+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 123 SonuncuSonuncu
Öğrenci odası ve Soru (lar) ile Cevap (lar) Forumunda 6 kişilik kısa komik skeç piyes oyun Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Cevap: 6 kişilik kısa komik skeç piyes oyun

    GELİN KAYNANA:

    Gelin: Off of bıktım bu evin işlerinden yok evi süpür yok yemek yapıver.
    Kaynana: Oyy gelin gelin bi leğen getir de ayaklarımı yıkayıver.
    Gelin:(Somurtarak)Tamam ana tamam getiriyim.





    Paylaşılan tarafından mesajı kaldırılmamızı istendi, gizliyara tarafından konu editlendi
    Cevap: 6 kişilik kısa komik skeç piyes oyun frmacil sayfa 2iki Cevap: 6 kişilik kısa komik skeç piyes oyun

  2. Ziyaretçi
    çok komik bu oyun gülmekten yarıldım




  3. Ziyaretçi
    avukat skeç metni

    HİZMETLİ: (Ortalığı temizler, avukatın masasını temizlerken avukat oturmaktadır) Vallahi avukat bey çok zekisin avukat yazısının altına Made in Japan yazdırmakla iyi ettik galiba, herkes Japon malı sanıyor sizi Televizyonun, elektronik eşyaların Japon malı olanları var da avukatın Japon malını ilk kez görüyorum Japon malı avukat Ahmet Adıgüzel

    AVUKAT: Japon malı deyip durma işine bak be

    HİZMETLİ: Ayten isimli bir bayan aradı ve sizinle görüşmek istediğini söyledi Bir iki saat sonra geliyorum dedi Miras işiymiş

    AVUKAT: Miras işi mi? Tamam ilginç bir olay ama parasıyla değil mi ilgileneceğiz Sen bu günlerde fazlaca kilo aldın, onları versen iyi olur Küt diye kereste gibi devrilir, geberirsin valla! Sekretersin kendine dikkat etmelisin

    HİZ: Yok canım, kilom fazla mı ?

    AV: Büyüyünce fil olacakmış gibi bir halin var

    HİZ: Yapmayın avukat bey O kadar değil tartıldım seksen beş kiloyum Yani bir eşeği tartsan daha ağır gelir

    AV: Zaten biraz daha kilo alırsan ondan farkın kalmayacak Bol bol egzersiz yap Kilo ver Sonra kalp krizinden gidersin vallaha

    HİZ: Sahi mi söylüyorsunuz ?

    AV: Tabi ki, sürekli çalış iş yap En iyi zayıflama yolu çalışmaktır, ev işi yapmaktır

    HİZ: Ben eve gideyim o zaman

    AV: Akıllı, ev işi yapmak için eve gitmeye gerek yok, burada da aynısını yapabilirsin Bol bol temizlik yap Kilo verirsin

    HİZ: Ne güzel !

    AV: Evet mesela şu sehpayı getir, masanın üstüne koy (Hizmetli sehpayı alır getirir koyar) Yakıştı mı ?

    HİZ: Yooo

    AV: İyi o zaman geri götür, yerine koy

    HİZ: Zayıflamak için devamlı böyle mi yapacağım ?

    AV: Buna benzer işler (Kapı çalar) Kapıya bak

    HİZ: Buyurun

    (İçeri bir erkek bir bayan girer)

    AV: Buyurun hoş geldiniz

    KOCA: Hoş bulduk

    KADIN: Hoş bulduk

    AV: Hayırdır, bir avukata ihtiyacınız var herhalde

    KOCA: Hayır efendim, bizim anlayışa, sevgiye, düzene, mutlu bir yuvaya ihtiyacımız vardıAma olmadı Şimdi mecburen avukata ihtiyacımız var Boşanmak istiyoruz

    AV: Öyle mi? Ne güzel! Değil tabi Demek boşanacaksınız Biliyorsunuz ki boşanmak ciddi bir durumdur Çok iyi düşünmeniz gerekir

    KOCA: Evet, düşündük, taşındık Zaten o düşünemiyor Ben onun yerine de düşündüm ve karar verdim

    KADIN:Niye düşünemiyor muşum? Başlamayalım yine

    KOCA:Tabi başlamaya gerek kalmadı, zaten bitti Her şey bitti

    AV: Efendim şimdi niçin boşanmak istediğiniz konusuna açıklık getirelim isterseniz

    KOCA: Tabi getirelim, açıklık getirelim, niçin boşanıyoruz ulan biz?

    KADIN: Bunun için boşanıyoruz işte!

    KOCA: Evet bunun için boşanıyoruz değil mi? Bunun için bizi boşayın hakim bey, pardon avukat bey Hatta made in Japon Bey

    AV: Tamam, önce şu konuya bir açıklık getirelim Beyefendi niçin boşanıyorsunuz?

    KOCA: Efendim şunun için boşanıyoruz Eee eee şey için eee anlaşmıyoruz

    AV: Tamam, demek bunun için boşanıyorsunuz Allah Allah

    KOCA: (Karısına) Görüyor musun? Adam bile bize hak verdi Allah Allah bile dedi

    AV: Hanımefendi siz neden boşanıyorsunuz?

    KADIN: Efendim ben eee şey için boşanıyorum Eee işte anlaşamıyoruzmuşuz bunun için boşanıyoruz

    AV: Ne güzel! değil Demek boşanacaksınız

    KOCA: Tabi avukat bey, üstelik boşanmak için bu kadar çok sebep varken dün bir de demez mi? Ben Fenerbahçeliyim diye İşte ipler o zaman koptu Evlenmeden önce arkadaşın kendisini uyarmıştım

    AV: Ne diye?

    KOCA: Fenerbahçe’nin adını ağzına almayacaksın diye Fenerli olduğunu yıllarca gizlemiş Yıllardır bir fenerliyle evliymişim de haberim yokmuş

    KADIN: Fenerbahçeli olmak suç mu şimdi yani?

    KOCA: Evet suç Ulan tutacak başka takım mı yok? Mesela git Mersin İdman Yurdunu tut

    AV: Şimdi tam anlayamadım da Siz karınızdan FB’li olduğu için mi boşanıyorsunuz?

    KOCA: Tam olarak öyle değil tabi Mesela hanımefendinin matematiği ve kimyası da oldukça zayıf Yani böyle olmaz ki Anlaşamıyoruz Lisedeyken müzik dersi de zayıfmış zaten

    KADIN: Her akşam eve sarhoş geliyorsun, senin eziyetini çekiyorum sürekli, bıktım artık Dayanamıyorumİnsan evlenince huzur, mutluluk ister Biz hiç huzur bulamadık mutlu olamadık ki Ben mutluluğu pembe dizilerde seyrettim

    KOCA: Görüyorsunuz zeytinyağı gibi üste çıktıHuzurlu değilmiş miş miş miş Çarpılırsın ulan yalan söyleme Sana huzur bulasın diye Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Huzur adlı romanını bile aldım

    KADIN: Yine suçlu ben oldum Sen çocuğumuzun kız olmasından bile beni sorumlu tuttun

    AV: Çocuğunuz da mı var ?

    KOCA: Evet Ona çocuk denirse var Daha doğrusu, o kız hanımefendinin Önceden anlaştık, erkek olacaktı, olmadı Bir erkek çocuk bile veremedin bana, yazıklar olsun!

    KODIN: Tamam, onun suçu da benim, suçsa tabi

    AV: Bu tartışmalara bakılırsa aranızda çözülmeyecek sorunlar var Siz en iyisi boşanın olmaz mı?

    KOCA: Eeee bak bu çok iyi bir fikir, bunu hiç düşünmemiştim Hatırlattığınız için teşekkürler avukatçığım (Sinirlenir) Kardeşim biz buraya boşanmak için geldik, sen ne diyorsun?

    AV: Hanımefendi siz ne diyorsunuz ?

    KADIN: Ben ne diyeyim, kocam her şeyin en iyisini bilir

    AV: Kocanız sizden boşanmak istiyor

    KADIN : Kocam bilir valla! Ben ne diyeyim?

    AV: Hanımefendi siz çalışıyor musunuz?

    KOCA: Evet, ev işleri yapıyor, çamaşır, bulaşık falan

    AV: Öyle değil, paralı maaşlı bir işte çalışıyor mu ?

    KOCA: O ne demek ulan? Kafamda boynuz falan görüyor musun sen ?

    AV: Beyefendi konuyu saptırmayın Hanımefendi çalışmıyorsa ve boşanmak istemezse ona boşanınca nafaka vermek zorunda kalacaksınız

    KOCA: Nafaka mı o ne? Sadaka gibi bir şey mi?

    AV: Hayır aylık belli bir miktar parayı sürekli vereceksin

    KOCA: Hadi ya! İyi valla! Karıyı hem boşayalım, hem de para verelim Ulan nişanlanırken para, evlenirken para, boşanırken para, boşadıktan sonra para Ne ulan bu karı milletinden çektiğimiz? Medeni Kanun değişsin, böyle olmaz arkadaş!

    KADIN: Vallahi avukat bey kocam en iyisini bilir Geçende bir filmin sonunda ne olacağını bile bildiŞaştım kaldım

    KOCA: Salak, o filmi önceden izlemiştim

    AV: Sizin boşanma kararınız kesin mi ?

    KADIN: Vallahi ne desem bilmiyorum Babam beni bu adama verdi Birkaç kere telefonda konuştuk, sonra evlendik Ben üzerime düşen görevleri yapıyorum Temizlik, bulaşık, yemek, çamaşır falan, ama kocam olan bu adam da üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor: İşe gidiyor, geliyor, hatta fazlasını yapıyorİşten yorulup geliyor, bir de beni dövüyor, iyice yoruluyor, ben bu duruma üzülüyorumİki yaşında kızımız var, onu gözümüz görmez oldu neredeyse

    KOCA: Kızımız deme o senin kızın Kahvede bile herkes benimle dalga geçiyor, “kız babası” diye Çok zoruma gidiyor Üstelik çocuk 2 yaşına geldi, çarpım tablosunu bile bilmiyor

    AV: Bu tartışma uzar gider Siz kararınızı verin, beni de boş yere yormayın Biz sekreterimle egzersiz yapacağız daha Evet hanımefendi, boşanmak istiyor musunuz ?

    KADIN: Tabi ki gururlu, şerefli bir insan olarak, beni sevmeyen benle yaşamak istemeyen biriyle evli kalmak istemem




  4. Ziyaretçi
    Dekorahne ortasında küçük bir masa durmaktadır.Masanın üzerinde bir kaç kitap,eski püskü görünen kağıtlar gözükmektedir.Masanın yanında bir sandalye durmaktır.
    (Sahne mümkün olduğunca karanlıktır.Sandalyede bir adam oturmaktadır.Kendi kendine konuşmaya başlar.)
    -Hiç biriniz bana inanmıyorsunuz,aslında beni bir dinleseniz(Üzgün)Anlayacaksınız neler olup bittiğini.Hepiniz,ama hepiniz deli diyorsunuz bana.(Bağırarak)Ben deli değilim,asıl deli olan sizsiniz.Bunu o koca kafanıza sokun !(Bir kaç saniye düşünür,arkasına döner,çıldırmıştır)Tamam,tamam özür dilerim.Biliyorum sizinle böyle konuşmamam gerekirdi.Ama bir türlü kendimi tutamıyorum.(Seyircilere dönerek bağırır)Beni dinleyin ! Belkide içinizden bazıları bunu çok komik bulabilir.(İsyankar bir şekilde)İnsanlara saygınız olsun biraz.Siz(Seyircileri göstererek,öne doğru bir adım atar)SizUnut gitsin,bunları bana düşündürdüğünüz için kendinizden utanmanız lazım.(Gülerek)Orada mısınız ? Hey,size diyorum.(Masadaki kağıtlardan birini alır ve okumaya başlar)
    Utanırım,
    Utanırım fıkaralıktan,
    Ele, güne karşı çıplak
    Üşür fidelerim,
    Harmanım kesat.
    (İç çeker,birden duygulanır)AhhNe demiş Ahmed Arif ? UtanırımEvet bende utanırım,utanırım işte.Belkide en büyük zaafım bu benim.Size diyorum bir tepki verin bana.Bazılarınız şöyle düşünüyordur,"Şizofren bu adam,delirmiş olmalı !"belkide doğrudur dedikleri.Şizofrenimdir ben !(Çıldırır,sahne ortasında dönüp durur)Hem kime ne.Şizofren olan benim.(Düşünür kendi kendine korkar)Tamam,kızmayın bana.Gitmeyin ! Durun sakın yalnız bırakmayın beni. Sizde olmazsanız başka kim dinleyecek beni ?(Düşünür bir kaç saniye boyunca)Hayır,olamaz bu.Olamaz ! Beni delirtmeye çalışıyorsunuz.Beni delirtip sonrada bütün eserlerime el koyacaksınız değil mi ? (Masadaki kitapları alır eline sıkıca kavrar,bağırır)Buna izin vermem,Dünya'daki tek hazinem onlar benim.Eğer içinizden bunun aksini iddia eden varsa geçsin karşıma.(Çıldırır,aynı yuvarlak içinde döner durur 1 2 dakika böyle geçer)Tamam,kızmayın bana.Çok strestli bir dönem geçirdim ben.Beni anlamanız pekte mümkün değil.Zaten beni anlamanız mühim de değil !(Müzik girer,adam şarkıyı mırıldanmya başlar)Evet,evet ben en iyisiyim.Senle gökyüzüne uçalım,güneş ve yıldızlara el sallayalım.Lalaaİşte budur beni sakinleştiren,sadece bir şarkı.Peki ya siz ? Sizi ne sakinleştirir ?(Seyircilerden bazılarını gösterir,bir bayanı)Evet hanımefendi,siz nasıl sakinleşirsiniz ?(Cevap alamayınca sinirlenir)Size diyorum,dinlemiyor musunuz beni ? Dinlemiyorsanız dinlemeyin.Hep yalnız başımayım zaten ben.Tamam içimdekileri dökmem lazım,beni yok eden bu manasız anıları unutmam lazım.Ama unutmamın tek yolu bu anıları hatırlamak.Lanet olası şu anılar(İç çeker,hüzünlenir)Ben daha henüz küçük bir çocukken,şirin bir köyde yaşardım.Nehirler,buz gibi ırmaklar,bin bir çeşit meyvesiyle ağaçlarla kaplıydı bu köy.Her gün nehirlerin,ırmakların yanına gider,saatlerce bana huzur veren dalga seslerini dinlerdim.(İç çeker)AhhNerede kaldı o günler ? Her neyse,devam edin beni dinlemeye.Nehirlerin seslerini dinledikten sonra,meyve ağaçlarının gölgesinin altında oturur,elime bir kitap alır ve okumaya başlardım.En büyük tutkumdu bu.Sonra akşama doğru,küçük şirin evime götürmek için beni almaya gelirdi annem.(İç çeker,adeta inler)Annem(Kaptırır kendini bir kaç kez tekrarlar aynı kelimeyi)İşte bütün günlerim böyle geçerdi benim.Babam mı ? (Ağlamaklı olur)Ben daha doğmadan bir savaşta ölmüş babam,çok onurlu ve yakışıklı bir adammış.Herkes övgü ile bahsedermiş ondan.Sonra o lanet olası günde,ben yine yeşilliklerin altında kitap okurken annemin ne zaman beni almaya geleceğini düşünüyordum.(Sesi kısıldı)Çok geçmeden annemin çalıştığı konağın diğer hizmetçisi olan yaşlı kadın geldi yanıma.Kekeliyordu.Ne oldu diye sordum ona ? Annem nerede diye inledim adeta karşısında.(Devam edemez konuşmaya,yarım dakika boyunca kendine gelemez,sonra devam eder anlatmaya)En sonunda acı gerçekle karşılaştım.Annem ölmüş,ölmüş,ölmüş,ölmüştü(Çıldırır,bağırarak)Evet annem ölmüştü.O günden sonra yetim kalmıştım.Bana kimse sahip çıkmamıştı.Bende her gün ırmakların yanındaki kayalıklarda oturur,acıklı acıklı şarkılar söylerdim.Sonra Temmuz'un sıcak günlerinden bir gün kahpe Amerikan askerleri geldi köyümüze.Köyümüzün eşsiz güzellikleri çıldırtmıştı adeta onları. Türkiye'de böyle güzel bir yer olmasına dayanamamışlardı.Vahşice yok etmişlerdi köyümüzü.Tüm insanlar ölmüştü.Tek ben,tek ben,yalnız başıma kalmıştım.İşte böyle benim hikayem.Hala bana deli diyenleriniz varsa içinizde,annesine ve babasına ailesine,yurduna gereken önemi ve değeri vermeyen,hemen buradan çekip gitsin.Korkarım ki onu fark edersem(Bağırarak)Öldürürüm !(Bir ses duyulur)
    Ses:Oğlum yapma,dur oğlum ben geldim annen.
    (Çıldırır adeta)Git anne git,aklımı karıştırıp durma.Hem ben göremiyorum seni.Uzaklaş buradan anne.YoksaYoksa
    Ses:Yoksa ne oğlum ? Seni özledim,görmeye geldim,özledim seni.En sonunda elime geçti bu fırsat.

    (Çıldırmış bir şekilde bağırarak)Hayır,hayır delirmiş olmalıyım ben.Zihnimden gelen bu sesler beni öldürecek,hepsi bir rüya ürünü.Olamaz bu,olamaz(Çıldırmıştır perde arkasında ki silahı alır ve kendisine doğrultur,sonra tetiğe basar,yere yığılır,ölmüştür.)

  5. Ziyaretçi
    EDEB YÂ HÛ(tek perdelik oyun)

    KONUSU VE AMACI: ÂDÂB-I MUAŞERET KURALLARININ, ÇEVRE TEMİZLİĞİNİN ÖNEMİNİN ÖĞRENCİLERE BENİMSETİLMESİ.

    TÜRÜ: KOMEDİ

    OYUNCU KADROSU:

    MAYKIL(lise öğrencisi, her yönüyle olumsuz bir tiplemedir. Bütün toplumsal kuralları ihlal etmeyi amaç edinmiş biridir.)

    MAYKIL’IN ARKADAŞI ARİF(lise öğrencisi, örnek davranış sahibidir.)

    TEMİZLİK GÖREVLİSİ(orta yaşlı bay. Bıyıklıdır, elinde çalı süpürge vardır. Üzerinde, çöpçü kıyafeti vardır.)

    KAMİL DEDE(YAŞLI BİR AMCA, ak sakallıdır, elinde bastonu vardır, bilge biridir. Anadolu ağzıyla konuşmaktadır.)

    Maykıl, sahneye girer. Sahne ışıkları üzerindedir. Diğer ışıklar kapalıdır. Üzerinde öğrenci kıyafeti vardır. Dağınık bir görüntüsü vardır. İki adımda bir tükürmekte, balgam çıkarmaya çalışmaktadır. Gömleğinin bir kısmı dışarıdadır. Tüküre tüküre sahnenin orta yerine kadar gelir. Sahnenin ortasında yan yana iki tane bank vardır. Banklardan birine oturur. Biraz sonra yanındaki banka yaşlı bir amca gelir oturur. Bu arada Maykıl, tükürmeye devam etmektedir. Banka oturduktan sonra da çekirdek yemeye, çöpünü, seyircilere doğru atmaya başlar. Yerlerde çöpler vardır. Hatta bu çöpler biraz abartılıdır. Cips poşetleri vb.

    KAMİL DEDE(Biraz sinirli bir tavırla…) Yeter be yeter, tükrük böceği misün evladum, edeb ya hu, berbat etdin muhidimizi,

    MAYKIL: Ne diyon ya babalık, Türkçe şeyittir de anlayalım, okey mi babalık,

    KAMİL DEDE: Hey gidi gurban olduum Mevlam(alaylı bir ifadeyle elini sallayarak), Türkçe gonuşana da bak, şeyitmekmiş, okeymiş, bunları mektebde mi öğretiyirler size?

    MAYKIL: Abarttın be dede, takılıyoruz işte muhabbetine,

    KAMİL DEDE: adın nedir yavrim, gaça gidiirsen?

    MAYKIL: Adım Maykıl, dede; ya sizin?

  6. Ziyaretçi
    VİZONTELE AİLESİ
    Işıklar açılır. Emin kanepede oturmuş TV seyretmekte.
    EMİN- Hanım!Hanım!
    SAFİYE-(Salona girer)Efendim ne var?
    EMİN_Program başladı.
    SAFİYE-Ne çabuk başladı.(Kanepeye oturur)
    EMİN-Haydi aslanlarım göreyim sizi.

    Sağ ve sol tarafta bir masa. Masanın sağında üç erkek solunda ise üç erkek oturmuştur.

    REHA - ( masaların ortasından alkışlarla sahneye çıkar) Ben,Ortadoğu ve Kafkasların en iyi sunucusu REHA Kışkırtan, yepyeni bir programla tekrar karşınızdayım. Türkiye’de izlenme rekoru kıran “Sataşma Hattı” adlı
    programımızda bu akşam kadın haklarını tartışacağız.- Seviyeli ve tarafsız, tekrar tekrar söylüyorum; seviyeli ve tarafsız sunucunuz ben REHA Kışkırtan seviyeli hatta seviye üstü konuklarımızla size seviyeli bir tartışma programını seyrettireceğiz. Ve yine reyting rekorlarını kıracağız. Şimdi isterseniz konuklarımızı tanıyalım.
    (Kadınların tarafına dönerek fevkalade kibarca ) Önce hanımefendileri tanıyalım.
    Kadınları Erkeklerin Şerrinden Koruma Derneği Başkanı ( sesini yükselterek) ÇAĞDAŞ Güler.
    Erkeklerle Savaşma Derneği Başkanı MELAHAT Savaş, son olarak
    Gazeteci yazar AYŞE Zır cahil.

    Sağ yanımda Delikanlı Erkek Partisi genel başkanı DAVUT Karaali,Kadına Karşı Sonuna kadar Savaş Demeği Başkanı ZALİM Çokkonuşur. Son olarak gazeteci yazar MÜMTAZ BOŞYAZAR.Hepiniz hoş geldiniz . Sözü fazla uzatmadan tarafsız ve seviyeli programımızı başlatıyorum Önce bayanlarla başlayalım. ( AYŞE hanıma döner) sayın AYŞE Zırcahil , sizce kadınlarımız neden erkeklerin baskısı altında yaşıyor? ( sesini yükselterek) şu erkeklerin haddini bildir.
    AYŞE - (elindeki kalemiyle)20 yıldır araştırmacı gazetecilik yapıyorum şu kendini akıllı zanneden erkeklerin neden baskı yaptığını bir türlü anlayamadım.

