gayret vardı Sonunda idadiyi bitirdim Harbiye'ye geçtim, burada da matematik merakı sürüyorduMustafa Kemal, Selanik Askeri Rüştiyesindeyken, matematik öğretmeni yüzbaşı Mustafa efendi sınıfa gelmediğinde, onun yerine birçok kez bu dersi vermiştir Atatürk, yaşamının askeri öğrenim sonrası dönemlerini, ulusal ve uluslar arası büyük savaş ve devrim olayları içinde, aklın ve bilimin kılavuzluğunu izleyen Büyük Asker, Ulusal ve Çağdaş Devlet kurucusu, "Yirminci Yüzyılın Gerçek Önderi" olarak geçirdi O'nun bu dönemlerde, ölümünden yaklaşık birbuçuk yıl öncesine değin matematikle ne ölçüde uğraştığını bilmiyoruz Bu konuda, Türk Dil Kurum Başuzmanı ADilaçar'ın 10111971 tarihli bir yazısı çok ilginç bilgiler vermektedir Bu yazıdan öğrendiğimize göre, "Atatürk ölümünden birbuçuk yıl kadar önce, üçüncü Türk Dil Kurultayından (24-31 Ağustos 1936) hemen sonra 1936-1937 yılı kış aylarında kendi eliyle Geometri adlı bir kitap yazmıştır" Atatürk, bunu, bir takım Fransızca geometri kitaplarını okuduktan sonra hazırlamış ve yapıt ilk kez 1937 yılında "Geometri öğretenlerle, bu konuda kitap yazacaklara kılavuz olarak Kültür Bakanlığınca yayınlanmıştır"
    Bu 44 sayfalık yapıttaki boyut, uzay, yüzey, düzey, çap, yarıçap, kesek kesit, yay, çember, teğet, açı, açıortay, içters açı, dışters açı, taban, eğik, kırık, çekül, yatay, düşey, yöndeş, konum, üçgen, dörtgen, beşgen, köşegen, eşkenar, ikizkenar, paralelkenar, yanal, yamuk, artı, eksi, çarp, bölü, eşit, toplam, oran, orantı, türev, alan, varsayı, gerekçe gibi terimler Atatürk tarafından türetilmiştirYapıttaki tanımların tümünü Atatürk yazmıştır Her tanım, ilgi kavramı tüm öğeleriyle eksiksiz ve açık biçimde anlatmakta, özel ve temelli nitelikleri içermektedir Gerekli ve yeterli örnekler de verilmiştir Tanınmış bilim tarihçisi Ord Prof Dr Aydın Sayılı, tam bir yetkiyle, bu geometri kitabını, "küçük fakat anıtsal bir yapıt" diye nitelendirmiştir Atatürk, yaşamının önemli bir kesimini tarihin en büyük savaşlarından birinin içinde, ulusal ve evrensel sorumluluklar yüklenerek geçirdikten yıllarca sonra, düzenli bir mantık ve bilgi disiplini kesinlikle gerektiren matematik alanında, yeni türettiği terimlerle böylesine özlü bir yapıtı yazmakla, dil ve matematikteki üstün yeteneğini kanıtlamıştır Atatürk'ün yaşamında çok belirgin bir örneğini izlediğimiz gibi, aslında dil ile matematiksel kültür arasında sıkı bağıntı vardır Atatürk'ün dehasında, dil ve matematik gibi aklın değişik disiplinleri birbirini karşılıklı olarak hep olumlu yönde etkilemiş ve geliştirmiştir Atatürk, "Fen terimleri o suretle yapılmalı ki anlamları ancak istenilen şeyi ifade edebilsin" demiş ve bunu, Osmanlıca çok sayıda terimin yerine öz Türkçe karşılıklarını türetirken üstün bir başarıyla gerçekleştirmiştirAtatürk'ü, "Geometri" adlı yapıtını yazmaya zorlayan nedenleri, O'nun dil çalışmalarını yakından izlemek olanağını bulabilen tanınmış dil uzmanı A Dilaçar şöyle açıklıyor :" Atatürk hep matematikle uğraşırdı Eski geometri terimleri çok ağdalı idi Gen bile, uzun uzun bu terimleri okuduğum halde, şimdikiler Imışısında güçlüğünü daha iyi anlıyorum Pedagojide bir gerçek var: Fıkır yolunun açık olması, bir ip ucunun bulunması lazımdır Yoksa bir külçe gibi çöker Müselles kelimesini ele alalım Arapça okullarımızdan kaldırılmıştır Sülüs'ten müştak (türetilmiş) bir kelime olduğunu öğrenin nasıl bilsin ?