    MÜMTAZ - (gülerek) soyadınızdan belli AYŞE Hanım! Zır cahilsiniz de onun için anlayamadınız.
    AYŞE - REHA bey, bu adam bana resmen hakaret ediyor.
    REHA - ( seyircilere dönerek) sayın seyirciler tarafsız ve seviyeli bir sunucu olarak bu duruma müdahale etmek zorundayım. ( MÜMTAZ dönerek) MÜMTAZ Bey, AYŞE Hanıma fiilen hakaret ettiğiniz için size sarı kart gösteriyorum. ( AYŞE Hanıma döner ve kibarca ) AYŞE Hanım bize verdiğiniz bu ayrıntılı, derin ve eşsiz bilgilerden dolayı teşekkür ediyorum. MELAHAT Hanıma dönüyoruz. Evet MELAHAT Hanım Erkeklerle Savaşma Derneği Başkanı olarak bize çalışmalarınız. hakkında bilgi verir misiniz? seviyeli ve tarafsız programımızda şu erkeklerin ne kadar zorba olduklarını açıklar mısınız?
    MELAHAT—Derneğimiz kadınların erkeklerin kölesi olmadığını kanıtlamak ve yıllarca bizi bir hizmetçi parçası gibi gören zorba erkekler karşı var gücümüzle mücadele etmek için kurulmuştur.
    ZALİM—Ateş olsan cirmin kadar yer yakarsın ulusal kurtuluş mücadelesi mi bu ne mücadelesi.
    REHA –ZALİM Bey lütfen bayanın sözünü kesmeyin.
    MELAHAT—Görüyor musunuz REHA Bey erkek denilen yaratıklar bir tartışma programında dahi kadınlara susturma yoluyla haksızlık yapmaya çalışmaktadır; ama biz burada yetmiş milyonun karşısında susmayacağız.
    REHA-Bravo bravo! Hani alkış, alkış yok mu?
    ÇAĞDAŞ—Biz kadının onurunu ezdirmeyeceğiz. Bir lokma ekmek için onurumuzu ezeceğimize erkekleri ezeriz.
    ZALİM—Allah Allah patates ezmesi mi yapacaksınız. Biz patates mi olduk.
    ÇAĞDAŞ—Hayır efendim insan onurunu hiçe sayan yozlaşmış ve çürümüş beyninizi ezeceğiz.
    ZALİM –Ezdiğiniz o beynimizin üzerine hardal ve keççap döktükten sonra vahşice yersiniz herhalde
    ÇAĞDAŞ—Hayır efendim biz yemeyeceğiz size yedireceğiz.
    REHA—Evet bayanlar baylar çok iyi gidiyorsunuz devam edin devam edin.
    ÇAĞDAŞ--Tarlada, bahçede çalışan biz, yemeği yapan biz, bulaşığı yıkayan biz, çocuğu doğurup büyüten biz .
    MÜMTAZ ~ ( alay edercesine )-Ne yani çocuğu da biz mi doğuralım?
    REHA-Gerekirse doğuracaksınız tabi.
    ÇAĞDAŞ -(sinirli) Beyefendi siz konuyu saptırıyorsunuz. Daha sözümü bitirmedim. Sabredin sözümü bitireyim. Bütün işleri bize yaptırmanız yetmiyormuş gibi bir de üstüne temiz bir dayak çekersiniz.
    ZALİM - Ne demişler kocanın vurduğu yerde papatya yetişir. Şey neydi o ya haa gül bitermiş.
    AYŞE - Ben kocamdan 5 yıl dayak yedim. Değil gül, gülün dikeni bile görünmedi.
    DAVUT -İyi dövememiştir, ondandır.
    MELAHAT --Siz erkekler, hepiniz birer haydutsunuz.
    ÇAĞDAŞ - Hayır kesinlikle hayır, haydutlara hakaret ediyorsunuz.
    REHA - Evet, evet işte bu devam edin. Reyting reyting!
    MÜMTAZ – REHA bey izin verin de biz de konuşalım. Buraya armut toplamaya gelmedik.
    AYŞE - Olur mu canım, ayıların başka ne işi olabilir?
    MÜMTAZ - Biz buraya hakaret de dinlemeye gelmedik.
    Davul - Evet REHA Bey, hakaret dinlemeye gelmedik. Hep bayanlara söz hakkı veriyorsunuz.
    MELAHAT – Bize mi söz hakkı verildi? Siz doğru dürüst bir kelime dahi konuşmamıza izin vermediniz. Önce medeni insanlar gibi dinlemeyi öğrenin.
    REHA - Bravol Bravo, Bravo hani kartlar? erkekler, 2. sarı kartı da aldınız. Artık konuşmalarınıza dikkat edin. Bayanlara karşı biraz daha kibar olun. Kadınlar ne dese haklıdır. Onlar bizim canımız, ciğerimiz; kaşımız, gözümüz; burnumuz kulağımız. Çok güzel konuştum öyle değil mi? Hatta müthiş konuştum. Hani alkış, hani alkış? Bana alkış yok mu ? Bana bana ! Ben tarafsız ve seviyeli sunucunuz şimdi de sözü erkeklere bırakıyorum. Önce ZaIim beye sormak istiyorum. Sizce çağımızın modern toplumlarında kadınların ne gibi sosyal hakları vardır?
    ZALİM - Efendim bu konuda (sözÜ kesilir)
    REHA - (Zalim’in sözünü keser) Bu konuda kadınlara hak verdiğinizi söylüyorsunuz.Anladık beyefendi teşekkür ederim. Lütfen ZALİM Beyi verdiği eşsiz bilgilerden dolayı alkışlayalım .Şimdi de MÜMTAZ beyin görüşlerini alalım. (MÜMTAZ beye dönerek) buyurun MÜMTAZ bey sizi dinliyorum.
    MÜMTAZ-- (konuşmaya hazırlanır) kadınlarımızın (sözü kesilir)
    REHA – Kadınlarımızın haklarına saygı gösterelim, öyle mi ? Teşekkür ederiz, teşekkür ederiz vermiş olduğunuz bilgiler için Lütfen MÜMTAZ Beyi de alkışlayalım. Şimdi de DAVUT beyin kadınlarla ilgili görüşünü soralım. Buyurun DAVUT bey
    DAVUT -Efendim bildiğiniz gibi
    REHA - Madem biliyoruz anlatmanıza gerek yok.
    DAVUTl -(Sinirli bir şekilde masaya vurarak) olmaz böyle REHA bey! Bırakında da sözümü bitireyim,
    REHA - Biz ne demek istediğinizi Şıp diye anladık. Allah'ın verdiği nefesi boşa tüketmeyelim,
    Davul - Peki ne demek istedim, bana izah eder misin?
    REHA - Şey Evet neyse… Hemen AYŞE hanımla devam edelim. (kibarca) AYŞE hanım can kulağıyla sizi dinliyoruz.
    AYŞE - Artık kadının özgürleştiği araba reklamından sakız reklamına kadar birçok alanda kadının cinsel bir obje olmadığı bir dünya istiyoruz.
    ZALİM- Seni reklamlarda oynatmaya zorlayan mı var? oturun evinizde kocanızın ayaklarını yıkayın.
    MELAHAT - Evet beyefendim zorlayan var. Erkeğin kölesi olmaktansa sakız reklamında
    oynamayı tercih ederim. Böylece ayak yıkama derdinden de kurtuluruz .. Yaşasın kadının özgürlük mücadelesi.
    Reha-- Evet, sayın seyirciler kadınlara yapılan bu insafsızlığı kınıyorum kahrolsun insafsız erkekler! Kahrolsun kadın düşmanı erkekler! Hani alkış, bana alkış yok mu ? Şimdi de
    ÇAĞDAŞ Hanımın görüşlerini alalım.
    ÇAĞDAŞ- ( erkekleri işaret ederek) Erkek denilen yaratıklar hem kadını kapı dışarı eder hem de onları neden şu işte bu işte çalışıyorsunuz diye eleştirir1er.
    MÜMTAZ - Evinizde efendi efendi oturursanız kimse sizi kapı dışarı etmez.
    ZALİM - hangi işi yapacağınıza elbette biz karar veririz.
    MELAHAT –biz sizin köleniz miyiz? Söylesene köleniz miyiz?
    DAVUT- Köle değilsiniz ;ama her istediğinizi de yapamazsınız.
    REHA - Çok iyi, harikasınız. Devam edin devam edin.
    AYŞE ----Siz erkek milleti neden her istediğinizi yapıyorsunuz.
    MÜMTAZ - ( Kol kaslarını göstererek) Çünkü biz güçlüyüz. Gücümüz onurumuzdur.
    ÇAĞDAŞ - Güçlü olanın haklı olduğu bir sistemde adalet yoktur, eşitlik yoktur.
    MELAHAT - Zorbalar. zalimler adaletten ne anlar?
    DAVUT-- Ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun!
    MELAHAT-- Ne o ? yoksa her yerde olduğu gibi burada da mı bizi döveceksiniz ?
    MÜMTAZ - Diliniz uzamış da uzamış !
    AYŞE -Hakkımızı savunuyoruz diye dilimiz mi uzamış oluyor?
    M.zalim - Ge1irsem oraya dilinizi koparırım !
    AYŞE ---- Yaa Erkek milletinin aydınları dahi dayağa başvuracak, öyle mi?
    ÇAĞDAŞ - Şiddetin önüne geçecek olan şiddetin uygulayıcısı oluyor.
    MELAHAT - Siz kadınlara el kaldırılmayacağını bilmiyor musunuz?
    MÜMTAZ- (A yağa kalkar)Tabi ki biliyorum kadınlara el kaldırılmaz, ayak kaldırılır.
    REHA -(Sakinleştirmeye çalışır) Bayanlar baylar, lütfen sakin olun, sakin olun! Oturun lütfen
    yerinize. Seviyeli ve tarafsız programımıza gölge düşürmenizi kınıyorum.
    M. ZALİM - Buna tarafsız mı diyorsunuz? O zaman taraflı programınızı görsek!
    MÜMTAZ - Evet REHA Bey, acaba taraflı programınız nasıl oluyor? Doğrusu merak ediyorum.
    REHA: Beyler ayıp oluyor ama Benim tarafsızlığım dillere destan .
    DAVUT-Tabi tabi belli oluyor. Belli oluyor zaten.
    REHA -- Ben tarafsız ve seviyeli bir insan olarak kadın erkek eşitliğini savunduğum için benim kadınların tarafını tuttuğumu zannediyorsunuz. Halbuki ben tarafsızım.Öyle değil mi bayanlar?
    ÇAĞDAŞ - REHA Bey sizin gibi düşünmediği için onu suçlama yoluna gidiyorsunuz.
    MELAHAT - Evet, REHA bey kadın erkek eşitliğini savunduğu için sizin gibi çağdışı kalmış taş devri insanlarının zoruna gidiyor.
    MÜMTAZ - MELAHAT Hanım ya ben bu eşitlik meselesini anlayamadım rica etsem bana bu eşitlik meselesini anlatır mısınız?
    REHA - MELAHAT Hanım haydi göreyim sizi.
    MELAHAT - Tabi efendim memnuniyetle. Erkeğin her yaptığını kadın da yapabiliyorsa demek ki ortada eşitlik vardır.
    ZALİM - şimdi siz bizim her yaptığımızı yapmak mı istiyorsunuz?
    MELAHAT - Evet, bu bizim en doğal hakkımız.
    ZALİM - Onun için mi eşitlik istiyorsunuz?
    MELAHAT - - Evet

    ZALİM - Bizim her yaptığımızı yapmak mı istiyorsunuz, öyle mi ?
    MELAHAT - Evet dedik ya !
    M,Zailm - iyi o zaman bir zahmet bizim yerimize askere de gidersiniz .
    MÜMTAZ -İnşaatlarda kazma kürekle de çalışırsınız
    DAVUT;- Tarlayı sürmek, odun kesme gibi işleri de yaparsınız.
    ÇAĞDAŞ - Yani O kadar da değil.
    MÜMTAZ - Peki ne kadar? Bu eşitliğinde bir ölçüsü mü var? kaç gram yoksa metreyle mi ölçülüyor?
    DAVUT-- Metre getirin metre yok mu ? Ne kadar istiyorsanız hayrımıza verelim.
    AYŞE -- Bizim anladığımız eşitliği metreyle ölçemezsiniz; fakat beyninizin düşünme gücünü ölçebiliriz.
    DAVUT - Öyle mi, peki söyler mısınız düşünme gücümüz ne kadar ağır?
    AYŞE -- Tabi memnuniyetle. Kuş beyninin çeyreği kadar.
    REHA--Değerli konuklarımız lütfen! Konumuz beyin değil kadın hakları, kadın hakları…
    ZALİM - Kuş beynine sahip olanın kim olduğu belli oluyor. Bakın konuyu dahi unutabiliyorlar. Beyinsizler!
    REHA --(sinirli) ZALİM Bey!
    ZALİM - ( Kızgın ve saldıracakmış gibi) Efendim REHA Bey!
    REHA -- ( Korkarak bir adım geriye çekilir.) Şey yani düşüncenizi alacaktım da .
    ZALİM - Pardon neyle ilgili?
    REHA--Tabi ki konumuzla ilgili
    M ZALİM - Haaa Kadınlar… Biz erkekler kadınlara yüz verdikçe onlar 900 istiyorlar. Onun için onlara 100 vermek doğru değildir. .
    ÇAĞDAŞ- Senin yüzünü görmek isteyen mi var? Sen hiç aynada yüzüne baktın mı ? Suratsız!
    MÜMTAZ - Hoop ! Orda dur! kimse benim arkadaşıma suratsız diyemez.
    DAVUT-- Evet efendim diyemez!
    ÇAĞDAŞ-Çok haklısınız maymunlara hakaret etmiş oluyoruz.
    ZALİM- Sizin gibi estetik ameliyata muhtaç olmayan (yüzünü işaret ederek) doğal ve pürüzsüz yüzler tabi hoşunuza gitmiyor.
    MÜMTAZ - Hanımefendiler şu anda cümle alemin seyrettiği simalarınız acaba kaçıncı imalat, kaç defa bıçaklarla boğuştu ?
    ÇAĞDAŞ – Biz kadınların güzellik için ameliyat yapmalarına karşıyız.
    DAVUT- Öyle mi ? Peki neden o zaman estetik doktorları mesai üzerine mesai yapıyorlar?
    REHA - Bayanlar baylar yine konuyu saptırdınız. Lütfen asıl konumuza dönelim (ÇAĞDAŞ'a kibarca) ÇAĞDAŞ Hanım sizinle devam edelim
    MÜMTAZ - REHA Bey yeter artık bırak biraz da biz konuşalım.
    REHA (alayımsı) Tamam ya konuş bakalım, ne konuşacaksan?
    MÜMTAZ- Kadınlar bizim canımız cananımız. Sevda masallarının prensesleri.yüreklerimizin baş tacı, gönül bahçelerimizin gülleri ;fakat…
    ÇAĞDAŞ - Beyefendi sizin ateşiniz mi yükseldi?
    MÜMTAZ - Hanımefendi bırak da sözümü: bitireyim. Dikkat ettiyseniz orada fakat dedim. Fakat siz hariç.
    MELAHAT - REHA Bey siz bunları Tımarhaneden mi getirdiniz.
    REHA—Evet ne yapayım başka adam bulamadım
    DAVUT - Hayır Efendim, biz bu hastalıkların doktoruyuz.
    ÇAĞDAŞ—Beyefendiler kendilerini doktor zannediyor.Reha Bey, bunların acilen psikolojik tedavi görmeleri gerekir.
    ZALİM - Allah'ım sen bize sabır ver, sabır.
    ÇAĞDAŞ-Yanlış söylediniz beyefendi. Bize akıl ver diyecektiniz.
    REHA- Bayanlar baylar lütfen susalım artık çünkü programımız burada sona eriyor. Sayın seyirciler seviyeli hatta seviye üstü; tarafsız hatta tarafsız Üstü bir program seyrettiniz bir başka programda buluşmak üzere tarafsız ve seviyeli kalın .




    EMİN—Ya siz kadınlar var ya kitabıma defterime birer şeytansınız.
    SAFİYE –Nedenmiş o? Şimdi biraz önceki tartışma programında kadınlar erkeklere karşı gelip zorbalığı kabul etmediği için şeytan mı oluyor.
    EMİN—(sinirli)Ne zorbalığı! Hepiniz nankörsünüz.Sizi giydiririz, yediğiniz önünüzde yemediğiniz arkanızda, sıcak bir yuvada yaşatırız, ondan sonra bir tokat vurduk diye zorba oluyoruz.
    SAFİYE—Bir tokat olsa neyse . Olan sizin kadınlara yaptığınızı ne Amerika Iraklılara ; ne de İsrail Filistinlilere yapmış.
    EMİN—Fesuphanallah ,fesuphanallah ! Ya senin çenen bu televizyondaki kadınların çenesinden bile çok çalışıyor.
    SAFİYE—Tabi biz hakkımızı savunduğumuzda çenemiz çok çalışmış oluyor.
    EMİN—Yok yok ben kadınların çenelerinin neden çok çalıştığını anladım.
    SAFİYE—Ya gerçekten mi?Bilim adamımız acaba bize nedenini açıklayabilir mi?
    EMİN—Vallahi de billahi de sizin çeneleriniz jeneratörle çalışıyor. Elektrikler kesilse dahi jeneratör devreye giriyor çeneler son vitesle çalışmaya devam ediyor.
    SAFİYE—Hiç olmazsa bizim çenemiz beynimizle orantılı çalışıyor. Sizde çene, boş teneke gibi sadece ses çıkartıyor.Hele sor nedenmiş?
    EMİN—Sormuyorum.
    SAFİYE—Sormasan da cevabını vereceğim. Çünkü sizde beyin yok.Beyin olmayınca da konuşmalarla fikirler birbiriyle uyuşmuyor.
    EMİN—Yok ya! Çok felsefi konuşuyorsun anlayamıyorum.
    SAFİYE—Anlamazsın tabi! Dedim ya beyin çalışmıyor ki nasıl anlayacaksın Bütün hatlar kapalı.
    EMİN—( Ayağa kalkar elini kaldırır) Allahım ben ne günah işledim ki bana bu durmak bilmeyen çeneyi musallat ettin.

    Bu arada kot pantolonlu ve üzerinde kot ceketli kızları içeri girer.

    BESNA—Anneciğim babacığım hayırdır, gene savaş mı var?
    SAFİYE—Evet kızım yine savaş var.Baban kadınların esaretten kurtulma mücadelesine kafayı taktı. Saltanatı elinden gider diye kabuslar görmeye başladı.
    EMİN—(Kızına bakar ve şaşkınlıkla) Aman Allah’ım bu ne?
    BESNA—Ne oldu baba?
    EMİN—Kızım bu ne hal? İstanbul sosyetesi buraya mı taşındı?
    BESNA—Baba ya ne sosyetesi?
    EMİN—Kızım bu ne biçim kıyafet .Kotlar motlar… Sınıf mı atladık? Burjuva mı olduk?
    BESNA—(umursamaz bir şekilde ) Amaaan baba!Zevkim bu, zevkim hoşunuza gitmiyorsa ben ne yapayım.
    EMİN—Zevkin buymuş öyle mi?
    BESNA—Evet.
    EMİN—Öyleyse ben de zevk bahanesiyle işe iç çamaşırlarımla gideyim ne dersiniz.
    BESNA—(gayet doğal bir şekilde )Olur babacığım. Ben sana karışamam.
    EMİN—(sinirler gerginleşir)Yani izin veriyorsunuz.
    BESNA—İzin ne kelime baba isterseniz onları da giymeyin.
    EMİN—(sinirli ) Yeteeeer!Sen benimle dalga mı geçiyorsun?
    SAFİYE—Ne bağırıyorsun, kıza sağır mı var karşında?
    EMİN—Ha! Bir sen eksiktin.
    SAFİYE—Ne olmuş yani kızım modayı takip ediyor diye onu dövecek misin?
    BESNA—(böbürlenerek) Evet baba ben modayı takip ediyorum. Artık çağdaş olmamız lazım. Değişim olmadan da çağdaşlık olmaz.
    EMİN—Ya öyle mi? Berduş aşireti ne zamandan beri modayı takip eder oldu. Olan daha dün pantolonun ne olduğunu bilmiyordunuz.Şimdi pantolon giydiniz diye çağdaş mı oldunuz.
    SAFİYE—Berduş aşireti sizin Piyan aşireti gibi dar kafalı değil.

    Bu arada evin akıllı, bilgili ve kültürlü oğlu içeri girer.

    HAKAN—Berduş aşireti ile Piyan aşireti yine çağdaş medeniyeti tartışıyorlar.Anneciğim babacığım siz tartışmanıza bakın.Ben şöyle oturup kitabımı okuyacağım. Beni yokmuş farz edin.
    EMİN—Nerde kalmıştık.Ha şimdi Berduş aşireti etek yerine pantolon giydi diye çağdaş mı oldu?
    BESNA—Hayır baba. Artık abartılı kapalı giysiler giymek çağdışı kaldı.Biraz açılıp saçılmak lazım
    EMİN—Kızııım.
    BESNA—Efendiiiim baba.
    EMİN—Desene Afrika ‘da üzerlerine doğru dürüst bir giysi bulamayan kadınlar dünyanın en çağdaş insanlarıdır da biz bilmiyormuşuz.
    SAFİYE—Ne alaka Emin bey!
    EMİN—Nasıl ne alaka kızına göre açılıp saçılmak çağdaşlık ise en açık seçik kadınlar Afrika‘da olduğuna göre en çağdaş kadınların da onlar olması gerekir.
    HAKAN—Babama katılıyorum.
    BESNA—Of of of!
    SAFİYE—Üzülme kızım. Baba gene kafayı yemiş ,kusuruna bakma .
    EMİN—Ben kafayı yedim yoksa dünyadaki değişimi fiziksel değişime bağlayanlar mı yedi.
    HAKAN—Tabi ki fiziksel değişimi, kültürel değişimi olumlu değişim diye önümüze serenler kafayı yedi.
    EMİN—Dünya Ademden bu yana savaşlarla yaşıyor. Değişen tek şey ne, biliyor musunuz.
    HAKAN—Savaşın araç ve gereçleri.
    SAFİYE—Alakaya lahmacun
    EMİN—Evet savaşın araç ve gereçleri. Aferin oğlum. Hata eskiden savaşlarda sadece askerler ölürdü.
    HAKAN—Şimdi ise adına modern yüzyıl dediğimiz çağda yüz binlerce sivil insan ölüyor.
    EMİN—Değişen ne oldu sadece görünüş.
    HAKAN—Beyinler hep aynı kaldı.
    EMİN—Evet beyinler hep aynı kaldı.Aferin oğlum seninle gurur duyuyorum.

    Bu arada evin serseri oğlu içeri girer televizyonun karşısına geçer TV izler.

    FERHAT—Selamın aleyküm.
    EMİN—Aleykümselam. Hoş geldin oğlum
    FERHAT—hoş bulduk baba.

    Eminin cep telefonu çalınır.

    EMİN—Efendim…evet… Benim oğlum mu… yanlışınız var… hayır hayır… eminim… Benim oğlum böyle şeyler yapmaz.(telefonu kapatır)
    EMİN—Hayırdır inşallah kimdi telefon açan?Yok bir şey mahallede düğünü olan komşumuz. Saçma sapan şeyler söyledi.Efendim oğlunuz düğünde iki kişinin cep telefonunu almış, kavga çıkartmış, birini dövmüşler…Yok daha neler.
    SAFİYE—Eeee!
    EMİN—Eeesi benim oğlum böyle şeyler yapmaz dedim. Değil mi oğlum?
    FERHAT—Evet baba iftira ediyorlar. Ben senin biricik oğlunum .Hiç böyle bir şey yapar mıyım?
    SAFİYE –Bana hiç de iftira gibi gelmiyor.
    EMİN—Gene maydanozluğunu konuşturuyorsun.
    SAFİYE—Tabi mesele oğlun olunca sütten çıkmış ak kaşık. Kızın olunca da neden boynun eğri.
    EMİN—Hayır efendim ayrım yapan sensin.Kızına terbiye vermeyip sosyetik ahlakı öğretirsin.Oğluna gelince yerden yere vurursun.
    SAFİYE—Neden peki araştırıp soruştur muyorsun? Kaç gündür oğlunun bazı çetelere katıldığını duyuyorum.
    EMİN—(alayımsı)Çete mi, ne çetesi bu? Yoksa Susurluk çetesi mi?
    FERHAT—Eee yeter be buraya sizin kavgalarınızı dinlemeye gelmedim.Bir program dahi izlettirmediniz.Gidiyorum işte.
    EMİN—Oğlum yemek yemeden nereye gidiyorsun.
    FERHAT—Aç değilim baba.
    EMİN—(Cebinden parayı çıkarır) Al o zaman şu parayı dışarıda bir şeyler alıp yersin.
    FERHAT—(Bir çırpıda alır) Allah razı olsun baba.
    SAFİYE—Oh ne güzel! Hırsızlığa ödül veren baba olarak tarihe geçersin.
    EMİN—Benim oğlum öyle şeyler yapmaz.(Ceketin giyer)Bismillah , senin dırdırından kurtulmanın tek yolu dışarı çıkmaktır.
    SAFİYE –Tabi canım !ne demesin .Gene okey oynama vakti gelmiş. Bahane de hazır. Dırdırımdan kaçıyormuş.
    HAKAN—Anne !.
    SAFİYE-- efendim oğlum.
    HAKAN—Ben okey oynamasını biliyorum.
    SAFİYE –Bilmesen daha iyi edersin oğlum.Baban gibi okey hastası olma.
    HAKAN—Ha ha ha güldürme beni anne. Elhamdullah benim zekam yerinde.
    SAFİYE—Sen ne diyorsun kızım git başımdan.
    HAKAN—Ama anne gelişmiş ülkeler zeka özürlü olanlara bu oyunu oynatıyorlar.
    SAFİYE—Tamam kızım zaten babanın da böyle bir sorunu var.
    HAKAN—Anne babam benim giyimime neden karışıyor.
    SAFİYE—Üzülme kızım babanın saltanatını er geç yıkacağız.Krallık rejimleri anti demokrat rejimler nasıl yıkıldıysa babanın iktidarı da Allah’ın izniyle yıkılacak.Sen şimdi çık dinlen biraz.

    2. Sahne

    SAFİYE—(Elinde süpürge türkü söylemekte, bazen süpürgeyi mikrofon gibi tutar)Amediye keyf xweşe guzele gezele heyyy!
    EMİN—Hayrola Safiye Hanım!Sabah sabah bu neşeli halinize sebep nedir? İbrahim Tatlıses’ten kaset teklifi mi aldın ?
    SAFİYE—Hayır efendim dünkü programı hatırladıkça o erkeklere gülesim geliyor.erkeklerin iktidarı yıkılıyor.
    EMİN—Yıkılıyormuş.Asıl senin o kadınların haline gülmen gerekiyor.Konuşmaktan başka bildikleri bir şey yok ki. Hele o cadaloz neydi ismi.Ha Çağdaş Güler Onun kocası olacak adama Allah sabır versin.Ben hayatta öyle birisiyle yaşayamazdım.
    SAFİYE—Sanki onlar seninle evlenmek için sıraya girmişler de .Ulan benim gibi bir enayi olmasaydı kim seninle evlenirdi.
    HAKAN—Hülya Avşar yok o duldur.Sibel Can yok yok o da evli.Tamam buldum Bülent Ersoy hi hi hi
    EMİN—Haydi oradan pis filozof. Tamam tamam gene başlamayalım.Besna Hanım daha uyanamadı mı?
    SAFİYE—Kızını soracağına oğlunu sorsan daha iyi olmaz mıydı?
    EMİN— Niye oğluma ne olmuş ki?
    HAKAN—Telaşlanma baba önemli bir şey olmamış.On yerinden bıçaklandıktan sonra onuncu kattan aşağı atılmış, on kamyon üstünden geçtikten sonra da o mübarek canını azraile hediye etmiş.Azrail de abim gibi bir salağın hediyesini kabul etmemiş tekrar canının iade etmiş.
    EMİN—Ne sen diyorsun oğlum?
    SAFİYE—Tabi gece yarılarına kadar okey masasında otursan oğlunun ne yaptığını bilmezsin.Ne olacak o da senin gibi erkek.
    EMİN—İnsanı sinir etme de ne olduğunu söyle.
    SAFİYE—Senin dünyandan haberin yok.Dün gece eve gelmedi. Kim bilir hangi evi soymuştur.
    EMİN—Benim oğlum öyle şeyler yapmaz.Bir tanedir benim oğlum.(Hakan’ı işaret ederek)Senin şu oğlun gibi salak mı zannediyorsun.
    HAKAN—Körlerin dünyasında görenler hasta, Karanlıklar ülkesinde aydınlar suçlu, salaklar dünyasında benim gibi akıllılar salak zannedilir.Halbuki senin salak zannettiğin kişi yani ben en akıllı olanınızım.
    SAFİYE—Söylesene ne olacak bu çocuğun hali, geceleri nerde kalıyor, başına bir iş gelmiş olmasın?
    EMİN—Merak etme bir arkadaşına takılmıştır.Hem bugün cumartesi, okul da yok .gelip de hafta sonunu senin dırdırınla mı geçirsin.Ben şahsen senin dırdırını dinlemektense kurbağaların vak vak konserini dinlemeyi tercih ederim.
    SAFİYE—Allah’ım sen bana sabır ver .Ben burada oğlumuzdan bahsediyorum sen ise başka bir alemde geziniyorsun.Yok dırdırmış yok kurbağaymış. Sanki kendileri Oksford’da profesörlük yapmış da bize bilgiçlik taslıyor.
    EMİN—Oksford da üniversite mi? Ben hayat okulunda yirmi yıldır profesörlük yapıyorum.Senin gibi nice öğrenciler elimin altından geçtiler.
    SAFİYE—Tabi tabi bilmez miyim nice öğrencileri oğlun gibi serseri yapıp sokağa saldın.Yahu sen çocuğunu eğitemedin, el alemin çocuğunu mu eğiteceksin.
    EMİN—Benim oğluma laf yok o babasının biricik oğludur. Hem delillerin yokken nasıl da kalkıp karar veriyorsun. Senin yaptığın resmen yargısız infaz.

    Bu arada Besna içeri girer.

    BESNA—Günaydın anne ,günaydın babişko.
    EMİN—O babişko diyen diline eşek arısı soksun.
    BESNA—Babişko gene ne oldu?
    EMİN—Elinin körü oldu.Ne o babişko mabişko,.Kırk yıllık Piyan aşiretinin önde gelen Emin Ağası babişko oluveriyor. Ah siz berduş aşireti! Sizler var ya dilinizden sonra dininizi de değiştireceksiniz.
    SAFİYE—Dilini dinini değiştiren sizlersiniz.Elhamdullah bizler müslümanız.
    EMİN—Siz Müslümansınız da biz Yahudi miyiz?
    SAFİYE—Vallahi orasını bilmiyorum;ama senin şu an inandığın dinde günde 10 saat okey oynamak; cumartesi ,pazar akşamları futbol seyretmek farz olmuş.Ben böyle bir dini ilk kez gördüm.
    EMİN—Sen dinini sanki Mevlana’dan öğrenmişsin de. Benim dinimin farzları okey ve futbol ise senin dinin farzı televizyondur. Yerli dizilere taparsın. Yarışma programları kutsal değerlerin olmuş.Allah bilir yakında kabeni de değiştirirsin.Televizyonun olduğu tarafa doğru namaz da kılarsın. Bu televizyona tapmak değil de nedir?
    SAFİYE—Allah’ım Allah’ım çıldıracağım ya sen ne saçmalıyorsun.
    EMİN—Doğru değil mi ? Bu kahrolası televizyonlar ne dese aynısını yaparsınız.Aha şu televizyon dese ki gidin babanızı zehirleyin -Safiya Hanım- şu senin kızın var ya gözünü kırpmadan gelip beni zehirler.
    BESNA—Olur mu baba sen de amma abarttın.
    SAFİYE—Keşke ! Nerde o günler…
    EMİN—Bak Besna , söylemedi deme annen de tetikte bekliyor.Televizyonun emirlerini bekliyor.
    BESNA—Of baba of! Niye öyle her şeyime karışıyorsun.
    EMİN—Televizyonlar bizim yatak odamızdan tuvaletimize kadar her şeyimize karışıyor da ben kızıma karışmayacağım, öyle mi?
    HAKAN—(Okuduğu kitabı eline alır sahnede yürümeye başlar.)Yirmi birinci yüzyılın sosyo-politik arenasında medya kartelini eline geçiren şirketler dünya üzerinde şirket –devlet yönetim anlayışını, paranın gücü sayesinde kapitalizmin bir sonucu olarak da halka benimsetmişler. Medya bu yönüyle evimizdeki gizli ajan, beynimizdeki kumanda sistemi olmuştur.
    EMİN—Aferin oğlum.Helal sana oğlum. Annesi gör kızını da akıl al biraz akıl.Tabi kimin oğlu , babasının biricik oğlu.
    BESNA—Ayrıca futbol endüstrisi televizyon sayesinde milyonlarca insana ulaştırılarak kitleleri asıl problemlerinden uzaklaştırılıyor.Bu futbol çılgınlığı da en çok erkeklerin beynini uyuşturmuş.
    EMİN—Git be işine! Tüh yazıklar olsun sana ! Sen de amma dönekmişsin. Bir ananın tarafını bir benim tarafımı tutuyorsun.Ne olacak anasının oğlu değil mi?
    Ferhat—Selamın aleyküm ey cemaatül müslimin
    EMİN—(Ayağa kalkar)Aleykümselam verahmatullahi berekatuhu. Kim gelmiş kim gelmiş.(oğluna sarılır ve yol gösterir kanepeye oturtur)Babasının biricik oğlu gelmiş.Kıskananlar çatlasın.
    SAFİYE—Tabi tabi ne de olsa babasına çekmiş. Beyefendileri eskiden sadece geceleri uyumak için evine gelirdi şimdi artık geceleri dahi teşrif etmiyor.
    FERHAT—Anne ya arkadaşlarla ders çalışıyorduk.
    BESNA—Abi Milli eğitim bakanlığının ders müfredatına kız tavlama dersi ne zaman girdi?
    FERHAT—(Ayağa kalkar Besna'yı yakalamaya çalışır.Senin dilin fazla uzamış.
    EMİN—Anasının kızı değil mi ? Çeneleri Keban barajının enerjisiyle çalışıyor.Dicle nehrinin uzunluğu dillerin yanında aha şu kadar kalır.
    BESNA—Gerçekleri anlattık diye dilimiz mi uzamış oluyor.Yalan mı ?Ağabeyimin okulla hiçbir alakası yok.
    FERHAT—Sanki hanım efendi okul birincisi olacak da …Sen önce kendine bak.Kız arkadaşlarınla ne haltalar çevirdiğini unutuyorsun.
    BESNA—Senin gibi ayda bir okula uğramıyoruz.

    (Anne baba TV seyreder)

    FERHAT—Sen uğruyorsun da ne oluyor. Karnelerin maşallah loto-toto tahminleri gibi…
    BESNA—En azından senin gibi serseri değiliz.
    FERHAT—Elhamdullah serseriyiz. Sizin gibi sabahtan akşama kadar mankenlerin kiminle kırıştırdığını araştırmıyoruz. Şimdi sorarsam Ülkemizin Cumhurbaşkanının ismini bilmezsin ama Türkiye’deki bütün mankenlerin ayakkabı numarasını dahi bilirsin. Sanki el alemin hayatı üzerinde yüksek lisans yapacaklar.
    BESNA—Sen önce kendine bak! Hırsızlığın yeni teknikleri üzerine nerdeyse doktora çalışması yapacaksın. Allah bilir yakında hırsızlığın üniversitesini bile açarsın.
    FERHAT—(Bağırarak) Anne Baba!Tutmayın beni. Öldüreceğim şu kızı!(kız kaçar babasın arkasına saklanır)
    EMİN—Dur oğlum ne yapıyorsun.
    FERHAT—Bırak baba geberteceğim kızı.
    EMİN—Ayıp oğlum insan kız kardeşini döver mi?
    FERHAT—Sen annemi her gün dövüyorsun da ayıp olmuyor benim dövmem mi ayıp oluyor?
    FERHAT—Oğlum ben alışmışım sen uyma bana .
    FERHAT—Peki kime uyayım.(alayımsı)Avrupa Birliğine mi uyayım?
    BESNA—Merak etme sen zaten istesen de AB’ye uyum sağlayamazsın. Çünkü orda serserilere yer yok.
    FERHAT—Çok şükür senin gibiler doldurmuş da orayı bize yer kalmamış.
    SAFİYE—Gel kızım gel biz kahvaltımızı yapalım. Onlar baba oğul AB’ye girsinler.(Gülerek) Baba oğul AB’ye girecekler sevsinler sizi sevsinler.
    SAFİYE-BESNA--(alayımsı ikisi birlikte) AB sizinle gurur duyuyor! AB sizinle gurur duyuyor.!
    EMİN—Fesuphanallah. fesuphanallah! Kabak yine başıma patladı.

    Baba oğul bir süre sessizce otururlar.

    FERHAT—Baba sence annemin aşireti bizden önce mi AB’ye girecek.
    EMİN—Berduş aşireti mi?
    FERHAT—Evet
    EMİN—Ha ha ha…Güldürme beni onlar daha kooperatif kriterlerini dahi bilmiyor. Biz yani Piyan aşireti kooperatif kriterlerini başımızın ucundan ayırtmıyoruz.
    FERHAT—Baba kooperatif değil kopenang kriterleri.
    EMİN—Her neyse işte ondan.Haydi annenleri biraz kızdıralım. (melodi şeklinde)Gireceğiz gireceğiz, Avrupa birliğine gireceğiz. Gireceğiz gireceğiz, Avrupa birliğine gireceğiz.
    FERHAT—Baba ben çıkıyorum
    EMİN—Nereye oğlum .
    FERHAT—annemle kız kardeşimin sesini duyamayacağım bir yere.
    EMİN—Vallahi de billahi de haklısın aslında onların sesini duymamak için kutuplar birliğine de girmek gerekir.
    HAKAN—Baba kutuplar birliği daha oluşmadı ki…

    Safiye ile kızı besna sahneye çıkar

    Safiye—Emin! ben ve kızım annemlere gidiyoruz. Acıkırsanız dolapta yemek var .Hakna’a da iyi bak.
    EMİN—Başka emrin var mı?
    SAFİYE—Ee ne diyeyim,bulaşıkları da öyle bıraktık, yıkasanız hiç fena olmaz.
    EMİN—Şimdi gösteririm size.

    (Dışarı çıkarlar.)

    EMİN—(Ayağa kalkıp dua etmeye başlar)Allah’ım ne olurdu ki her gün Cumartesi olsa, Safiye Hanım da her cumartesi annesine gitse, ben de böylece dırdırından kurtulsam.(kapı çalınır)Galiba duam reddedildi. Hakan oğlum kalk kapıyı aç ,Annen gene neyi unuttu.
    HAKAN—Of baba ya bir kitap okutturmadınız bana.
    EMİN—Hadi hadi mızmızlanma.Aç kapıyı.

    Üç adam içeri girer.

    1.Adam—Selam un aleyküm (tokalaşır)
    Emin—Aleykümselam (teker teke tokalaşır.)Hoş geldiniz..hoş geldiniz… Buyurun oturun.(otururlar)
    1.adam—Emin amca nasılsın iyi misin?
    Emin –Çok şükür iyiyim sizler nasılsınız.
    Hepsi—Çok şükür iyiyiz.
    Emin—Eee Orhan senin durumun nasıl.
    1.adam—Çok şükür geçinip gidiyoruz.
    Emin—Orhan bu arkadaşlar kim tanıyamadım.
    1.adam—Emin amca isterseniz önce ziyaretimizin amacını söyleyeyim.Biz buraya hayırlı bir iş için geldik.Bunlar ta Urfa’dan gelmişler.Hamdi benim askerlik arkadaşımdır .Kendileri çok zengindir.
    HAKAN—İnsanların yaptığı sahte paralar kadar , paranın da yaptığı (adamı işaret ederek) sahte insanlar vardır.
    EMİN—Allah daha da versin.
    1.adam –Biz Allah’ın emriyle kızınızı bu arkadaşımın oğluna istemeye geldik.
    EMİN—Ama benim kızım küçük daha liseye gidiyor.
    2.adam—Kızını okutup da ne yapacaksın .Sanki manken olup da sana hayrı mı dokunacak.
    EMİN—Sen ne diyorsun ya manken olsa zaten ayaklarını kıracağım.Yok abi ben kızımı bu yaşta evlendirmem.
    1.adam—Etme eyleme emin amca ta Urfa’dan senin kızın için gelmişler.
    EMİN—Bari sipariş verip öyle gelselerdi. Malı önceden hazırlardık.
    2.Adam—Yok abi gerek yok biz bir hafta malı hazırlamanızı bekleriz
    EMİN—(kendi kendine )Tövbe tövbe bu adam harbiden kızı mal olarak görüyor.
    2.Adam—Bakın ağabeyciğim benim durumum çok iyi kızın gül gibi geçinir.
    EMİN—İyi de sen kızı kendine değil oğluna istiyorsun.
    2.adam—Orası öyle ;fakat benim paramla yaşıyor?Allah seni inandırsın Liseden sonra altı sene okuttum.
    EMİN—Ya demek tıp fakültesini kazanmış
    2.adam—Yok o kısmet olmadı altı sene dershaneye gönderdim.
    HAKAN—(gülerek)Ben altı sen dershaneye gitsem profesör olurum.
    EMİN—Çok büyük bir başarı.
    2.adam—(övünerek)Teveccühünüz. Gerçi dershane yedinci sene için de oğlumun peşine düştüler. Ama oğlum yüz vermedi.
    EMİN—Bari oğlunuza bir diploma verselerdi .
    2.adam –Ne için.
    EMİN—Dershaneden mezun oldu ya.
    1.adam—Ya tamam artık kapatalım şu konuyu asıl meseleye gelelim.Emin amca kızını verecek misin vermeyecek misin?
    EMİN—(Biraz düşünür gibi yapar kendi kendine ) Ben gösteririm size.
    1.adam—Efendim anlayamadım.
    EMİN—Şey yani demek istedim ki şartlarım çok ağır.
    2.adam—Sen rakamı söyle istediğin kadar başlık parası veririm.
    EMİN—Yok canım biz başlık parası istemeyiz.
    2.adam—Olur mu canım başlık parası vermemek bizim şanımıza yakışmaz.
    EMİN—Israr etmeyin lütfen ben kızımı parayla satacak kadar düşmedim.
    2.adam—Hiç olmazsa 10 milyar yani 10 bin YTL verelim.
    HAKAN—Ne 10 milyar mı? Abla sen neymişsin be!
    EMİN—Olmaz bir kuruş bile istemiyorum.
    1.adam—Ya tamam Emin Amca madem para istemiyorsun biz de ısrar etmeyelim.
    2.adam—Peki o zaman diğer şartların nedir?En zor kısımda bu kadar kolay anlaştığımıza göre diğerinde kolay anlaşırız..
    1.adam—Bu iş oldu diyelim. Değil mi Emin Amca ?
    EMİN—Ne diyeyim şu şartlarımı da kabul ederseniz.
    1.adam—2.adam—Tabi tabi artık gerisi kolay.
    EMİN—Oğlum ,Hakan! Bana şu listeyi getirsene.(liste getirilir)
    EMİN—(kendi kendine) Bakalım kabul edecek misiniz kaçacak mısınız? (İki metrelik kocaman listeyi açar, listeyi gören adamlar ağızları açık kalır. )Bu şarları yerine getirin başka bir şey istemem. Bismillah rahmani rahim.Marmaris’te deniz manzaralı villa, hem de üç katlı olacak
    1.adam—2.adam—Neee!
    EMİN— Neee değil villa villa… 2006 model limuzin veya mercedes.
    2.adam—Emin amca Siyah limuzin yerine iki tane siyah eşek versek olmaz mı?
    EMİN—Olmaz tabi.Hem bir daha sözümü bölme.İki adet koltuk takımı, iki adet son model televizyon hani şu ayna gibi incecik olanlar var ya onlardan.Adı da prizmadır. İki adet kameralı cep telefonu öğrenci tarifeli kartıyla birlikte .
    2.adam—Bitmedi mi?
    EMİN—Az kaldı iki sayfalık bir şey …İki tane çamaşır makinesi ,iki tane buzdolabı, iki halı,çatal bıçak seti, kazma kürek seti, 100 adet çorap, 200 adet iç çamaşır
    1.adam—Emin amca dükkan mı açacaksınız.
    EMİN—Ne alaka siz şartları söyleyin demediniz mi? Ben de söyledim.
    2.adam—Tamam Emin Amca, biz biraz düşünelim
    HAKAN—Düşünün tabi.Decert abimiz ne demiş: Düşünüyorum o halde varım.