  3. Mesport
    Moderators
    Ataturkün Matematik Alanında Yaptığı Yenilikler


    Günümüzün bilim ve teknolojisinin bel kemiği olan matematik, kendine özgü doğrulara, yanlışlara ve dile sahiptir. Bir dile sahiptir diyorum çünkü, sadece matematik ile yakından ilgilenenlerin anlayabileceği veya “üçgen, kare, dikdörtgen, çember, daire vb..” gibi herkesin yakından bildiği terimler ve çeşitli sembolik gösterimlere sahiptir matematik. Hiç düşündünüz mü, nereden geliyor bu terimler? Kim, neden üç kenarı olan kapalı eğriye üçgen adını vermiş diye. Bu konu üzerine bir araştırma yaptığınızda karşınıza çıkacak tek isim vardır ki O da şüphesiz önünde saygıyla eğildiğimiz, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk´tür.

    Cumhuriyetten önce çeşitli okullarda okutulmuş bir matematik kitaplarını incelerseniz; içlerinde Arap harfleriyle yazılmış formüller; müselles, murabba veya hatt-ı mümas gibi günümüz matematiğinde bir anlam ifade etmeyen bir çok terim görürsünüz. Günümüzde Atatürk sayesinde kullandığımız terimlere baktığımızda, bu eski Arapça terimlerin anlaşılmasının ve hatırlanmasının ne denli güç olduğuna siz de hak verirsiniz elbet. Bir düşünün “Müsellesin sathı yatalay, dikeley zarbının müsavatına müsavidir.” Cümlesinden ne anlıyorsunuz? Belki anneanne ve dedelerimiz bize bu cümle içinden bir kaç kelimeyi günümüz Türkçe´sine çevirebilir ama bir çoğunuz gibi ben de bu cümleyi ilk okuduğumda hiç bir şey anlamamıştım. Oysa bu cümle “üçgenin alanı, tabanı ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir.” Demektir. Belki sadece bu cümledeki kavram anlaşılmazlığı bile bize Atatürk´ün bu konuda matematiğe ve dolayısıyla diğer ilimlere ne denli değerli bir çalışma bıraktığını anlamamız için yeterli olacaktır. Mesela, Müselles sözcüğünü ele alalım. Müselles Arapça ´sülüs´ sözcüğünden türetilmiştir. Arapça´daki sülüs ile müselles sözcüklerinin arasındaki ilişkiyi kavrayabilmek, Arapça bilmeyenler için oldukça zordur. Sülüs sözcüğünün Türkçe´de karşılığı ´üç´ kelimesidir. Üç´ün yanına ´gen´ getirirsek üçgen sözcüğü oluşur. Bu müselles sözcüğünden daha kolay anlaşılmaktadır. Atatürk´ün matematik dünyasına kazandırdığı diğer bazı terimlerden de şöyle örnekler verebiliriz;

    Yeni İsmi || eski ismi
    Bölen || Maksumunaleyh
    Bölme || taksim
    Bölüm || Haric-i Kısmet
    Bölünebilme || Kabiliyet-i Taksim
    Çarpı || zarb
    Çarpan || mazrub
    Çarpanlara Ayırma || Mazrubata Tefrik
    Çember || Muhit-i Daire
    Çıkarma || tarh
    Dikey || amudi
    Limit || gaye
    Ondalık || Aşar´i
    Parabol || Kat´ı Mükafti
    Piramit || ehram
    Prizma || menşur Sadeleştirme || ihtisar
    Pay || suret
    Payda || mahrec
    Teğet || Hatt-ı Mümas

    Bu Arapça kökenli kelimelerle matematik yapmanın ve yapılanların ne ifade etmek istediğini anlayarak çağdaşlık yolunda ilerlemenin ne denli zor ve zahmetli olacağını anlatmaya gerek olmasa sanırım. Atatürk´ün bulduğu bu ve bunlar gibi bir çok terimler günümüzde hala geçerliliğini korumakta ve matematiği bizler için daha anlaşılır kılmaktadır. Atatürk bu terimlerin yer aldığı 1937 yılında yayımlanan bir de geometri kitabı yazmıştır. Bu kitapta kullanılan yeni terimler ayrıntılarıyla açıklanmış ve üzerlerine örnekler de verilmiştir. Bu kitap geometri öğretenlere ve bu konuda bilgi edinmek isteyenlere kılavuz olarak Kültür Bakanlığınca yayınlanmıştır.