    1.adam—2.adam—(Adamlar dışarı çıkarlar)Hadi allahaısmarladık .
    EMİN—Ben feodal olabilirim, evin iktidarı da olabilirim; ama kızımı tanımadığım birine satacak kadar vicdansız olamam. Erol Taş mıyım ben.


    (bu esnada anne kız içeri girer)

    Hazal—Anne ablamın turşusunu şimdiden kurabilirsin.
    SAFİYE—Ne diyorsun sen?
    HAKAN—Bak sana babam ablamı isteyenlerden neler istemiş?
    SAFİYE—Emin nedir bu?
    EMİN—Hiç kızı vermemek için küçük bir numara.
    HAKAN—Kitabıma defterime ablamı her isteyene babam bunları şart koşarsa ablam evin demirbaş listesinde bir numaralı eşya olarak kimseye yerini kaptırmaz.
    BESNA—Gelirsem oraya kafanı kırarım.
    HAKAN—Benim niye kafamı kırıyorsun seni vermeyen babamdı . Git onun kafasını kır.
    BESNA—Babam verseydi de ben evlenmezdim.
    HAKAN—Tabi acısını da salak ablasıyla yaşayan filozof ,aydın kardeş yani ben çekeceğim.
    Senin için hava hoş.
    Emin—Safiye Hanım ne çabuk döndünüz. Bari kulaklarımızın pası silindikten sonra dönseydiniz.
    SAFİYE—Senin alaylarını dinleyecek durumda değilim ben odama çekiliyorum.Safiye ardından Emin de dışarı çıkar.

    Hazal kitabını okur.Besna ise teybin sesini sonuna kadar açmıştır.

    HAKAN—(teybi kapatır )Git dudu dudunu odan da dinle.
    BESNA—Sen niye kitabını odanda okumuyorsun.
    HAKAN—Ben kitabımı değil odada çatıda bile okusam bu sese tahammül etmem.
    BESNA—Şu ana kadar okudun da ne oldu. Filozof bozuntusu.
    HAKAN—(Kızgın ve sesli) Çok şükür; senin gibi mahallenin bütün gençlerini it gibi peşinde koşturan, modanın kölesi,televizyonun manyağı,yerli dizilerin sadık uşağı ve müziğin sapığı değilim,
    BESNA—Annnneeee!
    SAFİYE—(Telaşla içeri girer.)Ne oldu kızım söylesene ne oldu?
    BESNA—(Ağlayarak) Kardeşim olacak filozof bozuntusu bana mahallenin bütün gençlerini it gibi peşinde koşturuyorsun dedi.
    BESNA—Yalan söylüyor kızım inanma.
    HAKAN—Koşturuyor tabi yalan söylemiyorum.
    BESNA—Modanın kölesidir diyor.
    SAFİYE—Değilsin, inanma.(Hakan’a) Oğlum bir daha ağzından bir tek kelime duymak istemiyorum
    HAKAN—Ama gerçek bu, kölenin alasıdır.
    BESNA—Televizyon manyağısın diyor.
    SAFİYE—Manyak değilsin kızım.
    HAKAN—Manyaktır manyaktır.Hem de TSE garantili manyak.
    SAFİYE—(Hakan’ın kulağından tutar.)Bir daha ablana böyle şeyler söylersen bütün kitaplarını yakarım .Bu saçmalıklar kitaplardan öğreniyorsun.(Bağırarak) Öyle değil mi?
    HAKAN—Bana karşı haçlı seferlerine başlayıp kütüphanemi yakmaya çalışıyorlar.Allah’ım Sen bana yardımcı ol.Nerde insan hakları, nerde düşünce özgürlüğü!
    SAFİYE—(Saçlarından çekerek)Saçma sapan konuşma da bana cevap ver.Anladın mı ?
    HAKAN—Anlamadım anlamış gibi yaparım.
    SAFİYE—Ne demek anlamış gibi yaparım?Suçunu kabul et ve bir daha yapmayacağım de?
    HAKAN—Ben suçsuzum. Tek suçum gerçekleri söylemek.
    SAFİYE—Sen suçlusun ve susacaksın anladın mı su sac ak sın. (Hızla ileri iterek) Ne olacak babasını oğlu değil mi?
    HAKAN—Engizisyon mahkemesinde adil bir yargılamaya tanık oldunuz.Düşünüyorum da Hz. Ömer burada bu adalete şahit olsaydı anneme herhalde adalete yüksek katkılarından dolayı adaletin kılıcını teslim ederdi.
    BESNA—(Kardeşine yaklaşır )Ben de anneme yardım edip kitaplarını cayır cayır yakarız.
    HAKAN—Abla sen büyüdükçe zekan küçülüyor.(gülerek)Doğan Cüceloğlu ağabeyimiz burada olsaydı ablamdaki bu yaşıyla ters orantılı olarak değişen zeka hakkında nasıl bir yorum yapardı.Doğrusu merak ediyorum.
    BESNA—Sen ne diyorsun ya !
    HAKAN—Tamam , tamam sen anlamazsın.
    SAFİYE—Kızım gel film başladı.
    BESNA—Film mi başladı?Geliyorum.(koşarak TV’nin karşısına geçer.)
    HAKAN—Yok canım televizyon manyağı değil resmen bağımlılık bu.

    Bu arda Emin sahneye çıkar.

    EMİN—Ne oldu oğlum kavga mı var? Ne bu gürültü?
    HAKAN—Sorma baba Haçlı ve Moğollar el ele verip tarihe adını altın harflerle yazacak olan filozof oğluna yani bana karşı taarruza geçtiler.
    EMİN—Oğlum doğrusunu söylemek gerekirse senin bu söylediklerinden bir kelime bile anlamadım.
    HAKAN—O zaman şöyle açıklayayım.Haçlı orduların gaddar komutanı annem ve İstilacı Moğolların acımasız komutanı ablam Besna hanım tarihin bembeyaz sayfalarına bir kara leke daha sürmek için bana karşı yani filozof oğluna karşı örgütlendiler. Anladın mı?
    EMİN—Hıııı…Neee! Oğlum sen hangi dilden konuşuyorsun.
    HAKAN—Ya anlasana baba! Ablam ile annem sorun çıkarıyor.
    EMİN—Üzülme oğlum ben bu evin yönetimini elimde bulundurduğum müddetçe kimse senin kılına dahi zarar vermezler.
    HAKAN—Baba bana değil kitaplarıma zarar veriyorlar.
    EMİN—Oğlum kitaplarının da kılına zarar vermezler.

    (ellinde GS bayrağı içeri girer)
    FERHAT—oley oley oley oley… cimbom bom cimbom bom…Ölmeye ölmeye ölmeye geldik bu maçı almaya geldik.Canım feda olsun sana . Canım feda olsun sana .
    HAKAN—Abi abi
    FERHAT— Canım feda olsun sana .
    HAKAN—Abi abi!
    FERHAT—(Durur, Sinirli) Ne var? Canım feda olsun sana .
    HAKAN—Ya insan önce bir selam verir.Sen selam vermeyi bile unutmuşsun.
    FERHAT—Ben filozof bozuntularına selam vermem. Canım feda olsun sana .
    HAKAN—Tamam abi onu da anladık, senin canın herhalde çok değersiz bir şey.
    FERHAT—Sen ne diyorsun be! Benim canımın değerini değil elmasla gümüşle bile ölçemezsin.Canım feda olsun sana .
    HAKAN—O zaman niye 22 kişinin bir buçuk saat buyunca topu iki direk arasına sokmaya çalıştığı bir oyun için canını veriyorsun.
    FERHAT—Ulan sen futboldan ne anlarsın ? Filozof bozuntusu!
    HAKAN—Senin gibi tuttuğu takım için canını verecek kadar gözü kör, futbol manyağı , kumarcı, içkici ve serseri değilim çok şükür.
    FERHAT—Allaaaah! Tutmayın beni.(Sinirlenir ve kardeşini yakalamaya çalışır)
    EMİN—(Ferhat’ı yakalar)Dur oğlum .
    FERHAT—Bırak beni öldüreceğim bu salağı.
    HAKAN—Salaklar ülkesinde akıllılar salak zannedilir.
    FERHAT—Bak hala konuşuyor.
    EMİN—Sussana oğlum sus.
    HAKAN—Niçin susayım.Gerçekler hoşuna gitmiyorsa ben ne yapayım. Futbol manyağı!
    FERHAT—Baba bana futbol manyağı diyor.
    EMİN—Değilsin oğlum.
    HAKAN—Manyağın karesidir. Ayrıca hem hırsız hem de serserisin bilmediğimi mi sanıyorsun?
    FERHAT—(sinirle)Baba bana hırsız diyor serseri diyor.
    HAKAN—Değilsin
    HAKAN—Serserinin ta kendisidir.
    EMİN—Tamam oğlum anlaşılmıştır. Sen git otur ben hallederim.(oturttur ve kızın saçlarından tutar.)Bir daha ağabeyine böyle şeyler söylersen senin bu okuduğun saçmalıkların hepsini yakacağım.
    HAKAN—Allah’ım Haçlı ve Moğollara bir de Hitler katıldı.
    EMİN—Salak salak şeyler söyleme gene. Anladın mı dedim sana, anladın mı dedim?
    HAKAN—Anlamış gibi yaparım.
    EMİN—Ne olacak anasının oğlu değil mi?(oturur)
    HAKAN—Benim gibi aydın olmak ne kadar zor bir şey. İnsanlar gerçeklere ne kadar düşmanmış . Keşke ben de deli olsaydım o zaman gel keyfim gel.Ne anne ne baba ne de başkaları o zaman beni rahatsız ederdi.Ben de onlar gibi sabahtan akşama kadar TV seyredip dünyadan habersiz yaşardım. Kitap okumayıp cahil de olurdum. Of akılsız başım ne diye kitap okudum ki bazı gerçeklerin farkına vardım. Okumayacaktım cahil cahil abim gibi her pisliği yapardım. Of of anlamıyorlar . Aydınlığı yangın zannedip söndürmeye saldırmaya çalışıyorlar.Asıl yangını televizyondan fışkıran alevler olduğunu anlamıyorlar.
    FERHAT—Ben de babama yardım edip kitaplarını cayır cayır yakacağız.
    HAKAN—Yakman gereken kitaplarım değil şu televizyondur.
    EMİN—Oğlum gel maç başladı.
    FERHAT—Ne maç mı başladı. oley oley oley şampiyon!(Oturur)
    EMİN—Versene kumandayı bana.
    SAFİYE—Dizi bitmeden hayatta vermem.Canımdan vazgeçerim ama dizimden asla vazgeçemem.
    EMİN—İyi o zaman ben de senin canını alırım.(Safiye’ye saldırır ve Işıklar kararır.)

    Safiyenin gözü kızın ise başı sargılanmış.Emin ortada safiye ile kızı solda Ferhat ile Hazkan sağda oturmakta.

    Emin—(Göz gezdirir ve önündeki sehpaya sert bir şeklide vurur. Herkes irkilir.)Bu saatten sonra evin tüm yönetimini elime geçirmiş bulunmaktayım.
    HAKAN—Sosyoloji diliyle kısaca darbe yaptınız diyebilir miyiz?
    EMİN—(alayımsı)Evet bey efendi diyebiliriz.(sert bir şekilde) Şimdi bir tane vuracağım. Burada sadece Türkçe konuşulacak sosyoloji mosyoloji yok Nerde kalmıştık? Ha bundan böyle evin iktidarına karşı en ufak bir tehdit görürsem (kızını göstererek) şekil A ve şekil B’de görüldüğü gibi darbeyle karşılık veririm. Hele Berduş aşireti ve işbirlikçileri Hakan beye bu evde siyaset yapma yasağını getiriyorum.
    HAKAN—Zaten başka konuşacak kimse kalmadı ki…
    EMİN—Sus konuşma daha bitmedi. Ayrıca bu evde hangi programın seyredileceğine dair en ufak bir eleştiri görürsem keserim.Anlaşıldı mı?
    SAFİYE— BESNA—Anlaşıldı .
    EMİN—(Bağırarak)Anlaşıldı mı
    SAFİYE— BESNA—(yüksek sesle) Anlaşıldı.
    EMİN—(soluna dönerek)Anlaşıldı mı?
    FERHAT—Anlaşıldı.
    HAKAN—Hayır baba anlaşılmadı.Sizin yaptığınız anti demokratik bir uygulama.Bu nedenle anlaşılmadı.Sizi kınıyorum.
    EMİN—Ben de senin kafanı kıracağım. Allah devletleri senin gibi muhalefetlerden korusun
    HAKAN—Ben ara sıra siyaset meydanının seyredeceğim bana engel olamazsın.
    EMİN—Ben de o zaman sana siyasi bir meydan dayağı çekeceğim o zaman kimse bana engel olamaz.
    FERHAT—Baba ben çıkıyorum.
    EMİN—Tamam oğlum çık ;yalnız dikkat et kendine.Bir isteğin varsa söyle.
    FERHAT—Tamam baba.
    SAFİYE—Yandaşlarına iyi muamele muhalefete ise ölüm.
    EMİN—Şimdi bir tane vuracağım neyse diğer gözün bize lazım.(kumandayla TV’yi açar)Haberlerden epey uzak kaldık bir haberleri izleyelim.

    1.SUNUCU-Sayın seyirceler Boş TV’nin hazırlayıp sunduğu ana haber bültenimize hoş geldiniz. Biz önce özetler deyip de zamanınızı boşa harcamayacağız. Onun için hemen haberlere geçeceğiz.
    2.SUNUCU-İyi Akşamlar sayın seyirciler.İlk haberimiz her zamanki gibi bomba gibi bir haber. Sıkı durun sayın seyirciler. Canım o kadar da sıkı demedik. Evet bomba gibi haberi sunucumuz Allatin Çeneçalarda’n alıyoruz.Evet Alattin söz sen de.
    a-(Sahney7e telaşla girer)Sayın seyirciler, Ünlü pop şarkıcımız Serdar Zortaç nezleye yakalandı.Evet sayın seyirciler y7anlış duymadınız.Bu haberi sadece boş TV’den başka hiçbir kanal ele geçiremedi. Bu iyiliğimizi de unutmayın.Avrupa’dan gelen altı kişilik doktor grubunu altı saat süren muayene sunucu nihayet halkımıza beklenen açıklamayı yaptılar. Bu açıklamayı size gururla sunuyorum. Açıklamaya göre Serdar Zor kaç’ın burun akıntısı durdurulmuş.Alattin Çeneçalar İstanbul.
    1.SUNUCU-Sayın seyirciler ülkemiz güzellik yarışmasında birinci oldu.Paris’te her sene düzenlenen güzellik yarışmasında ülkemizi temsil eden Banu Tatlıyüz, birinciliğe ulaşmak için çok çalıştığını,bu dereceyi yakaladığına şaşmadığını belirtti. Sevinci yüzünden okunan güzelimiz , tak rakibim hurilerdir dedi. Ayrıca tüm genç kızlarımıza boşuna uğraşmayın benim geldiğim dereceye başka kimse ulaşamaz tavsiyesinde bulundu.Allah Allah! Güzel olmak için de çalışmak mı gerekiyor.
    2.SUNUCU-Sayın seyirciler bu gün İstanbul’dan gelen haber Ankara’ya bomba hatta füze gibi düştü.İnanılmaz bir olay yaşandı. Ünlü mankenimiz Çağla Şikel saç tokasını düşürdü. Tokayı bulanların İnsaniyet namına tokayı Türkiye Büyük Millet Meclisine getirmeleri rica olur.Neden meclise diyecek olursanız… Büyük ihtimalle dediniz de.Çünkü Ünlü mankenimiz Meclise bu konuda ayrıntılı bilgi vermek için Ankara’ya gitti.
    1.SUNUCU-Sayın seyirciler Taksim Meydanında yine miting vardı. Mitingin amacını öğrenmek üzere değerli bir konuğumuz olacak .Konuğumuz nerde kaldı. Ha evet geldi.Buyurun şöyle oturun Hoş geldiniz.
    KONUK-Hoş bulduk.
    1.SUNUCU-Ne içersiniz.
    KADIN-Bir kahve lütfen.
    1.SUNUCU-Kusura bakmayın hanım efendi şu an canlı yayındayız. Çıkışta içersiniz.(Öksürür)Evet sayın seyirciler konuğumuz Hayvan Oğlu Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Sayın Nezafet Kızılkurt. Sayın Kızılkurt mitinge katılım nasıldı ?
    KONUK-Ne yazık ki halkımız bu konuda çok duyarsız.Düşünsenize mitinge sadece on yedi kişi katıldı. Bir maça otuz bin insan seyretmek için gidiyor, bu gibi önemli bir eylem söz konusu olunca kimse gelmiyor. Halkımızı kınıyorum.
    1.SUNUCU-Sayın Kızılkurt mitingin amacı neydi?
    KONUK-Efendim biz bir araştırma yaptık . Yaptığımız araştırmaya göre iki bin kedi , üç bin köpek ve beş bin ineğimiz açlık sınırının altında yaşıyor.Bu hayvanlarımız çöplükte bulduğu artıklarla besleniyor. Hayvanlarımızın kötü yaşam koşullarını düzeltmek bizim elimizde. Ayrıca biz İsrail’e Lübnan saldırılarında hayatını kaybeden kedi ve köpeklerimiz için İnsan Hakları Mahkemesine ve Savaş Suçluları Mahkemesine dava açacağız. Dikkat ettiyseniz İnsan Hakları Mahkemesi dedim. Çünkü daha hayvan hakları mahkemesi bile yok. (Ağlamaya başlar)Evet yok yok yok…
    1.SUNUCU-Sayın Kızılkurt verdiğiniz bilgiden dolayı teşekkür ediyoruz. Oğlum oradan bir mendil getirsene.
    2.SUNUCU-Şimdi sırada saçlarınıza inanamayacak bir haberimiz var. Modanın başşehri Paris bir defileye daha şahit oldu ;Ancak bu defilenin diğer defilelerden ufak bir farkı var. Bu defilede giyilen kıyafetler öldükten sonra giyilecekten türden… Yani bir kefen defilesi… Kefen deyip geçmeyin, öbür dünyaya çirkin bir kıyafetle gitmeyi ister misiniz? O halde haberimizi izliyoruz..
    Ali-Sayın seyirciler şu an karşımda tasarımları yapan aynı zamanda Türkçe’yi çok iyi konuşan Albert Kertafi var.Sayın Kertafi bu fikir nerden aklınıza geldi.
    Kertafi-Baktım zengin ile fakir ölünce giyerler aynı kefeni. Kendime bu olmaz böyle dedim.Zenginin olmalı bir farkı.Kefenin farklı farklı modelleri olmalı. Bunun için, anladi?
    Ali-Anladım.Peki ne tür kefenler yapıyorsunuz.
    Kertafi-Bir sürü çeşit var yapmak. Zengin hanımlara yapmak dekolteli ve belden yırtmaçlı, zengin beylere yapmak göbek tarafı bol ve çok çok cepli.Anladi?
    Ali-Evet evet anladi.Peki sipariş var mı?Mesela en son sipariş nasıl bir şey ve siparişi kim verdi.
    Kertafi-Olmaz mı? Çok çok var çok. En son Corch Bush sipariş verdi. Kefenin üstünde Ortadoğu’nun haritası olacakmış.
    ALİ-İlginç.Peki çok teşekkür ederim.
    Kertafi-Ben de var teşekkür etmek. Size de bir kefen vermek istiyorum ben.
    ALİ-Yok teşekkür ederim. Ben daha var genç.
    Kertafi-Sadece ölmüyor yaşlılar.
    ALİ-Yok teşekkür ederim.Sayın seyirciler söz merkezde.
    1.SUNUCU-Ne çabuk bitirdin haberi.Sayın seyirciler laf aramızda bizim muhabirimiz bazen haber bulamayınca gider halkın arasına saçma sapan sorular sorar. Biz de bunu haber niyetine size iletiriz. Boş TV olarak biz boş şeylerle uğraşmak isterken bu muhabirimiz ters işler yapıyor. Siz canınızı sıkmayın biz yakında onu kovacağız. Neyse haberimize geçelim..Haber için Abuziddin Çokkonuşura bağlanıyoruz.Abuziddin söz sende. Abuziddin , şakanın sırası değil çık ortaya. Abuziddin! Bak canlı yayındayız, bozma ağzımı.
    Abuziddin -Senin ağzın zaten bozuk.Daha tamire götürmedin mi?Neyse sayın seyirciler, gördüğünüz gibi benim gibi başarılı bir spikeri çekemiyorlar.Ben zamanınızı almadan şöyle halkımız arasına dalayım.(Beş kişilik bir kalabalığın arasına girer, içlerinden bir adama)Beyefendi bize bir yazarımızın ismini söyler misiniz?
    1.Adam-Hakan Şükür.
    Abuziddin -Beyefendi yanlış anladınız.. Ben futbolcu ismi değil yazar ismini sordum.
    1.Adam- Tamam Hakan Şükür de kaleye öyle bir yazar ki.
    2.Adam-(Mikrofonu kapar) Mustafa Sandal.
    1.Kadın-(Mikrofonu kapar) Hülya Avşar
    2.Kadın-(Mikrofonu kapar)Sertap Erener.
    3.Adam-(Mikrofonu kapar) Jenefer Lopez
    1.Adam-(Mikrofonu kapar)Fatih Tekke
    2.Adam-Naim Süleymanoğlu.
    !Kadın- Banu Aklan
    2.Kadın-Bülent Ecevit.
    3.Adam-Özcan Deniz
    Abuziddin -(Mikrofunu zorla ellerinden kapar) Sayın seyirciler gördüğünüz gibi başka söze gerek yok. Allatin Çeneçalar Türkiye.

    1.SUNUCU-Sayın seyirciler sosyete kesiminde kimin elinin kimin cebinde olduğunu, kimin kimlerle kırıştırdığını, kimin nerde ne haltlar karıştırdığını öğrenmeyi ilke edinen televizyonumuz önemli bir magazin haberini sizlere ulaştırmanın gururunu yaşıyor. Sayın seyirciler ünlü şovmenimiz Mehmet Ali Çapkıner dün 20. kez dünya evine girdi. Altmış yaşındayken on altı yaşında bir kızla evlenmenin sebebini soranlara ünlü şovmen “siz aşk nedir bilir misiniz?” diye cevap verdi.(ününe bir kağıt bırakılır) Flaş flaş falaş dün aşkı için evlenen ünlü şovmenimiz Mehmet Ali Çapkıner bugün boşanmak için mahkemeye başvurmuş.(ününe bir kağıt daha bırakılır)Flaş flaş flaş İlk celsede boşanan Mehmet Ali Çapkıner Avukatıyla evlenme karaı aldı. (ününe bir kağıt bırakılır.) Yeteeeer! Bu sosyetelerin hızına yetişemiyoruz. Onlar yüzünden adam gibi bir haber programı yapamıyorum.Bıktım artık bık tım .Kardeşim haydi biz haberi verdik. Size ne elalemin özel hayatından. Tabi özel diye bir hayatları kalmışsa.Neden seyrediyorsunuz, ne den? (ününe bir kağıt bırakılır)Kağıdı buruşturup adamın suratına fırlatır.
    Adam-(Adam kağıdı kaldırır, düzeltir.)Şey kağıtta kovulduğunuzu yazıyor.
    1.SUNUCU-Ay çok üzüldüm ,ben kovulmadım , istifa ediyorum.Sayın seyirciler gördüğünüz gibi her şey göründüğü gibi değildir.(masan kalkar gider)
    2.SUNUCU-Şey sayın seyirciler benim de anlamdığım bir şey oldu.Siz bir şey anladınız mı?Neyse ben hemen şu birkaç önemsiz haberi de verip programı bitireyim.İsrail Lübnan ve Filistin’e atom bombası attı; artık coğrafyacılar yeni bir harita için çalışacaklar.Amerika askerleri İran ve Suriye’ye yanlışlıkla kimyasal silah attı. İlk belirlemelere göre bu iki ülkede artık nüfus sayımına gerek kalmamış. Önemsiz haberlerimizi de sunduk, reklamlardan sonra merakla beklediğiniz magazin haberlerine devam edeceğiz.

    FERHAT—Bakın bugün moralim çok bozuk elimize iyi bir para geçerse bugün çekeceğiz kafaları.
    YUNUS—Al şu cep telefonunu satalım.
    FERHAT—Kameralı mı?
    YUNUS—Hayır…
    FERHAT—(telefonu fırlatır) işe yaramaz.Size bugünlerde bir haller oldu. Madem çalıyorsunuz adam gibi çalın. Çocuk oyuncaklarıyla uğraşmayın.
    HÜSEYİN—Tamam abi, kızma.Bugün ne yapacağımızı söyle.
    FERHAT—Bugün bankayı hortumlayacağız.
    HÜSEYİN—Ciddi misin?
    FERHAT—Saçmalama be! Sanki önümüzde bin seçenek var da ne yapacağız diye soruyor. Siirt’te hırsız ne yapabilir, her zaman ki gibi ya birini soyacağız, ya da bir eve dalacağız.
    YUNUS—Abi dün haberleri izlediniz mi?
    FERHAT—Git ya başımdan benim maçlar ve hırsızlık filmleri dışında televizyon seyretmediğimi bilmiyor musun?
    HÜSEYİN—Ben seyrettim. Süperdi. Hırsızın birini çıkarmışlar televizyona adam bütün teknikleri anlattı.
    YUNUS—Abi bu teknikleri duymasaydım aklımın ucundan bile geçmezdi.
    FERHAT—İyi iyi bundan sonra denersiniz.Haydi fazla konuşmayın da gidin .
    HÜSEYİN—Sen gelmiyor musun.
    YUNUS—Yok bugün moralim bozuk siz tek başınıza bir şeyler yapın gelin.
    YUNUS—İyi haydi gidelim.
    HÜSEYİN—Haydi Allah yardımcımız olsun.
    YUNUS—Saçmalama Allah hırsızlara yardımcı olur mu.
    HÜSEYİN—Olmaz mı?
    FERHAT—Bak hala konuşuyorlar haydi gitsenize.




    Okey masasında üç kişi oturmuş okey taşlarını dizmekte.

    Orhan—Nerde kaldı bu Emin.
    Haydar—Ha geldi işte.
    Emin—Selamun aleyküm.
    Hepsi—Aleykümselam
    Metin—Kardeşim nerde kaldın yarım saattir seni seni bekliyoruz.
    Orhan—Karısından ancak izin alabilmiştir.Ha ha ha…
    Orhan—Doğru söyle izin almak için kaç defa ayaklarına kapandım.
    Emin—Ulan o dediğiniz şey sizin evinizde uygulanıyor.Evvel Allah ben evimde Ortadoğu ve Balkanların en büyük sivil darbesini gerçekleştirip öyle geldim.
    Orhan—Çay getir .Kaçak çayımızı yudumlamadan oynamayalım.
    Emin –Sen eskiden lezzo içerdin .Ne oldu sana.
    Orhan—Haydi haydi fazla konuşma oyna.
    Metin –Hey yavrum taşa bak taşa…
    Haydar—Lanet taşlar bugün beni buluyor.
    Emin—Haydi atsana kardeşim .Çeneni çalıştıracağına elin çalışsın.
    Osman—(telaşla içeri girer)Orhan, Orhan!(hiç oralı bile olmaz.)Orhan dedim sana Orhan!
    Orhan—Efendim ne var.
    Osman—(Telaşla)Baban öldü.
    Orhan—Öyle mi.Tamam.
    Osman—Ne tamam.
    Orhan—Haydi ya sıra kimde oynasanıza
    Haydar—Kardeşim sıra sende oynasana.
    Osman—Orhan herhalde duymadın beni Baban öldü diyorum sana baban.
    Orhan—Tamam Osman anladım Babam ölmüş. Ne olmuş yani hepimiz ölmeyecek miyiz?
    Hepsi—Şüphesiz.
    Osman—Şimdi sen oyununu bırakıp benimle gelmeyecek misin?
    Orhan—(Ayağa kalkar Osman’ın yakasından tutar)Ya Osman sen git o amcan olacak babamın cesedine yaklaş de ki: “Orhan oyuna başladı.Sen de ölecek zamanı mı buldun.” Anladın mı?
    Osman—(Korkuyla)Tamam abi(gider)
    Orhan—Fesuphanallah ya ağız tadıyla bir okey oynatmıyorlar.Neymiş efendim babam ölmüş.
    Emin—Orhan madem cenazeye gitmedik hani gıyaben cenaze namazı olur ya burada da gıyaben bir fatiha okusak olmaz mı?
    Haydar—Olur olur.(bağırarak) El fatiha.
    Metin –Allah rahmet eylesin.
    Emin – Allah rahmet eylesin.
    Haydar—Allah günahlarını affetsin.
    Orhan—İnşallah affetmez.
    Haydar—Nedenmiş o.
    Orhan—Oğluna ağız tadıyla okey oynatmayan bir adamı Allah affeder mi?
    Hepsi—Affetmez.
    Metin –Senin baban yine iyiydi.Benim babam ben günde sadece on saat okey oynuyordum diye nerdeyse evden kovacaktı.Sıra ben de mi?
    Haydar—Evet sende. Ya benim babam. Hatırlıyor musunuz düğünümde babam bana ne yaptı.
    Metin –Evet hatırlıyorum .Daha gece yarısı olmadan oyunumuzu bölüp seni zorla düğüne götürdüler.
    Haydar—Ama siz ne yaptınız? Arkamdan okey takımını getrdiniz oyunumuza düğünde devam ettik.
    Orhan—Ulan biz harbiden süper insanlarız.
    Çaycı—Süper geri zekalı demek istedin .
    Orhan—Ulan çaycı akşam akşam moralimi bozma .Yoksa kafanı kırarım.
    Haydar—Uğraşma bu deliyle.Oynasanıza.
    Metin –İşte bu. Geçmiş olsun.
    Emin –Ulan bendeki şans mı?
    Orhan—Tüh !Bilseydim bu akşam bu kadar şansız olacağımı babamın cenazesine giderdim.
    Haydar—Sahi cenazeye gitmeyelim mi?
    Orhan—Bakayım bu sefer galip gelip de moralim yerine gelse gideriz.
    Haydar—Of kalbim kalbim ölüyorum . (Kalbini tut tuta ölüp yere düşer.)
    Metin –Çaycı baksana Haydar’a
    Çaycı—Ölmüş abi.
    Emin –Çabuk ailesine haber ver gelip cesedini alsınlar.
    Orhan—Allah belanı versin. Sen de ölecek zamanı buldun.Tam da okeyi dışarı atacaktım.
    Emin –Baksana taşlarına.
    Metin –Şerefsizim bunun eli iyi olmadığı için ölmüş. Bakın bakın.
    Orhan—Ulan senin yaptığın delikanlılığa sığar mı.
    Metin –Hiç olmazsa oyunu bitirip öyle geberseydin.
    Emin –Ne yapalım arkadaşlar.
    Orhan—Üç kişiyle oynanmaz mı?
    Metin –Kuralları biz koymuyor muyuz.
    Emin –E o zaman oyuna devam.
    Çaycı—(Cesede bir tekme vurur.)Allah kahretsin en yağlı müşterimi kaybettim.




    Ferhat elinde tespihi beklemekte. Bu arada Hüseyin ile Yunus koşa koşa gelmekte .

    FERHAT—Hop yavaş ol kovalayan mı var.
    HÜSEYİN—Evet polisler kovaladı bizi.
    FERHAT—Neee..İzinizi kaybettirdiniz mi?
    YUNUS—Evet ama kolay olmadı.
    FERHAT—Eeee ne yaptınız!
    YUNUS—(Cebinden cüzdanı çıkarır) Şu cüzdanı yürüttük.
    FERHAT—Aferin len bensiz de bu işi yapabiliyorsunuz. Eee zor oldu mu?
    HÜSEYİN—Vallahi çok zor oldu. Adam bir ton dayağı yemeden cüzdanı vermedi..
    FERHAT—(Cüzdanı açar içinden bir kimlik çıkar.)Hakketmiştir hakketmiştir. (kimliği eline alır ve okumaya başlar)Adı Emin soyadı Göçer.(Cin çarpmışa döner)Neeee! Siz babamı soymuşsunuz. Ulan aptal herifler başka adam bulamadınız mı?
    YUNUS— HÜSEYİN—Babanı mı soyduk.
    FERHAT—Evet babamı soymuşsunuz.(yakalarından tutarak ) Siz kim oluyorsunuz babamı soyuyorsunuz.
    HÜSEYİN—Yeter lan babanı mı tanıyorduk. Nerden bilelim baban olduğunu.
    YUNUS—Hem soyduğumuz diğer insanlar da başkalarının babaları değil mi. Sadece senin baban mı değerli.
    HÜSEYİN—Senin baban hiç olmazsa zengin ya soyduğumuz o fakir insanlara ne demeli.
    FERHAT—Susun lan susun şimdi bana insanlık edebiyatı yapmayın.(sakin bir şekilde) Çok dövdünüz mü.
    YUNUS—Vallahi çok direndi.Ama merak etme Ambulans acil servise yetiştirmişse ölmemiştir.
    FERHAT—Nee! Ambulans mı?
    YUNUS—Evet hastaneye kaldırıldı.
    FERHAT—Çabuk gidelim.

    Safiye Besna oturmuş televizyon seyretmekte ve örgü örmekteler.

    HAKAN—Ablacığım! Şu çeyizinizi ne zaman tamamlayacaksınız.
    BESNA—Sana ne filozof bozuntusu.
    HAKAN—Bana ne olur mu? Nerdeyse liseyi bitireceksin bir kitap dahi okuduğunu görmedim..
    BESNA—sen okudun da ne oldu?
    HAKAN—Ben düşüncelerimi insanlara anlatarak onlara yol gösteriyorum.Kitap okumak düşünceyi geliştirir insanları şiddetten uzaklaştırır. Düşüncenin konuşmadığı yerde şiddet konuşur cehalet konuşur.Düşünceden yoksun insanlar zorbalığa başvurur. Halbuki en büyük silah düşüncedir. Düşüncenin kaynağı da kitaptır.
    BESNA—Tamam canım kardeşim. Doğru söylüyorsun; ama bırak da şu filmi seyredelim.
    HAKAN—Televizyon beyninizi uyuşturmuş.Televizyon seyretmeye harcanan zaman kitap okunmaya harcansaydı memleketimin bütün insanları alim olurdu.

    Baba eli yüzü sargı içinde içeriye girer.

    HAKAN—Aman Allah’ım baba ne oldu.
    BESNA—Aaaa!Baba bu senenin modası bu mu? (annesine) Anne bak yeni kıyafeti ne kadar yakışmış.
    SAFİYE—Aman Allah’ım! Ne oldu sana böyle? Araba mı çarptı?
    EMİN—Yok hırsızlar çarptı.Aaaaa!
    SAFİYE—Neee! Hırsızlar mı?Yani soyuldun mu?
    EMİN—Evet aynen öyle.Aaa!
    SAFİYE—Önemli bir şeyin yok ya.
    EMİN—Yok yok sadece yirmi kemiğim kırıldı.Herifler benden daha inatçı çıktılar.
    SAFİYE—İçlerinde oğlun da yok muydu?
    EMİN—Şimdi bir tane vuracağım.Aaaaa!
    SAFİYE—Sanırım bu çarpmalara biraz ara vereceksin.
    EMİN—Merak etme hepsini kafama not edip faiziyle birlikte iade edeceğim.Aaaa!
    SAFİYE—Bu haldeyken bile dayağı düşünüyorsun ya helal olsun .
    EMİN—Bakıyorum gene çenen açıldın.Aaaaa!
    SAFİYE—Tabi artık istediğim kadar konuşurum Çünkü darbe dönemi bitti.Ne yazık ki darbe döneminiz iki gün bile sürmedi.Artık bu evde geçici bir özgürlük olacak.
    HAKAN—Anne geçici özgürlükler arkasından yıkıcı darbeler getirir. Bence babamın bu durumundan faydalanmaya çalışma.
    SAFİYE—Sen sus bana siyaseti öğretme.
    HAKAN—Anne zararlı sen çıkarsın söylemedi deme .Sen en iyisi babamla iyi geçinmeye çalış.

    Bu esnada Ferhat içeri girer.

    FERHAT—(Babasının yanına gider babasını kucaklar)Baba geçmiş olsun.
    EMİN—Sağ ol yavrum sağ ol.
    FERHAT—Özür dilerim baba ne olur beni affet!
    EMİN—Oğlum sen diyorsun. Ne yaptın ki seni affedeyim.
    FERHAT—(ağlayarak)Utanıyorum kendimden .Artık yüzünüze nasıl bakabilirim.
    EMİN—NE oldu oğlum anlatsana çıldırtma insanı.
    FERHAT—Seni döven benim arkadaşlarımdı.
    EMİN—Oğlum şimdi şakanın sırası değil.
    FERHAT—Al bu da cüzdanın.
    EMİN—Ama bu ,bu benim cüzdanım!(sinirli )Nasıl yaparsın bunu alçak herif. Aaaah!
    Ulan bu halde olmasaydım seni öldürecektim.Def ol gözüm görmesin seni. Seni hırsızlık yapman için mi büyüttüm.
    FERHAT—Baba söz veriyorum bir daha böyle bir hataya düşmeyeceğim.
    EMİN—Bak hala konuşuyor.Senin gibi oğul olmaz olsun.
    FERHAT—Ya öyle mi peki ya sizin gibi anne ve baya ne demeli.Bu duruma düşmemde sizin de payınız var. Siz üzerinize düşen görevi layıkıyla yerine getirdiniz mi?Bize yol gösterdiniz mi?
    EMİN—Eşek kadar adam olmuşsun. Daha neyi göstereceğiz.
    FERHAT—Doğru gösteriyordunuz. Her akşam annemle kavga ederek bize kavga etmeyi öğrettiniz. Bizimle harcayacağınız zamanı sevgili okeyinize ve sevgili televizyonunuza harcadınız.Böylece bize ilgisizliği öğrettiniz.Cebimize beş kuruş para bırakarak babalık görevinizi tamamladığınızı zannettiniz.Bir gün bile ders durumumu merak edip de okuluma geldiniz mi?Zayıflarla dolu karneyi getirdiğimde suçu benim üzerime atıp iki tokatla cezalandırmanız çözüm müydü?Hem bizi adam yerine koymazsınız hem de bizden her şeyi eksiksiz yapmamızı beklersiniz.
    EMİN—Yeter !Kes konuşmayı.Suçunu benim üzerime yıkacak.
    SAFİYE—Ferhat doğru söylüyor. Sen okey oynamaktan zaman bulup da çocukla ilgilendin mi?
    EMİN—Peki ya siz Safiye Hanım siz annesi değil misiniz? Eee! Tabi siz çocukla ilgilenirseniz dizi filmleri kim seyredecek .
    FERHAT—Yeter be yeter! Zaten bıktım sizin bu kavgalarınızdan. Gidiyorum bu evden . Ne haliniz varsa görün.

    Besna sevinçli bir şekilde içeri girer.
    BESNA—Yaşasın Popun starı olacağım.
    EMİN—Pop po pop starı mı?
    BESNA—Evet baba , pop stara aday oldum. Yarışmaya katılacağım.
    HAKAN—Ablam pop starı olsa kitabıma defterime babam Maykıl Ceksın hatta Civan Haco olur.
    EMİN—Kızım bizim ailemize böyle şeyler yakışmaz.
    BESNA—Bana her şey yakışır.
    HAKAN—Çirkin olan her şey demek istedin.
    BESNA—Seninle konuşan yok.
    EMİN—Bak kızım sen akıllı bir kızsın. Böyle şeylere kanmamalısın.
    HAKAN—Ablam mı akıllı. Akıllı olsaydı. Lise hayatı boyunca eline hiç olmazsa bir kitap alıp okurdu.
    BESNA—Ben hayatımı bu fakirliğin içerisinde geçiremem.Ben zengin olacağım.Benim de villalarım arabalarım olsun.
    SAFİYE—Kızım zenginlik mutluluk değil ki.Bir lokma ekmeğin az olsun ama onurlu olsun.
    BESNA—Ben onursuz bir şey yapmıyorum.Kim ne derse desin ben bu yarışmaya katılacağım.
    EMİN—Eğer yarışmaya katılmak için bu evden dışarıya adımını atsan bir daha bu eve giremezsin.
    SAFİYE—Kızım ne olursun babanı dinle böyle bir şeye kalkışma.
    BESNA—Hayır anne beni bu saatten sonra kimse tutamaz.Gidiyorum.
    (Safiye engel olmaya çalışır fakat Besna çıkar gider)
    EMİN—Ah olan televizyon sen benim ailemi yaktın ben de seni yakacağım.(Televizyonu alır ve sahneden çıkar.)

  7. Ziyaretçi
    VİZONTELE AİLESİ-2



    Emin oturmuş tespih sallamakta Safiye örgü örmekte.

    EMİN--Of be dünya varmış…
    SAFİYE—Televizyon olsaydı dünya olmayacak mıydı?
    EMİN—Ya sabır ya sabır!Bana cevap vermesen çıldıracaksın herhalde.
    SAFİYE-- Sen saçmalayınca ben de cevap vermek zorunda kalıyorum.
    EMİN—Kitabıma defterime senin bu dilinin uzunluğunu ölçseler Gines rekorlar kitabına girersin.
    SAFİYE –Biz doğruyu konuşunca zorunuza gidiyor.Size kalsa bizim dilimizi kesmemiz lazım.
    EMİN—Yoo bütün kadınlar değil sadece sen kesersen vallahi hiç fena olmaz.Ha bütün masrafları da ben karşılarım.
    SAFİYE –Of ya of çocuklarımız evden kaçıp gittiler sen ise oturmuş boş boş konuşuyorsun.
    EMİN –Ya ne yapayım?Çocukları kırmızı bültenle mi arayayım. İstersen belediyeye haber verelim.Belediye de “dikkat dikkat 15 ve 16 yaşlarında bir erkek ve bir kız çocuğu kaybolmuştur. Bulanların insaniyet namına belediye ilan burusuna getirmeleri rica olunur.”şeklinde bir anons yapsın.
    SAFİYE –Biliyor musun Emin Bu kadar gaddar olduğunu bilmiyordum.
    EMİN—Sen neyi biliyorsun ki cahil gelmiş zır cahil gideceksin.
    SAFİYE –Cahil olabilirim ama çok şükür senin kadar insafsız değilim.
    EMİN –Şuna bak ya ben insafsızmışım.Ben çocuklarımı tanımaz mıyım? Aha göreceksin eğer ikisi de bu akşam gelmezse vallahi de billahi de bu evin iktidarını sana vereceğim
    SAFİYE—İktidarın batsın.İnşallah .Çocuklarım olmadıktan sonra iktidarı ne yapayım.

    Kapı çalınır ,Safiye kapıyı açmaya gider.

    SAFİYE (Kızına sarılır)Kızım çok merak ettim Hiç gelmeyeceksin sandım.
    BESNA –Beni elemelere almadılar anne
    SAFİYE—Üzülme kızım başka sefere.
    EMİN –Besna Hanım yüzünüzden düşen bin hatta iki bin parça.Sen kim popçu olmak kim?
    BESNA—(Mahcup bir edayla yerine geçer.)
    SAFİYE—Gel kızım otur şuraya .
    EMİN – Ooo kızına özel ilgi göster oğluna ise 3. dünya ülkesi muamelesinde bulun.
    Kapı çalınır.
    EMİN –Ha işte diğer serseri de geldi.(kalkar kapıyı açar.)
    FERHAT—(kapıda bekleyerek) Baba içeri girmeme izin veriyor musun?
    EMİN—Bu eve girmek için pasaportun var mı?
    FERHAT—Evet baba tövbe ettim. Bu pasaport sence yeterli değil mi?
    EMİN—(Ferhat’ı kucaklar)Aslanım benim yeter artar bile.
    SAFİYE –Vay vay vay !Baba oğla bakın.Sanki hiçbir şey olmamış gibi nasıl da sarılıyorlar.
    EMİN –O babasının biricik oğludur.Bir kere evden kaçtı diye onu asacak mıyım.Hem zaten idam cezası kaldırıldı Bak tövbe bile etmiş.Aslanım oğlum.Allah bilir artık namaz da kılar Değil mi oğlum?
    FERHAT—Evet baba. Yeter ki sen iste.
    EMİN—Yok oğlum benim için değil Allah için kıl.
    FERHAT—Tamam baba sen kimin için istiyorsan ben onun için kıllarım.(Ayağa kalkar gitmeye hazırlanır.)
    EMİN—Oğlum nereye?
    FERHAT—Namaz kılmaya
    EMİN –Hangi namazı?
    FERHAT—Bilmem Cenaze namazı olur mu?
    EMİN—Oğlum hele sen önce farz namazlarını kıl. Ayrıca namaz kılmasını biliyor musun?
    FERHAT-- Tamam baba Öğrenmem lazım.