    Mustafa Kemal bu geometri kitabını yazarak matematiğe daha anlaşılır yeni terimler kazandırmak isteğini Sivas´ta girdiği bir geometri dersinde ortaya koymuştur. Atatürk 13 Kasım 1937 tarihinde Sivas´a gitmiş ve 1919 yılında Sivas kongresinin yapıldığı lise binasında bir geometri (o zamanki adıyla hendese) dersine girmiştir. Bu derste öğrencilerle konuşmuş ve geometri üzerine çeşitli sorular yöneltmiştir. Ders esnasında eski terimlerle matematik öğreniminin ve öğretiminin zorluğunu bir kez daha saptayan Atatürk “Bu anlaşılmaz terimlerle bilgi verilemez. Dersler Türkçe terimlerle anlatılmalıdır.” Diyerek bu konudaki kesin yargısını açıkladıktan sonra, dersi kendi buluşu olan Türkçe terimlerle ve çizimleriyle anlatmıştır. Bu sırada derste Pisagor teoremini de çözümlemiştir.

    Atatürk matematik alanında neler yapmıştır, Atatürkün matematik alanında yaptıkları, Atatürk ün matematik hakkında neler yapmıştır,



    Elbette ki, matematik ve geometri bilgisi yeterli olmayan bir insanın bilimsel ve dolayısıyla toplumsal açıdan bu denli önemli bir çalışmayı ortaya çıkararak nesiller boyu kabul edilebilir bir forma sokması mümkün değildir. Böylece Atatürk sadece siyasi ve idari alandaki dehasıyla değil, sayısal dünyadaki üstün başarısıyla da karşımıza çıkmış oluyor.

    Sizin de gördüğünüz gibi Atatürk´ün yaşamında matematiğin önemi bugüne kadar bildiğimiz veya ilkokullarda öğrenmiş olduğumuz gibi matematik öğretmeninin ona “Kemal” ismini vermesinden çok ötedir. Matematiğin bilimsel gelişme acısından anlaşılır bir dilde öğretilmesi gerektiği düşüncesi ve bu konudaki çalışmaları sayesinde bize kazandırdığı onca güzelliğe bir yenisini daha eklemiştir.





  4. Ziyaretçi
    Günümüzün bilim ve teknolojisinin bel kemiği olan matematik, kendine özgü doğrulara, yanlışlara ve dile sahiptir Bir dile sahiptir diyorum çünkü, sadece matematik ile yakından ilgilenenlerin anlayabileceği veya “üçgen, kare, dikdörtgen, çember, daire vb” gibi herkesin yakından bildiği terimler ve çeşitli sembolik gösterimlere sahiptir matematik Hiç düşündünüz mü, nereden geliyor bu terimler? Kim, neden üç kenarı olan kapalı eğriye üçgen adını vermiş diye Bu konu üzerine bir araştırma yaptığınızda karşınıza çıkacak tek isim vardır ki O da şüphesiz önünde saygıyla eğildiğimiz, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk´tür

    Cumhuriyetten önce çeşitli okullarda okutulmuş bir matematik kitaplarını incelerseniz; içlerinde Arap harfleriyle yazılmış formüller; müselles, murabba veya hatt-ı mümas gibi günümüz matematiğinde bir anlam ifade etmeyen bir çok terim görürsünüz Günümüzde Atatürk sayesinde kullandığımız terimlere baktığımızda, bu eski Arapça terimlerin anlaşılmasının ve hatırlanmasının ne denli güç olduğuna siz de hak verirsiniz elbet Bir düşünün “Müsellesin sathı yatalay, dikeley zarbının müsavatına müsavidir” Cümlesinden ne anlıyorsunuz? Belki anneanne ve dedelerimiz bize bu cümle içinden bir kaç kelimeyi günümüz Türkçe´sine çevirebilir ama bir çoğunuz gibi ben de bu cümleyi ilk okuduğumda hiç bir şey anlamamıştım Oysa bu cümle “üçgenin alanı, tabanı ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir” Demektir Belki sadece bu cümledeki kavram anlaşılmazlığı bile bize Atatürk´ün bu konuda matematiğe ve dolayısıyla diğer ilimlere ne denli değerli bir çalışma bıraktığını anlamamız için yeterli olacaktır Mesela, Müselles sözcüğünü ele alalım Müselles Arapça ´sülüs´ sözcüğünden türetilmiştir Arapça´daki sülüs ile müselles sözcüklerinin arasındaki ilişkiyi kavrayabilmek, Arapça bilmeyenler için oldukça zordur Sülüs sözcüğünün Türkçe´de karşılığı ´üç´ kelimesidir Üç´ün yanına ´gen´ getirirsek üçgen sözcüğü oluşur Bu müselles sözcüğünden daha kolay anlaşılmaktadır Atatürk´ün matematik dünyasına kazandırdığı diğer bazı terimlerden de şöyle örnekler verebiliriz;