    Safiye ile Besna bu arada birbiriyle sessizce konuşmaktadırlar.
    SAFİYE—Kim öğretecek sen mi?
    EMİN—Evet ben beğenemedin mi?
    SAFİYE –Şey yani senin kıldığını görmedim de.Ona nasıl öğreteceksin.
    EMİN—Gözün batsın inşallah.Her bayram namaza gittiğimi görmüyor musun?
    BESNA—Benim bildiğim beş vakit namazı kılmak farzdır. Bayram namazı ise farz değildir.
    EMİN—Al işte sosyete adayı olan kızım bana vaaz veriyor.(elini kaldırır)Allah’ım sen nelere şahit oluyorsun.
    SAFİYE—Kızım baban günde beş vakit okey oynarsa namazına vakit kalır mı?
    FERHAT—Eee yeter be yeter bıktım sizin bu tartışmalarınızdan.

    Bu arada Hakan elinde kitaplarıyla şarkı söyleyerek içeri girer.

    HAKAN—(Gözler kardeşlerine takılır.)Ooo kimleri görüyorum, kimleri?Pop starımız Besna Hanım ve Mafya teyzesi Ferhat Bey.Hayırdır hangi fırtına sizi buraya fırlattı?Durun tahmin edeyim.Safiye Hanım pop starı olamadı. Ferhat Bey de pişman oldu ve pat diye baba ocağına döndünüz.

    Ferhat ile Besna ayağa kalkar Hakan’ı aralarına alır.

    FERHAT—Bak filozof bozuntusu!Geldiğim bu ilk günde seni Diyarbakır Tıp Fakültesi acil sevisine göndermek istemiyorum.Onun içi şu çeneni hemen kilitle.
    BESNA— Bana da bak filozof bozuntusu(ona bakar)Boyundan büyük lafların altında kalıp ezilmek istemiyorsan susacaksın anladın mı?
    HAKAN—(kafasını kaldırır)Iııı. anlamadım.
    BESNA Ferhat onu dövmeye kalkar.
    EMİN –Durun ne yapıyorsunuz.Bırakın.Çekilin şöyle çekilin! Neyi paylaşamıyorsunuz.?Ayıp ya .
    (Hepsi oturur.Hakan masasına geçer kitabının okur.Bir süre sessizlik devam eder.)

    SAFİYE—Of of of…
    BESNA—Ne oldu anne?
    SAFİYE –Bilmem birden sıkıntı bastı.
    (Bir süre sessizlik)
    EMİN—Of of of …
    FERHAT—Ne oldu baba
    EMİN –Bilmem birden sıkıntı bastı.
    (bir süre sessizlik)
    BESNA-Ferhat—of of of…
    SAFİYE Ne oldu kızım?
    EMİN –Ne oldun oğlum?
    BESNA, Ferhat—Hiiiç
    BESNA- FERHAT -EMİN-SAFİYE—Of of of
    HAKAN (Kitabından kafasını kaldırır)Eee.. yeter be yeter bıktım!Şu oof of konserinizi dinlemek zorunda mıyım ? O kadar sıkıldıysanız gidin televizyonunuzu geri getirin.
    BESNA –Sahi televizyon nerde ?
    FERHAT— Emekliliğe mi ayrıldı?
    SAFİYE –Hayır çocuklar, babanız sizin evden ayrılmanızın faturasını televizyondan çıkardı.Götürüp sattı.
    BESNA—Ay inanmıyorum şimdi televizyonumuz yok mu?
    HAKAN—(alayımsı ve taklit ederek)Ay inanmıyorum televizyonumuz yok mu? O yoksa ablam da yok.
    FERHAT—(Şiir gibi söylemye başlar) Baba televizyonsuz bir dünya şekersiz bir çaya yok yok olmadı. Ha tamam, tuzsuz bibersiz kuru fasulyeye yada baharatsız mercimek çorbasına benzer.
    HAKAN—Abi sen şair olmalıymışsın.İbrahim Sadri abimiz senin gibi bir şairin bu dünyada yaşadığını bilse şiir yazmakta vazgeçerdi.İşi ehline bırakırdı.Sen en iyisi hırsızlık yapmaktan vazgeç şair ol.
    FERHAT—Baba! Şu filozof bozuntusu oğluna söyle bir daha bana hırsız demesin yoksa dişlerinde otuz ikilik tespih yaparım.
    HAKAN—Abi iki dişimi çektirmişim .Maalesef tespihin tamamlanamaz.(Ferhat ayağa kalkar gibi yapar.)
    EMİN –Hakan ! Oğlum sus konuşma.
    SAFİYE—Eee M. Emin Bey söylesene televizyonsuz gün geçer mi?
    FERHAT—Ne olursun baba televizyonu al.
    BESNA –Baba sen televizyonu al vallahi de billahi de hangi kanalı istiyorsan onu seyrederiz.Değil mi anne?
    SAFİYE—Şey olabilir.
    BESNA—Ne olursun baba bizi televizyonsuz bırakma!
    EMİN –Ama eskiden olduğu gibi televizyona aşırı bağlanmayacağınıza söz vereceksiniz.Tamam mı?
    BESNA –Söz baba, ben günde sadece on saat seyredeceğim.(Babası Ters ters bakar)Sekiz saat…altı saat .. dört saat..iki saatten aşağı kurtarmıyor.Yemin ederim iki saatten fazla izlemem.
    EMİN—Ferhat sen de söz ver.
    FERHAT –Söz veriyorum baba on iki saatten şey yani iki saatten fazla izlemem.
    EMİN—Safiye Hanım siz…
    SAFİYE—E vallahi zaten ben fazla izlemiyorum.
    EMİN—Haşa…Tabi canım bilmez miyim.(Sesli) Kitabıma defterime uyku denen bir şey olmasaydı siz günün yirmi altı saatini televizyon izleyerek geçirirdiniz.
    HAKAN –Baba yanlış söyledin.
    SAFİYE—Bak oğlun da senin yanlış olduğunu biliyor.
    HAKAN-- Tabi ki biliyorum .Cahil miyim ben?Bir gün yirmi altı saat değil 24 saattir.Annem günün ancak 24 saatini izleyebilir.
    SAFİYE –Haydi len pis filozof!

    2.SAHNE

    EMİN-- (Televizyon fişini takar, kumandayı eline alır.Kurdeleyi keser.Alkışlanır.)Evet şimdi oldu.Sayın eşim sayın oğlum Ferhat sayın kızım Besna ve sayın demeye gerek bile duymadığım ana muhalefet lideri Hakan Bey!)
    HAKAN –(Ayağa kalkar)Buyurun Almanya’nın unutulmaz Lideri Hitler! Pardon Hitler’in Türkiye versiyonu!
    EMİN—Sus konuşma! Bu kumanda elimde bulunduğu müddetçe hiç kimse farklı bir program izlemeyecek.Kumandayı alma girişiminde bulunanları terörist listeme alıp ona bu dünyayı dar edeceğim.
    HAKAN –Desene Baba evimizdeki Amerika sen oluyorsun.
    EMİN—Ne alaka oğlum?
    HAKAN –Olur mu baba terörist listesini Amerika hazırlamıyor mu?
    EMİN –Sen sus . Bu işe karışma.(Diğerlerine dönerek)Anlaşıldı mı?
    HEPSİ(Hakan hariç)—Anlaşıldı.
    Emin kumandayı alır kanepeye oturur.Bir süre sonra horlayarak derin bir uykuya dalar.Bunu fırsat bilen Safiye kumandayı yavaşça elinden alır. Besna , Safiye daha kumandayı kullanmadan kapar.Besna’dan habersiz Ferhat balıklama atlayarak kumandayı alır .Bu arada Emin esner iki elini açar. Ferhat anında kumandayı eline bırakır.


    3.SAHNE

    Yunus ile Hüseyin oturmuş konuşurken Ferhat içeri girer.
    FERHAT --Hey dangalaklar hayırdır neyi bekliyorsunuz?
    YUNUS (heyecanla ayağa kalkar ) Nerdesin be seni aramadığımız delik kalmadı.
    HÜSEYİN –Arkadaşlığın yerin dibine batsın. İnsan bir haber verir.
    FERHAT—Ben tövbe ettim.Artık hırsızlık yapmayacağım.
    YUNUS –Tövbe mi ettin?Yoksa babandan dayak mı yedin?
    HÜSEYİN—Ferhat!Bırak bu ayakları Bu işi sen öğrettin bize bırakıp gidemezsin
    FERHAT—Ya öyle mi? İsterseniz jübilemi yapıp öyle gideyim.Tövbe tövbe…!
    YUNUS—Tövbe ettin öylemi?
    FERHAT—Evet tövbe ettim.
    HÜSEYİN—Mevlana ne demiş ?
    YUNUS—Ne demiş?
    HÜSEYİN—Bin defa tövbeni bozmuşsan yine gel.Sen de tövbeni bozup gelirsin yine hırsızlık mesleğine devam edersin.Evet evet bence sen Mevlana’yı dinle.
    FERHAT—Saçmalama Mevlana insanları Tarikata Hak yoluna çağırıyordu hırsızlığa değil.
    YUNUS –Yeter be! Sana yalvaran mı var? Hüseyin!
    HÜSEYİN – Ne var
    YUNUS—Versene şu cüzdanı.(Hüseyin cüzdanı verir.Yunus cüzdandaki paraları çıkarır Yarısını Hüseyin’e verir.Boş cüzdanı ise Ferhat’a verir.)Al boş cüzdan da senin payın olsun, bu iyiliğimi de unutma.
    FERHAT—Şey arkadaşlar
    YUNUS— Şey ne?
    FERHAT –Sizin dediğiniz olsun.
    YUNUS—(Sırtına bir tane indirir)Aslanım benim işte bu.
    FERHAT (Ters ters bakar)Şimdi bir tane vuracağım.Bakın lideriniz yine benim (Elindeki parayı alır.Bir yirmiliği Yunus’a verir .Diğerlerini cebine alır.)

    4.SAHNE

    Besna, Safiye, Emin televizyon izlemekte.

    BESNA –Safiya—(Sesli bir şekilde tezahürat yapmakta )Kadınlar… Kadınlar…kadınlar…
    EMİN –(Sinirli sinirli bakmakta)Fesuphanallah fesuphanallah (Hakan’a)Oğlum burada erkeklerin gururu ayaklar altına alınıyor orda sen hala kitap okuyorsun.
    HAKAN—Sloganlarla beslenen bir kitle başarısızlığa mahkumdur;fakat bilgiyle, fikirle, inançla beslenen kitleler hedefine ulaşır.
    SAFİYE-BESNA—Kadınlar kadınlar…Kadınlar…
    EMİN Eee Yeter program başlayacak susun artık.Yoksa darbe yapıp televizyonu ortadan kaldırırım.



    5.SAHNE

    Karşılıklı masalarda üç erkek ve üç bayan oturmakta.Sunucu masaların arasında içeri girer.

    REHA—Ben Ortadoğu ve Balkanların en iyi sunucusu Reha Kışkırtan yepyeni bir programla tekrar karşınızdayız. Türkiye ve dünyada izlenme rekoru kıran Sataşma Hattı” adlı programımızda Kadın Erkek Bakış Açısıyla Avrupa Birliğini” tartışacağız.Ve yine reyting rekorlarını kıracağız.
    Avrupa Birliğine girmeyi düşündüğümüz süreçte toplum olarak kadın ve erkeğe düşen görevleri kadınlara yönelik yeni gelişmeleri ve daha bir çok konuyu masaya yatıracağız. Seviyeli ve tarafsız ben Reha Kışkırtan Sözü fazla uzatmadan size konuklarımızı tanıtayım.
    İlk önce saygı değer hanımefendilerden başlayalım.Hayvan Hakları Derneği Başkanı ,Kanaryaları sevenler derneğinin onur üyesi ve aynı zamanda” Feministler Nerede Biz Orada Hareketinin “önde gelen isimlerinden Derya Tepedenbakan.
    Ben de Avrupalıyım adlı müzik kasetiyle müzik piyasasını alt üst eden Ünlü pop şarkıcımız Melisa Çatalses
    MELİSA—Pardon Reha Bey soyadım Çatalses değil Çatlakses ‘tir
    REHA –Çok üzür dilerim Melisa Hanım Hemen düzeltiyorum.Melisa Çatlakses . Ve geçen ay kurulan Çağdaş Toplum Çağdaş Kadın Partisi Genel Başkanı Canan Çetinkaya….
    Şimdi de erkek konuklarımızı tanıyalım.Delikanlı Yiğitler Demokrasiyi getirecekler Partisi genel başkanı Ne biçim isimse Delikanlı Yiğitler Demokrasiyi getirecekler ulan bunların neresi yiğittir. neyse işte bu partini genel başkanı Çetin Deliyürek.
    Gez Dünyayı Geç Konya’yı Gör Avrupa’yı Deneğinin Başkanı Ve aynı zamanda sokak köpeklerini koruma hareketinin önde gelen isimlerinden M.Zalim Çokkonuşur.
    Ve son olarak Gazeteci yazar Murat Boşyazar…Hepiniz hoş geldiniz. Sözü Fazla uzatmadan bayanların görüşlerini alalım.Önce Derya Tepedenbakan’a sormak istiyorumayın Tepedenbakan bir feminist olarak Avrupa Birliğine bakış açınızı öğrenebilir miyiz ?
    DERYA—Eğer bu ülkede sadece kadınlar yaşsaydı Türkiye 100 yıl önce Avrupa Birliğine Girerdi.
    ZALİM—Hayır Hanım efendim girmezdi.
    DERYA—Girerdi tabi ki .Ayrıca lütfen sözümü kesmeyin.
    REHA—Evet beyefendi lütfen bayanın sözünü kesmeyin
    ZALİM—Reha Bey ben yanlış söylemlere tahammül edemiyorum.
    DERYA –Ben Yanlış bir şey söylemedim.
    ZALİM—Söylediniz hanımefendi 100 yıl önce Avrupa Birliği daha oluşmamıştı.Avrupa Birliği’nin nesine girecektiniz.
    DERYA – şey şey yani İlk önce biz oluşturacaktık. Ama ne yazık ki kabalığı ve çağdışı tavırlarıyla bizi geriye götüren erkek milleti Avrupa birliği kapısında bir engel teşkil etmekte.
    MURAT—Hanım efendi o kapıyı biz kapatmadık ki Ayrıca kapının anahtarı bizde olsa ilkin ben girecektim.
    CANAN—Hangi enayi size güvenip de kapının anahtarını verir.Kapının anahtarının sizde olmadığını biz de biliyoruz.
    REHA—(erkeklere dönerek )Demek ki biliyorlarmış.
    ZALİM—Nah biliyorlarmış Onlar mutfakta soğan doğramasını bile bilmezler.
    REHA—Peki soğanı nerde doğrarlar (erkekler birbirlerine bakar cevap vermezler) Lütfen Beyefendi konumuz soğan değil AB… anladınız mı ?AB
    MELİSA—(kibarca)Reha Bey!
    REHA—Buyurun Melisa Hanım.
    MELİSA—Ben de bu konuda görüşlerimi açıklayabilir miyim?
    REHA –Tabi ki açıklayabilirsiniz .Siz ki ülkemizin starısınız.
    MELİSA –Sağ olun çok mersi.Zaten beni sizler ve sizin gibi enayi şey pardon yani en iyi insanlar yarattı.
    REHA—(övünerek)Ben mi Allah Allah
    MELİSA—Bizim mutlaka Avrupa Birliği’ne girmemiz gerekiyor.Çünkü biz müzik sanatçıları Türkiye’de geçinemiyoruz.Bakın Reha Bey!
    REHA—Bakıyorum Melisa Hanım.(gözlerini diker)
    MELİSA—Biz ayda 100 milyardan fazla kazanamazken Avrupa’da müzik sanatçıları bu parayı sadece bir gecede kazanıyor.Bunun için Biz Müzik sanatçıları Avrupa Birliğine girmeye can atıyoruz.
    ÇETİN—(alayımsı)Vah vah vah Sadece 100 milyar mı alıyorsunuz.
    MELİSA—Evet geçekten 100 milyar.Sizce de az değil mi?
    REHA –Evet gerçekten sizce de az değil mi?
    ÇETİN –Tabi canım.
    MURAT—Desenize açlık sınırının altında yaşıyorsunuz.
    MELİSA –Vallahi öyle…
    ZALİM—Melisa Hanım Cuma günleri işiniz var mı?
    MELİSA—Yoo !Cuma günleri benim tatil günüm.Neden sordunuz?
    REHA –Evet neden sordunuz?
    ZALİM – Diyecektim ki Cuma günleri Cuma namazından sonra cami önünde mendil açarsanız belki açlık sınırını geçersiniz.
    MELİSA –Ama Reha Bey olmaz ki…Bu bey benimle resmen alay ediyor.Bana dilenci demek istiyor.
    REHA –Zalim Bey!Melisa Hanımın şahsında kadınlara hakaret ettiğiniz için size sarı kart gösteriyorum.Lütfen taraflı ve seviyeli programımıza gölge düşürmeyin. (Erkekler sinirlenirler)Sayın seyirciler Şimdi de sözü Canan Hanıma bırakıyorum.Evet Canan Hanım Partinizin AB ile ilgili görüşlerini öğrenebilir miyim?
    CANAN—Partimiz Avrupa Birliğine girmeyi şart kılıyor.Yalnız bunun için bir ilerlemenin olması gerekiyor.Özellikle kadınların özgürlüğü konusunda değişimler şarttır. Bizim partimiz erkeğe karşı başkaldırının sesidir.(sesini yükselterek) Avrupa Birliğine giden yolda bir ışıktır.Kadına karşı şiddeti ortadan kaldıracak ve erkek egemenliğine son verecek olan iktidar biz olacağız.
    REHA—Bravo bravo hani alkış hani alkış…
    CANAN—Ayrıca iktidara giden yolda istikrarlıyız.Hızlı tren gibi yolumuza devam ediyoruz.
    REHA –Devam ediyorlar
    ÇETİN –Siz iktidara giden yolda değil hızlı tren hızlı at arabası bile olamazsınız.
    REHA—Evet işte bu reyting reyting!
    DERYA –Beyefendi unutmayın Avrupa Birliğinin yolu kadının elinin altında geçer.
    ZALİM –Yani mutfaktan mı geçer demek istiyorsunuz?
    CANAN—Anlama kıtlığı var anlamıyorlar ki..
    REHA –Haklısınız Hanım efendi çok haklısınız devam edin devam edin gelsin reytingler…
    DERYA— Unutmayalım ki kadının sosyal haklarını kazandığı toplumlar Avrupa Birliğine girebilir.
    MELİSA—Canan Hanıma katılıyorum .Mesela ben konsere gittiğim bazı illerde mini etek giyemiyorum.Sosyal haklarım burada rencide ediliyor.
    ZALİM—Şimdi sosyal haklar dediğiniz şey soyunma özgürlüğü müdür?
    REHA—Soyunma özgürlüğümüdür diye soruyorlar? Onlar soruyor.
    CANAN—Hayır efendim .Giyinme özgürlüğüdür.
    REHA –Giyinme özgürlüğüymüş .
    ÇETİN—Mayo giymenin özgürlük olduğunu mu söylüyorsunuz?
    REHA—Lütfen değerli konuklar! Konumuz mayo değil .Avrupa Birliği… AB …Sayın seyirciler ben tarafsız ve seviyeli sunucunuz Reha Kışkırtan şimdi de sözü erkeklere bırakıyorum.Önce Delikanlı Yiğitler demokrasiyi Getirecekler Partisi Genel Başkanı Çetin Deliyürek’e sormak istiyorum. Sizin Avrupa Birliğine girmek için projeleriniz var mı?
    ÇETİN—Tabi ki var.Olmaz olur mu?Projelerimiz…
    REHA—Çok teşekkür ederim.Verdiğiniz bilgiler için.Şimdi de aynı soruyu Zalim Bey’e sormak istiyorum.Zalim Bey sizin derneğinizin AB için projeleri var mı?
    Zalim –Tabi ki var. Şimdi…
    REHA—Çok teşekkür ederim .Bu kadar bilgi yeter .Zaten süremiz de az kaldı.Hemen Murat Bey’in görüşlerini alalım.Murat Bey! Bir gazeteci olarak AB yolunda yapmamız gereken yenilikler hakkında bilgi verir misin?
    MURAT—Efendim ,bizim AB yolunda Birçok yenilik yapmamız gerekiyor.Çünkü…
    REHA –Çünkü kadına gereken değeri veremiyoruz .
    MURAT—Hayır Efendim ne alakası var.
    REHA –Lütfen Murat Bey sözümü kesmeyin.
    MURAT—Ama önce siz sözümü kestiniz.
    REHA—Yanılıyorsunuz beyefendi ben sizin yarım hatta yarım bile değil çeyrek bıraktığınız cümleyi tamamladım.
    MURAT—Ben cümlemi tamamlamayacak kadar cahil miyim?
    REHA—(mahcup) Şey yok efendim… Ha tamam süremiz az kaldı da ondan.
    ZALİM—Reha Bey! Zamanın çoğunu bayanlar kullandı. Biz is sap gibi onları dinledik.
    ÇETİN—Evet Reha Bey !Biz buraya masanızın süsü olmak için gelmedik .
    DERYA—Zaten siz isteseniz de süs olamazsınız.Siz ancak diken olabilirsiniz.
    MURAT—Bakın Reha Bey hala konuşuyorlar.
    REHA—Tabi konuşacaklar onlar buraya konuşmak için geldiler.
    ZALİM –Biz ne için geldik?Armut toplamaya mı geldik?
    MELİSA –Armut dediniz de canım acayip armut çekti.Keşke biraz toplasaydınız.
    ZALİM—(sinirli) Yahu utanmasalar bize ayı diyecekleri
    REHA—Canan Hanım böyle bir iddianız var mı?
    CANAN—Yok bizim dememize gerek kalmadı.Beyefendiler zaten kendi sıfatlarını kendileri söylediler.
    REHA—(erkeklere)Gerek yokmuş.
    ( Erkekler ayağa kalkar )
    REHA—(korkar biraz geri çekilir sakin olun reyting şey evet Sayın seyirciler şimdi de sözü her üç beyefendiye bırakıyorum (sert bakışlarla Reha’yı süzmeye devam ederler.)Lütfen beyler canlı yayındayız.
    ZALİM—Böyle devam ederse canlı yayına cansız bedenler teşrif edecek.
    CANAN—Zaten sizin işiniz gücünüz şiddet kullanmak.
    REHA—Zalim Bey lütfen sakin olun
    MURAT—Nasıl sakin olalım Reha Bey.Bırakın bir iki kelime de biz konuşalım.
    REHA—Tamam tamam anladık hele bir oturun (otururlar)Sayın seyirciler ben tarafsız ve seviyeli sunucunuz Reha Kışkırtan Sözü tekrar erkeklere bırakıyorum.Hanginiz konuşacaksanız konuşun.
    (Erkekler aralarında anlaşır gibi yapar)
    ZALİM—Bizim Avrupa Birliğine girme yolunda kadın erkek fark etmez her birimizin üzerine düşen görevler vardır.İnsan hakları demokrasi adalet herkes için aynı derecede önemli olmalı.Fakat bizim görevlerimiz farklı bayanların ki farklı olmalı.Elinin hamuruyla erkek işlerine karışmamalıdır Onların işi yemek yapmak bulaşık yıkamak ve çocuk yapmaktır.
    MELİSA—Bence erkek yemek de yapmalı.
    REHA—Yapmalı efendim.
    MELİSA –Bulaşık da yıkamalı
    REHA—Yıkamalı efendim.
    MELİSA—Hatta çocuk da yapmalı
    REHA—Yapmalı efendim ..Ne! Çocuk mu?
    MURAT—O ha! (Reha ters ters bakar)Şey pardon o halde demek istedim.Size ihtiyacımız kalmaz.
    CANAN—Bakınız kendiniz itiraf ettiniz demek ki bize muhtaçsınız.
    MURAT –Doğrudur ama siz daha fazla muhtaçsınız.
    REHA—Sayın seyirciler ben tarafsız ve seviyeli bir sunucu olarak konuyu daha fazla uzatmadan son olarak bütün konuklarımıza soruyorum Avrupa Birliği yolu nerden geçer?
    MELİSA—Reha Bey zamanımız daha var mı?
    REHA—Tabi ki var Olmaz olur mu? Siz yeter ki konuşun .Melisa Hanım
    ÇETİN –(öksürür)
    REHA—Buyurun Melisa Hanım.
    MELİSA—Mersi …Ben Avrupa Birliğinin yolunun nerden geçtiğini bizzat gözlerimle gördüm.Şimdi ben Yunanistan’a konser vermeye gittiğimde benim kuaförüm söylemişti.Dedi ki: Edirne ile Yunanistan arasındaki yol Avrupa Birliğine giden yoldur.Demek ki Avrupa Birliğinin yolu Edirne’den geçer.
    REHA—Çok teşekkür ederim Melisa Hanım.Gerçekten bizi çok aydınlattınız.
    DERYA –Ben bir hayvan hakları savunucusu olarak Avrupa Birliğinin yolunun hayvanlarımıza yapılan sistematik işkencenin ortadan kaldırılmasından hayvan haklarına saygı gösterilmesinden ve havanlarımızın sosyal haklarının iyileştirilmesinden geçtiğine inanıyorum.
    REHA—Evet sayın seyirciler işte bu AB budur.Hani alkış.Hani alkış
    ZALİM—Ben sokak köpeklerini koruma derneğinin üyesi olarak ilk defa Canan Hanıma katılıyorum.
    REHA—(Zalim’i öper)Tebrik ederim sizi Bu konuda objektif tarafsız ve seviyeli bir tavır gösterdiniz.
    DERYA—Reha Bey
    REHA--Buyurun Derya Hanım!
    DERYA—Madem Zalim Bey benim düşünceme katılıyor .Ben artık bu düşünceyi savunmuyorum.
    Bu erkeklerle aynı görüşü paylaşmam.Ben artık insan haklarını savunacağım.
    REHA –Tabi bu sizin en doğal hakkınız.
    ÇETİN—Hanım efendi siz önce kendi haklarınızı savunun.
    CANAN—Merak etmeyin beyefendi biz onu da yapıyoruz.Ayrıca Ben AB yolunun kadın haklarından geçtiğne inanıyorum.Bunun için de erkeğin başını ezmemiz gerekir.
    REHA—Ezin efendim ezin.
    ÇETİN –Balyozla mı buldozerle mi?
    CANAN –Fark etmez beyefendi tercihi siz yapın.
    ÇETİN –Biliyorum sizin gibi vicdansızlar Allah bilir bağırsaklarımızdan turşu bile yapar.
    MELİSA—Turşu mu?Ay ben turşuyu çok severim Ama bağırsak turşusunu hiç yemedim.
    ZALİM—Yemeseniz daha iyi olur .Hazmı zordur.
    REHA—Değerli konuklar Yine konuyu saptırdınız . konumuz bağırsak değil AB AB
    MURAT—Reha Bey aslında AB yolu…
    REHA—Ne yazık ki süremiz bitti.
    CANAN—Reha Bey son olarak bir şey söyleyebilir miyim.
    REHA—Tabi buyrun söyleyebilirsin.
    CANAN—Reha Bey Burada 70 milyon insan şu erkeklerin ne kadar kaba insanlar olduğuna şahit oldu.
    ÇETİN—Eğer kadına boyun eğmek ,köle olmak kabalıksa evet biz kabayız ve ne mutlu kaba erkeklere.
    REHA—Yani kaba olduğunuzu itiraf ediyorsunuz.
    ÇETİN—Hayır efendim ne alaka..
    REHA—Evet sayın seyirciler Programımız burada sona ermiştir, ben tarafsız ve seviyeli sunucunuz Reha Kışkırtan bir daha ki programımızda buluşmak üzere size evet size seviyeli ve tarafsız kalın diyorum.
    (erkekler yumruklarını hazırlar ve saldırırlar)


    6.SAHNE

    EMİN—(Sinirli sinirli kalkar televizyon’u kapatır. Ellerini havaya kaldırır) Allah’ım sana binlerce defa şükürler olsun ki biz erkekleri kadınlardan bedenen daha güçlü yarattın.Eğer biz güçlü olmasaydık kitabıma defterime her gün dayak yerdik.
    SAFİYE—Emin Bey bunun için şükretmene gerek yok çünkü biz sizin gibi vicdansız değiliz.Biz kadınlar insan haklarına saygılıyız.
    EMİN –Bilmez miyim ?Ya benim anlamadığım o Reha denen layt erkeğin neden kadınların tarafını tuttuğudur.
    SAFİYE—Yanılıyorsun o kadınların değil haklı olanın tarafını tuttu.
    HAKAN—Anne Baba! Aslında onlar programa katılması gereken kişiler değildi.
    SAFİYE –Ya senin mi katılman gerekiyordu.
    HAKAN –Hayır ama onlar AB ile ilgili hiçbir şey bilmiyordu.Gelmiş canlı yayında boş boş konuşuyorlar.
    EMİN –Hakan oğlum gerçekten doğru söylüyorsun.Oradaki kadınlar daha konuşmasını bile öğrenememişler.Aferin oğlum Ben her zaman da söylüyorum sen büyük adam olacaksın.
    HAKAN—Ama baba oradaki erkeklerin de kadınlardan farkı yoktu.
    EMİN—Neee Tüh olan yazıklar olsun Sen de Reha gibi layt olacaksın. Ben her zaman da söylüyorum sen adam olamazsın.
    BESNA –Anne!Babam o programlardaki erkekler gibidir.
    EMİN—Niye o programlardaki erkeklerin nesi vardı (bağırarak)Boynuzları mı vardı?
    BESNA –Hayır baba ,çok kabaydılar.
    EMİN –Way be …Berduş aşiretinin kızları ne zamandan beri inceliği kibarlığı öğrenmişler.
    SAFİYE—Berduş aşireti her zaman sizin Piyan aşiretinde bir adım öndeler.
    EMİN—Ya öyle mi?Nereden biliyorsun Yoksa işini gücünü bırakıp bizim adımlarımızı mı ölçüyorsun?
    BESNA –Baba!Sen anlamadın Yani medeni anlamda önde demek istedi.
    EMİN—Medeniymiş …Berduş aşireti medeni oluyormuş.Ulan sizler daha düne kadar televizyondaki adamı görünce kutuya konulmuş adam zannedip kaçıyordunuz.
    SAFİYE—Siz de radyodan çıkan sesle konuşuyordunuz.(Taklit ederek)Radyo efendi nasılsınız bugün?
    EMİN –Ayın gölgesini kuyudan çıkarmaya çalışan kimdi.Taklit ederek)Ay sen nasıl düştün oraya önünü görmüyor musun?
    SAFİYE –İçli köftenin anahtarı nerde nasıl yiyeceğiz diyenler kimdi?
    BESNA –Sahi mi söylüyorsun anne?
    SAFİYE –İki gözüm çarpsın doğru söylüyorum.İçli köftenin anahtarını unutmuşlar diye bir sürü yol yürümüşler
    BESNA—Ay çok komik.
    EMİN –Ya makarnayı ekenlere ne demeli.Nasıl ürünler bereketli oldu mu?
    HAKAN—Anne, baba siz şimdi ne kadar medeni olduğunuzu açıklama yarışına mı girdiniz?
    SAFİYE—Benim öyle bir derdim yok.Görüne köy kılavuz istemez.
    HAKAN—Doğru söyledin anne.Görünen köy yol elektirik cep telefonu su ister.
    BESNA –Boş boş konuşan filozof tekme tokat yumruk ister.

    Ferhat içeri girer

    FERHAT—Selam un aleyküm ey cemaatül müslimin.
    EMİN –Aleyküm selam verehmetullahi veberekatuhu…Aslanım benim koçum benim nerden geliyorsun oğlum?
    FERHAT—Arkadaşlarla dolaşıyorduk baba
    EMİN—Artık hırsızlık falan yok değil mi?
    FERHAT –Ayıp ettin baba.Ben tövbe ettim.
    SAFİYE—Oğlunun tövbesi buzun üzerine yazılan yazıdan farklı olmayacaktır.
    EMİN—Ya Safiye Hanım senin şu çenen hiç tatile gitmez mi?Yani maydanoz gibi araya girmesen kıyamet kopar.
    BESNA—Baba biz de senin çocuğunuz ama bize Ferhat kadar değer vermiyorsun .Onu çok şımartmışsın.

    (Besna ile annesi televizyon seyrederler).

    FERHAT—Şımarık senin gibilere denir.
    HAKAN –Baba yılar sonra ablam ilk kez doğru bir şey söyledi.Benle ablamın yanınızda eski Türk Lirası kadar da değeri yok.
    FERHAT—Tabi ki olmaz baba adam delikanlı adamı sever.
    HAKAN—Delikanlılık; hırsızlık yapmak ,içki içmek , bali çekmek, kumar oynamak ise bizden uzak kalsın.sana bereket versin.
    FERHAT (Ayağa kalkar )Bak filozof bozuntusu (babası tutar)Yine kafamı bozma yoksa ayağını kırarım.
    HAKAN –Senin kafan zaten bozuk haberin yok.Benim amacım kafanı tamir etmek.
    ( Ferhat saldırmaya çalışır)

    EMİN—Dur oğlum dur
    FERHAT—Baba bırak beni şunu geberteyim.
    EMİN—Tamam oğlum otur şuraya otur.(Ferhat’ın kulağından tutar) Oğlum sana kaç kez söyledim karışma abine
    HAKAN—Of baba hem kitabımı okumama izin vermiyorsunuz hem de beni dövüyorsunuz.
    EMİN— Biz mi izin vermedik biz ne yaptık ki sana.
    HAKAN—Daha ne yapacaksınız.Televizyonun sesinden zaten komşu apartman bile rahatsız.Sizin kavgalarınız İsrail –Filistin kavgasını aratmıyor.Ablam Tarkan’ı dinlerken evi konser salonu zannediyor.Maçların oynadığı akşam zaten malum .Maç bizim evde oynarsa ancak o kadar gürültü çıkar. Daha anlatayım mı?
    EMİN—Yok eksik kalsın .Yeter yeter .Çattık ya. (kendi kendine )Bu çocuk okudukça boyundan büyük laflar ediyor.Haydi birlikte göz birliğiyle biraz Televizyon izleyelim.
    HAKAN—Duygusal ve düşünsel birlik olmadıktan sonra göz birliği olmasa da olur.Ben kitabımı okuyacağım.Siz pop star saçmalıklarını seyredin.Abla sen de iyi seyret belki bu sefer seni de seçerler.Allah var ki sen tam da onların istediği bir tipsin.
    BESNA –Sussana ya sus artık!
    HAKAN –Biz susarsak başkaları sizin hayalleriniz üzerinde daha çok oynarlar.
    EMİN –Hakan oğlum şu çeneni tut da ağız tadıyla bir program seyredelim.
    HAKAN—Ağız tadına hitap eden program var mı ki? Hep olmayacak hayallerin tadına hitap ediyorlar.
    FERHAT—Allah’ım ya bu filozof bu çeneyi nerede bulmuş?(Bağırarak)Sus ya sus diyorum sana.
    HAKAN—Bizler sustukça susmayanlar susanları ezdiler.Sustukça da ezecekler.
    SAFİYE—Ya sen ne diyorsun oğlum ?Ne konuştuğunu biliyor musun?
    HAKAN—Çoğu zaman çok şey bildiğini zannedenler aslında hiçbir şey bilmeyenlerdir.
    EMİN—Eee yeter artık. Sen başka dilden anlamıyorsun.(Çocuğun ağzını elini kolunu bağlar)Oh be
    FERHAT—Eline sağlık baba
    SAFİYE—Hayatında ilk kez doğru bir şey yaptın .
    EMİN—Hayatımın ilk yanlışı da neydi biliyor musun Safiye Hanım?
    SAFİYE –Yoo Nedir?
    EMİN –Seninle evlenmemdi…
    SAFİYE—Yaa çok komik.
    EMİN—(elini kaldırır Safiye yüzünü kapatır korkudan)Bir tane yapıştıracağım.

    7.SAHNE
    Bir masada üç kişi oturmuş masanın üstünde jüri üyeleri diye bir yazı vardır)

    SUNUCU—Sayın seyirciler Boş TV’nn hazırlayıp sunduğu “Bir Yıldız doğuyor Dağların Ardından Gözlerinizi Kapatın” adlı pop-star yarışmasına hepiniz hoş geldiniz .Sayın seyirciler ve değerli konuklar yarışmaya geçmeden önce sizlere Jüri üyelerimizi tanıtmak istiyorum.Sağ başta yıllarını müzik dinleyerek harcamış,pop-starlara adeta tapmış,yıllarca baba parasıyla o konserden diğer konsere koşmuş fakat yine de müzikten hiçbir şey anlamayan biricik jüri üyemiz Nalan AÇIKSÖZ; Bir şirkette çaycıyken yürüttüğü paralarla önce şirkettin başına geçen sonrada banka hortumlayarak büyük bir işadamı olan müziğe de çok az zaman ayıran değerli iş adamımız Hüsnü ÇAMDEVİREN;Son olarak muhabir mesleğini bırakıp haber sunucusu olan ve magazin programlarının vazgeçilmez ismi olan ,yalan dolan haberciliğiyle de sosyete kesimi tarafından ilgiyle seyredilen ünlü konuğumuzun ismini söylemeye bile gerek yok zaten sizler tanıdınızaffet KIZILKURT Sayın seyirciler ve değerli konuklar şimdi sizi yarışma programımızla baş başa bırakıyorum.Hepinize iyi seyirler diliyorum.
    (Bir bayan şarkısını söyler)

    1.JÜRİ—Hımmm evet saçların niye esmer.Senin sarışın olman lazımdı.
    2.JÜRİ—Burnun da çok kısa popçuya hiç yakışmıyor.
    POPÇU—Allah’ın yarattığını ben niye değiştireyim.
    3.JÜRİ—(sinirli)Popun starı olmak istiyorsan gerekirse cinsiyetini bile değiştirirsin.
    1.JÜRİ—Anne babanı bile değiştireceksin.
    POPÇU—Tamam siz daha iyi biliyorsunuz.
    2.JÜRİ—Tabi ki biz daha iyi biliyoruz.Mesele şu giydiğin kıyafetin sana yakışmadığını bilmiyorsun.Ne o öyle kapalı kapalı giysiler?İran mı burası?
    2.JÜRİ—Ayakkabının burnu da çok uzun. Bir estetik yaptırsan iyi olur.Ha ha ha espri yaptım.Gülsene
    2.JÜRİ—Saçlarını nerede yaptırdın .Kasapta mı yaptırdın?Ha ha ha benim esprim daha güzeldi değil mi?
    POPÇU—(sahneye dönerek)Tek kelimeyle berbat!
    3.JÜRİ—Hem hem senin boyun niye kısa.Cüce misin?
    1.JÜRİ—Kilon da çok fazla.
    2.JÜRİ—Ölçülerin hiç uygun değil.
    1.JÜRİ—Allah aşkına senin ne işin var burada?
    POPÇU—(mahcup bir edayla)Pop yıldızı olmak için geldim.
    1.JÜRİ—Sen değil popun yıldızı popun mumu bile olamazsın.
    POPÇU—Ne olursun beni bir daha dinleyin.
    2.JÜRİ—Bize ne sesinden sesin ne önemi var ki.Güzellik olmayınca.Sen önce boyunu uzat kilonu azalt. Üstüne de doğru dürüst yani açık bir elbise al ondan sonra gel.
    POPÇU—Benim elimde değil ki elinizi ayağınızı öpeyim beni seçmelere alın.
    3.JÜRİ—Olmaz seni beğenmedik.
    POPÇU—Yalvarıyorum size ne olur alın beni!
    2.JÜRİ—Alın şunu be…Ne yapışık kız (Korumlar sahneden zorla alır.)
    POPÇU—Ne olursunuz alın beni pişman olacaksınız.Bir yıldız kaybediyorsunuz.
    1.JÜRİ—Sayın seyirciler bu üzücü olaydan dolayı sizden özür diliyoruz. Evet bir reklam arasından sonra sıradaki gelsin.Kısa bir reklam arası veriyoruz.

    Önünde bıçak satır tabanca olan bir çocuk masada oyun oynamakta. Anne içeri girer Telaşlanır.

    Ses—Bırakın çocuklarınız yeteneklerini geliştirsin.
    (Anne bu ses üzerine gülümser. Çocuk eline tabancayı alır .Anne yine telaşlanır .)
    Ses—Bırakın çocuklarınız yeteneklerini geliştirsin
    (Anne bu ses üzerine gülümser.Tabanca patlar çocuk kanlar içinde kalır ve son nefesini verir.)
    Anne—Aman Allah’ım olamaz.(Kan lekesine telaşlı gözlerle bakar)
    Ses—Çamaşırdır kirlenir zomoyla yıkanır.
    Anne—(Çamaşırı çıkartır )Bu kan lekesini de çıkartır mı?
    Ses—Evet dedik ya.(Anne sevinir)
    Başka bir ses—Zomonun parası babanın cebinden mi çıkmıyor .



    (sesi güzel olan bir erkek adayın şarkısından baya etkilenirler.)

    2.JÜRİ—(Biraz düşünür)Saçların niye öyle at kuyruğunun kılları gibi olmuş.
    POPÇU—Bilmem kuaförüme soracağım .Cevabını yarın versem olur mu?
    2.JÜRİ—Allah’ım sen bana sabır ver
    3.JÜRİ—Gözlerinin üstündeki kaşlarını sayısı ortalamanın çok üstünde görünüyor.
    POPÇU—Dur sayayım(Kaşlarını saymaya başlar)
    2.JÜRİ—Evladım gerek yok bırak sayma.(saymayı bırakır)Sen asıl benim söylediğime kulak as.
    POPÇU –( kulağını tutar asar gibi yapar) Kulağımı nereye asayım?
    2.JÜRİ—Oğlum yani beni dinle demek istedim.Elbiseni kim dikti söyler misin?
    POPÇU—Evet söylerim .Annem dikti.
    2.JÜRİ—Yaa demek annen modacı .Öyle mi?
    POPÇU—Hayır annem terzidir.
    2.JÜRİ—Zaten beli oluyor.Ne biçim bir terzi olduğu.Yoksa ilk yaptığı kıyafeti mi giyiyorsun.?
    POPÇU—Hayır rahmetli Zeki Müren var ya işte onun kefenini de annem dikmişti.
    3.JÜRİ—Sen niye mini etek giymedin?
    POPÇU—Çünkü ben erkeğim
    3.JÜRİ—Bir Bir pop star gerekirse sanat için soyunur.Erkek dahi olsa.
    POPÇU—Zaten meşhur olmak isteyen herkes sözde sanat için soyundu .Etrafımız soyunan sanatçılarla doldu.Baktım ki iş başa düştü ben de sanat için giyindim.Hep sanat için soyunacak değiliz.
    2.JÜRİ—Ya sabır ya sabır Oğlum böyle her soruya abuk sabuk cevaplar verirsen hemen dışarı atarım.
    POPÇU—Çok özür dilerim.Tamam sizi dinliyorum(kafasını eğer)
    1.JÜRİ—Hiç adam öldürdün mü?
    POPÇU—(İrkilir kafasını kaldırır)Neee ben mi?
    1.JÜRİ—Yok dedem.
    POPÇU –Dedenizi tanımıyorum ki…
    1.JÜRİ—(sinirlenir)Of of of .
    POPÇU—Vallahi tanımıyorum .Tanısam söylemez miyim.Yalan mı söyleyeceğim.
    1.JÜRİ—Evladım sana soruyorum sen .Sen adam öldürdün mü?
    POPÇU –Ekmek simit çarpsın ben ben adam öldürmedim.
    2.JÜRİ—O zaman adam yaralamışsın .He he he desene
    POPÇU—Niye he he diyeyim .Ne adam öldürdüm ne de yaraladım.
    3.JÜRİ—yazıklar olsun hiç olmazsa bir adam yaralasaydın.
    POPÇU—Ama neden
    1.JÜRİ—Geri zekalı senin hakkında bir sansasyon olmazsa reyting olur mu ?Millet neyi konuşacak?
    POPÇU—O da ne
    (Hepsi sinirlenirler)

    2.JÜRİ—Neyse diğer konuya geçelim.Sakın bize uyuşturucu kullanmadığını söyleme.
    POPÇU—Peki söylemem.
    2.JÜRİ—Yani kullanıyorsun.
    POPÇU—Kullanmıyorum kullandım hem de beş defa.
    3.JÜRİ—Oldu işte evet! Yeni pop yıldızımız uyuşturucu bağımlısı.
    2.JÜRİ—Allah bilir hangi dertler onu buna sevk etmiştir.
    1.JÜRİ—Zaten acılar içinde yaşadığı yüzünden okunuyor.
    POPÇU –Evet dertlerim büyüktü ama ameliyatlardan sonra artık iyileştim.
    3.JÜRİ—Nee bir de ameliyat mı oldun.
    POPÇU –Herhalde uyuşturucuyu ne için kullandığımı zannediyorsunuz?
    2.JÜRİ—Uyuşturucuyu ameliyat olmak için mi aldın?
    POPÇU—Tabi ki ameliyat için .Zevk için uyuşturucu kullanacak kadar enayi değilim.
    (Hepsi sinirli sinirli birbirine bakar)

    1.JÜRİ—İçki içer misin?
    POPÇU—Yoo içmem.
    2.JÜRİ—Kumar oynar mısın?
    POPÇU—Hayır oynamam
    3.JÜRİ—Hiç kız arkadaşın da yoktur.
    POPÇU—Evet yok.
    1.JÜRİ—Allah bilir hiç hapse de düşmemişsin.
    POPÇU—Hayır Allah korusun.
    2.JÜRİ—(Sinirli)Hayatında hiç mi kara leke yok.
    POPÇU—Kara leke mi(biraz düşünür)Evet var.
    JÜRİLER—Sahi mi peki ne yaptın?
    POPÇU –Anlatayım da dinleyin.(heyecanla anlatır)Bir gün top oynarken biri ayağıma çelme taktı.O zaman çamurlu sahada oynuyorduk.Giydiğim bembeyaz formam mahvolmuştu.Aylarca formamda bulunan o kara çamur lekesiyle top oynadım. İşte o leke hayatımın tek lekesidir.
    (Jüriler birbirine bakar bir de POPÇU’ ya bakar)

    JÜRİLER—Yeteeeer!
    POPÇU—Yeter mi yani seçiyorsunuz beni .Oleey oleey…
    1.JÜRİ—Nah seçiyoruz seni.
    2.JÜRİ—Seni seçip de rezil mi olalım.
    3.JÜRİ—Hayatında konuşulacak bir pislik mi yaptın.
    POPÇU—Ama çok güzel sesim var.
    3.JÜRİ-Sesin batsın bize ne sesinden
    POPÇU—Ne olur sanki beni de seçseniz
    2.JÜRİ—Başka emrin var mı?
    POPÇU –Yok başka emrim yok.
    1.JÜRİ—Ooo beyefendi emir de veriyor.
    POPÇU—Yalvarıyorum beni de seçin.
    2.JÜRİ—İçki uyuşturucu kullanmayan, adam vurmayan ,hapse girmeyen adam dan bize hayır yok.
    POPÇU Hele beni seçin bu isteklerinizin hepsini yaparım.
    3.JÜRİ—Seninle mi uğraşacağız.Alın şunu sahneden (sahneden alırlar)
    POPÇU –Ne olursunuz seçin beni. Ayaklarınızın altını öpeyim seçin beni.