    Yeni İsmi || eski ismi
    Bölen || Maksumunaleyh
    Bölme || taksim
    Bölüm || Haric-i Kısmet
    Bölünebilme || Kabiliyet-i Taksim
    Çarpı || zarb
    Çarpan || mazrub
    Çarpanlara Ayırma || Mazrubata Tefrik
    Çember || Muhit-i Daire
    Çıkarma || tarh
    Dikey || amudi
    Limit || gaye
    Ondalık || Aşar´i
    Parabol || Kat´ı Mükafti
    Piramit || ehram
    Prizma || menşur Sadeleştirme || ihtisar
    Pay || suret
    Payda || mahrec
    Teğet || Hatt-ı Mümas

    Bu Arapça kökenli kelimelerle matematik yapmanın ve yapılanların ne ifade etmek istediğini anlayarak çağdaşlık yolunda ilerlemenin ne denli zor ve zahmetli olacağını anlatmaya gerek olmasa sanırım Atatürk´ün bulduğu bu ve bunlar gibi bir çok terimler günümüzde hala geçerliliğini korumakta ve matematiği bizler için daha anlaşılır kılmaktadır Atatürk bu terimlerin yer aldığı 1937 yılında yayımlanan bir de geometri kitabı yazmıştır Bu kitapta kullanılan yeni terimler ayrıntılarıyla açıklanmış ve üzerlerine örnekler de verilmiştir Bu kitap geometri öğretenlere ve bu konuda bilgi edinmek isteyenlere kılavuz olarak Kültür Bakanlığınca yayınlanmıştır

    Mustafa Kemal bu geometri kitabını yazarak matematiğe daha anlaşılır yeni terimler kazandırmak isteğini Sivas´ta girdiği bir geometri dersinde ortaya koymuştur Atatürk 13 Kasım 1937 tarihinde Sivas´a gitmiş ve 1919 yılında Sivas kongresinin yapıldığı lise binasında bir geometri (o zamanki adıyla hendese) dersine girmiştir Bu derste öğrencilerle konuşmuş ve geometri üzerine çeşitli sorular yöneltmiştir Ders esnasında eski terimlerle matematik öğreniminin ve öğretiminin zorluğunu bir kez daha saptayan Atatürk “Bu anlaşılmaz terimlerle bilgi verilemez Dersler Türkçe terimlerle anlatılmalıdır” Diyerek bu konudaki kesin yargısını açıkladıktan sonra, dersi kendi buluşu olan Türkçe terimlerle ve çizimleriyle anlatmıştır Bu sırada derste Pisagor teoremini de çözümlemiştir

    Atatürk matematik alanında neler yapmıştır, Atatürkün matematik alanında yaptıkları, Atatürk ün matematik hakkında neler yapmıştır,



    Elbette ki, matematik ve geometri bilgisi yeterli olmayan bir insanın bilimsel ve dolayısıyla toplumsal açıdan bu denli önemli bir çalışmayı ortaya çıkararak nesiller boyu kabul edilebilir bir forma sokması mümkün değildir Böylece Atatürk sadece siyasi ve idari alandaki dehasıyla değil, sayısal dünyadaki üstün başarısıyla da karşımıza çıkmış oluyor

    Sizin de gördüğünüz gibi Atatürk´ün yaşamında matematiğin önemi bugüne kadar bildiğimiz veya ilkokullarda öğrenmiş olduğumuz gibi matematik öğretmeninin ona “Kemal” ismini vermesinden çok ötedir Matematiğin bilimsel gelişme acısından anlaşılır bir dilde öğretilmesi gerektiği düşüncesi ve bu konudaki çalışmaları sayesinde bize kazandırdığı onca güzelliğe bir yenisini daha eklemiştir

  5. Ziyaretçi
    bilmiyorum daha iyi bir şey arıyor olabilirim

  6. Ziyaretçi
    hep aynııı şeylerr ya farklı bişey yok ya..

  7. Ziyaretçi
    hep aynı şeyler ya da çook uzun yaa

  8. Ziyaretçi
    cok güzel ve cok iyi ve cok acı

  9. Ziyaretçi
    öf zaten böyle konuları hiç anlayamıyorum

  10. Ziyaretçi
    çok uzun ya biraz daha kısa olabilirdi

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu


atatürkün matematik alanında yaptığı çalışmalar,  atatürkün matematik ve geometri alanında yaptığı çalışmalar,  atatürkün matematik alanında yaptığı yenilikler,  atatürk matematik alanında yaptığı çalışmalar