    8.SAHNE

    BESNA—Böyle adamlardan Popçu mu olur.
    FERHAT—Ne o sen seçilmedin diye kimse seçilmesin mi?
    BESNA—Seninle konuşan yok
    FERHAT—Aaaa !Baba Hakanın ağzını açayım mı?
    EMİN –Aç aç artık istediği kadar konuşabilir.Gerçi ne kadar konuşursa annesi kadar konuşamaz.
    SAFİYE—Annesi kadar taş düşsün kafana.
    (Ferhat Hakan’ın ağzını açar)
    HAKAN—Baba !Düşünceyi susturan senin gibi zalimlere karşı ömrümün sonuna kadar mücadele edeceğim.
    EMİN—Öyle mi? Bu evin muhalefetini susturmak da boynumun borcu olacak.
    HAKAN –Susturulan bir halk bir gün konuşursa yer yerinden oynar.
    EMİN –Ulan senin gibi biri değil yeri masayı bile oynatamaz.
    HAKAN –Unutma ki baba gerçek kahramanlar iktidarlar tarafından küçümsenen insanlar arasında çıkmıştır.
    FERHAT—Meclisin gündemi bana ağır geldi ben gidiyorum.
    EMİN –(saatine bakar)Ooo geç kaldım.
    SAFİYE—Okey oynama vaktin gelince baban ölse yine cenazeye gitmez okeye gidersin.(Çıkar)
    EMİN—La hevlu vela la hevlu vela bu nerden çıktı şimdi.Allah’ım ben ne günah işledim ki bana bu jeneratörle çalışan çeneyi musallat ettin.(oğluna )Haydi haydi çıkalım…
    HAKAN —Besna Hanım ablacığım.
    BESNA –Efendim Ferhat Bey
    HAKAN Arada sırada şu derslerine çalışsan nasıl olur.
    BESNA –Sana ne .
    HAKAN —Peki nerdeyse liseyi bitireceksin daha bir kitap bile okuduğunu görmedim.
    BESNA—Sana ne git başımdan televizyon izleyeceğim.
    HAKAN—Senden bir isteyim olacak .
    BESNA –İste bakalım ama çabuk ol mümkünse otuz saniyeden uzun sürmesin..
    HAKAN—Bir yarım saat izin ver haberleri izleyeyim. Çoktandır haberleri izlemedim.
    BESNA—Keşke canımı isteseydin bunu istemeseydin benden.
    HAKAN—Peki canını istiyorum (Elini uzatır)versene canını haydi versene.
    BESNA—Saçmalama canımı nasıl vereceğim.
    HAKAN—Bilmem sen söyledin.Yani şimdi sen izin vermeyecek misin?
    BESNA—Hayır filmim bitmeden asla başka kanala vermem.
    HAKAN—Bak sonra pişman olursun,söylemedi deme.
    BESNA –Pişman olmam.
    HAKAN—(Cebinden bir mektup çıkarır)İyi günah benden gitti, o zaman ben de şu aşk mektubunu babama vereyim de sana idam sehpası hazırlasın. Üstelik babama çorap değiştirir gibi sevgili değiştirdiğini de anlatırım.Ha unutma kelimeyi şahadeti şimdiden getir belki Allah seni affeder.
    BESNA—Allah Kahretsin !Canım kardeşim benim(mektubu almaya çalışır ama alamaz)sen hangi kanalı seyredecektin.
    HAKAN—Yoook abla! ben vazgeçtim izlemeyeceğim.
    BESNA—Bak kardeşim sen o mektubu bana ver ne istiyorsan yaparım.
    HAKAN—Ne istersem yapar mısın?
    BESNA—Sen babama söyleme söz veriyorum ne istersen yaparım.
    HAKAN –Yirmi kitap okursan veririm.
    BESNA –Neee!yirmi kitap mı? Mümkün değil okuyamam.
    HAKAN –Peki sen bilirsin bende mektubu veririm babama.
    BESNA—Tamam tamam ver mektubu kabul ediyorum
    HAKAN—(Mektubu verir gibi yapar sonra geri çeker)Olmaz kitapları oku ondan sonra.
    BESNA –Of be Allah kahretsin!Eğer kitapları okuduktan sonra mektubu vermezsen yemin billah öldürürüm seni.Eline kitabı alır sahneden çıkar
    HAKAN--Oh be! Bir taşla iki kuş Ablam kitap okuyacak ben de haberleri izleyeceğim. Gerçi haberler de artık magazinleşmiş ama ne yapalım.Bismillah
    9. SAHNE



    (Yunus ile Hüseyin oturmuş beklemektedir.Ferhat yaklaşır Hüseyin’in ensesine bir tane indirir.)
    FERHAT—Neyiniz var sizin keyifsizsiniz
    HÜSEYİN—Yunus ölecek.
    FERHAT—Herhalde ölecek biz de öleceğiz.Sadece Yunus ölecek değil ya .
    YUNUS—Aptalca konuşma .Ben yakın bir zamanda öleceğim.
    FERHAT—Saçmalama
    YUNUS—Saçmalamıyorum.Dün Doktora gittim.Bali ,içki, sigara vücudumun bütün kalelerini işgal etmiş.Senin anlayacağın Amerika uçaklarının Irakta yaptıklarını bunlar vücudumda yapmışlar.Ameliyat olmam gerekiyormuş
    FERHAT—(Elindeki balliyi alır)Sen de ameliyat olursun.
    YUNUS—Boş ver yaşadığım kadar yaşadım zaten.Öldüğümüzde arkamızda ağlayacak kimsemiz olmadıktan sonra ha bugün ha yarın öldük ne fark eder.
    HÜSEYİN –Saçmalama bizim için fark eder.
    YUNUS—İyi o zaman gözüm arkada kalmayacak .Hiç olmazsa mezarımı kazacak iki arkadaşım var. HÜSEYİN—Sus Allah aşkına .Türk filmlerindeki adamlar gibi konuşuyorsun.
    FERHAT—Ölüm insana çok garip geliyor.
    YUNUS—Garip değil çok uzak gibi görünüyor.Halbuki şu an düşünüyorum da ölüm bize çok yakınmış biz fark edemiyoruz.
    HÜSEYİN—Eee! Yeter artık !ölmeyeceksin.Zorla da olsa seni ameliyata sokacağım.
    YUNUS –Senin sülalen de gelse beni o ameliyata sokamaz.
    FERHAT—Haydi kalkın bu akşam kafaları çekelim.
    HÜSEYİN—Evet çok ihtiyacım var.
    YUNUS—Aslında ihtiyaç değil aptallıktır.Amaaan neyse bu akşam da aptal olalım.
    (Bu esnada Hakan yanlarına yaklaşır.)
    HAKAN—Akıllı olmak varken insan aptallığı seçer mi?
    HÜSEYİN—Filozof bozuntusu ne haber.
    HAKAN –Ben de haberler aynı.Sizi sormalı.Bu akşam ki projeleriniz yoğun zannedersem.
    FERHAT—Yahu kardeşim ben dışarıda bile senden kurtulmayacak mıyım?
    HAKAN—Niye dışarısı senin babanın tapulu malı mı?
    YUNUS—Hayır babamızın değil bizim tapulu malımız.
    HÜSEYİN—Buralarda bizim borumuz öter.
    HAKAN—Sizin borunuz kaç para eder? Milletin parasını çalarak öttürmek erkeklik midir?
    FERHAT—Dua et ki kardeşimsin yoksa buradan ancak leşin çıkardı.
    HAKAN—Niye gerçekler zoruna gidiyor.Biraz mantıklı düşünsenize.
    HÜSEYİN—Bizler sefil bir hayat sürdürürken niye başkaları hayatlarını yaşasınlar.Onların bizden ne üstünlüğü var.
    HAKAN—Bak kendin söyledin onların senden üstünlüğü yok demek ki sen de çalışırsan emeğinin hakkıyla o parayı kazanırsın.
    YUNUS—Ferhat bu senin kardeşin gerçekten doğru söylüyor.
    FERHAT—Saçmalama …O doğruların d’sini bile bilmez.O sadece kitap okur.
    HAKAN—Peki senin bildiğin doğruların nedir?İnsanların yıllarca büyük bir çaba sarf ederek elde ettiklerini bir gece de almak mı doğru veya bir işçinin bir aylık gelirini, çocuğunun rızkını bir çırpıda almak mı doğru?Siz kendinize yapmak istemediğinizi niye başkalarına yapıyorsunuz.Veya kendiniz için istediğinizi niye başka insanlar için de istemiyorsunuz.
    FERHAT—Biz bunu dinlersek böyle sabaha kadar konuşur.Haydi gidelim.
    HÜSEYİN—Maşallah senin kardeşin bu güzel sözleri nerden buluyor
    YUNUS—Gerçekten süper.Çok kitap okuyor değil mi?
    FERHAT –Siz ne diyorsunuz ya sabahtan akşama kadar kitap okur.Haydi haydi gidelim.
    HAKAN—Gidin bakalım .Daha gerçeklerden ne kadar kaçacaksınız.
    YUNUS—Hakan bu ülkede haksız kazanç sağlayanların sadece hırsızlar olduğunu düşünme.Beş para etmez sözde şarkıcılar popçular,bir iki çalım atabiliyor diye milyarları bir imzayla cebe indiren futbolcular,fiziği gelişmiş ama beyinleri gelişmemiş mankenler aldıkları paraları hakkediyor mu?
    HAKAN—Gerçekten doğru söylüyorsun onlar da hakketmediği parayı kazanıyorlar ama bir düşünün onlara o paraları kazandıran bizler değil miyiz. Mutfağımızda yiyecek ekmeğimiz yokken maç biletini bir şekilde bulup maça konser biletini bulup konserlere giden bizler değil miyiz
    FERHAT—( kollarından tutup zorla götürüp)Beş dakika daha kalsak bu filozof bozuntusu beynimizi yıkayacak.
    10.SAHNE


    (Sabah Hakan kanepede oturmuş kitap okumakta)
    FERHAT—(içeri girer Hakan’ın ensesine bir tokat indirir)Günaydın Filozof Bozuntusu.(Hakan irkilir cevap vermez.Ferhat televizyon’u açar.)
    BESNA—Ooo Günaydın Filozof bozuntusu.(Kitabını elinden alır)Ne okuyorsun?Doğan Cücelolğlu İçimizdeki Biz. Ay ne kadar saçma.(Hakan sinirlenir)Hakan!Sen niye masal kitaplarını okumuyorsun?
    HAKAN—Sevgili kardeşim ,bu soruyu ben aynen sana iade etsem. Sen niye kitap okumuyorsun
    BESNA –Zamanım yok.
    HAKAN—Yaaa…! Televizyona ayırdığın zaman var ama.Bir de süslü püslü mektuplara da zamanın var.
    BESNA –Okumak istemiyorum ya .Okumamak suç mu?İçimden gelmiyor.
    HAKAN –Evet suçtur Okumayan bilgisiz bir anne bilgisiz yarınlar demektir.Okumayan bilgisiz bir toplum huzursuz ve cahil bir devlet demektir.Aydınlık ve mutlu bir gelecek için okumak şarttır.
    BESNA—Eee!Yeter artık.Vallahi mektubum için olmasa bir kitap bile okumazdım
    HAKAN—Doğru ya yirmi kitap okuyacaktın ne oldu.Haa okuyup okumadığını anlamam için tüm kitapların özetini bana anlatacaksın.
    BESNA—Fırsatımız mı oldu?
    FERHAT—Ne mektubu ne kitabı neyden bahsediyorsunuz.
    BESNA—Yok bir şey Hakan biraz bilgi sahibi olmam için kitap oku demişti de özetini istiyor benden.
    FERHAT—Bilgi karın doyuruyor mu?
    HAKAN –Bilgi karın doyurmak için alınmaz.İnsanlık için alınır.
    BESNA –Bize ne insanlıktan
    FERHAT—Evet ya bize ne .İnsanlığı biz mi kurtaracağız.
    HAKAN—Siz ikiniz var ya şu televizyonun içine hapsolmuş bencil bir ruha sahipsiniz.Tek düşündüğünüz şey zevk eğlence ve paradır.İnsanların açlıktan ölmesi, haksızlığa maruz kalması, umurunuzda bile değil. Birer koyundan farksızsınız.
    (İkisi Hakan’a saldırır. Anne baba içeri girer.Emin Hakan’ı Safiye Besna’yı tutar.)
    EMİN –Ne oluyor size?
    SAFİYE—Kızım kardeşinize ne yapıyorsunuz.?
    HAKAN –Erkekseniz teker teker gelin.
    Ferhat ile Besna tekrar saldırır.Emin Safiye engel olur.

    EMİN –Sus konuşma .
    FERHAT—Baba!Filozof bozuntusu bize resmen koyun dedi.
    SAFİYE—Canım şaka yapmıştır.
    HAKAN—Hayır anne, şaka yapmadım onlar koyundurlar hata daha beterler.(Ferhat Besna sinirlenir)Hiç olmasa koyunun etinden sütünden faydalanıyoruz.Bunların sütü de yok.Gerçi olsa da içmem ya etleri de yenilmez .(Sinirleri daha da gerginleşir)Aslında ben bunlara koyun derken koyunlara hakaret ettim. Koyunlar bana hakaret davası açarlarsa yüzde yüz kazanırlar.
    FERHAT--(sinirli) Babaaaa!Bırak geberteyim şunu
    BESNA—Anneee! Bırak öldüreceğim şunu.
    HAKAN –Buna resmen yargısız infaz derler.
    EMİN—Geç oğlum şuraya otur,geç haydi,otur.
    SAFİYE—Kızım sen de geç şuraya otur.
    EMİN –(Kulaklarından tutar)Söyle bakalım abine karşı bir daha bu şekilde konuşacak mısın?
    HAKAN—Ah ah…! Baba neredeyse Avrupa Birliğine gireceğiz siz hala işkencede ısrar ediyorsunuz.
    SAFİYE—(Diğer kulağından tutar)Ablandan özür dilemesen kafanı kıracağım.
    HAKAN—Avukatımı istiyorum…Avukatımı…
    HAKAN—Salakça cevaplar verme dilini koparacağım.
    HAKAN—Baba bence siz önce boş boş konuşan dilleri koparın(Ferhat ve Besna’yı göstererek.)Hatta kökünden.
    SAFİYE—Ablandan özür dile dedim sana.
    EMİN –Hayır efendim önce abisinden özür dilesin
    SAFİYE—(Hakan’ı kendi tarafına çeker )Önce ablasından özür dilesin
    EMİN—(kendi tarafına çeker)Önce abisinden..
    FERHAT—Kavgaya ne gerek var Aynı anda ikimizden özür dilesin.
    HAKAN—Ya öyle mi beyefendi başka emriniz var mı?Ben kimseden özür dilemem.
    SAFİYE—Ne olacak babasının oğlu değil mi?Babasının inadını aynen almış.
    EMİN—Çenesi kime çekmiş.E tabi ki annesine …Sanki çenelere motor takılmış.
    BESNA—Anne ,Baba, Ferhat Film başladı.Çabuk gelin.
    EMİN –Film mi başladı.
    SAFİYE—filmi mi başladı?
    FERHAT—Film mi başladı?
    (Koşarak televizyon’un karşısına geçer)
    HAKAN—Oh be bugün de ucuz kurtulduk.Allah için televizyon bazen işe yarıyor.Allah’ım aydın olmak bilgili olmak ne kadar zormuş.Kulak işkencesi(Elini kulağına götürür) susturma ,yargısız infaz, her şey bizi buluyor.Keşke ben de deli olsaydım o zaman hiçbir sorumluluğum olmazdı.Gerçi şu an deli olmayıp da sorumluluk taşımayan sürüce insan var ama ne yapalım bilgisizlik damara vurulmuş.Bari ayda bir kitap okusalar yine gam yemezdim ya…Of of of!!! Şu televizyonlar izin vermiyor ki…
    11.SAHNE

    …………………….
    (Safiye, Ferhat, Besna televizyon seyretmekte Hakan kitap okumakta)

    FERHAT –Bu maçı seyretmek istemeyen dışarı çıksın.
    BESNA—Hayır efendim ben bu akşam pop-starı izleyeceğim.Kimse maçı izleyemez.
    SAFİYE—(Araya girer kumandayı alır)Kusura bakmayın bugün en sevdiğim filmin son bölümü oynuyor.Onu izleyeceğiz.
    FERHAT—(televizyon’a yaklaşır kanalı değiştirir)Hayır anne ben maç izleyeceğim.
    BESNA—(Ayağa kalkar Ferhat engel olur)Bugün istediğim programı seyretmezsem kimse hiçbir şey izlemeyecek.
    SAFİYE—Çekilin benim filmim izlenecek dedim size.
    EMİN-- (İçeri girer)Hayırdır savaş mı var?(Kumandayı alır güç gösterisi yapar)
    SAFİYE –Bugün en sevdiğim dizinin son bölümü oynuyor.Çocuklar izin vermiyor.Bak Emin bugün en sevdiğim diziyi seyredelim sana en en sevdiğin yemeği yapacağım
    EMİN—(Sevinerek)Kuru Fasulye mi?
    SAFİYE—Hı hı kuru fasulye …
    EMİN --(biraz düşünür gibi yapar)Sen rüşvet mi teklif ediyorsun?
    BESNA –Baba bugün Pop star yarışması var .Ne olur onu izleyelim.
    FERHAT— Besna saçmalama… Baba!Galatasaray’ın maçı varken böyle abuk sabuk şeyler seyredilir mi?
    EMİN –Doğru ya maç var bugün.
    FERHAT—Oleeey!Büyüksün baba en büyük baba benim babam !En büyük baba benim babam!
    BESNA –Allah kahretsin
    SAFİYE—Bir maç eksikti zaten.
    FERHAT—(Sevine sevine annesine ve kız kardeşine inat televizyon’u yavaşça havasını atarak açar)Evet şimdi maç zamanı.Oley oley oley şampiyon şampiyon
    EMİN –Ferhat
    FERHAT—Oley oley oley şampiyon şampiyon…
    EMİN—(bağırarak )Ferhat! Dedim.
    EMİN—Versene şu kumandayı
    FERHAT –Tabi babacığım hemen vereyim yeter ki siz emredin
    EMİN—(kumandayı alır televizyon’u kapatır)Bugün çok yorgunum biraz uzanacağım.
    FERHAT—Neee!Maçı izlemeyecek misin?
    EMİN –Hayır.
    FERHAT- Ama baba nasıl olur.
    EMİN-Sana yorgunum dedim
    BESNA –(Yavaşça Fatihe yaklaşır) Oh oh canıma değsin sen de seyretmeyeceksin.
    FATİH- Ama sen hiçbir maçı kaçırmazdın.
    EMİN –Bugün kaçıracağım.Haydi gidin başımda uykum geliyor.
    SAFİYE-Bey efendilerin içerde uykusu gelmez mi acaba.
    BESNA-Evet babacığım şöyle içerde mışıl mışıl bir uykuya ne dersin?
    EMİN –hayır derim.
    FERHAT-Ama neden
    EMİN –Canım öyle istiyor da ondan.(bağırarak )Yeter gidin başımdan.
    (Hepsi korkarak geri çekilir.Artık konuşmaya yanaşmışlarsa bile cesaret etmezler.)
    HAKAN – (Usulca arkadan yaklaşır)Baba!
    EMİN—Zıkkım
    HAKAN—Baba sizi kınıyorum
    EMİN—(yavaşça doğrulur) efendim bir şey mi söyledin
    HAKAN— Evet baba sizi kınıyorum dedim.
    EMİN—(şaşırmış )Neden ben sana ne yaptım ki…
    HAKAN—Bu evde sadece senin isteklerin gerçekleşiyor.Bu resmen diktatörlüktür.
    EMİN—Oğlum Türkçe konuşsana.Sen hangi dilden konuşuyorsun.
    HAKAN—beni anlamamazlıktan gelmeyin.Bu evde ne demokrasi ne de insan hakları var.Birleşmiş Milletler bu eve bir gözlemci gönderse yüz sayfalık bir gerileme raporu yazar.
    EMİN—Merak etme o temsilcinin elini kırarım bir sayfa bile yazmaz. Ayrıca bu evde kumanda benim elimde olduğuna göre iktidar da benim elimdedir.
    HAKAN—İktidarlar sonsuz özgürlüğe sahip değildir.
    EMİN – Ben sahibim.Çeneni kapat git saçmalıklarını oku haydi haydi .
    HAKAN—Kahrolsun babamın diktatörlüğü.
    EMİN –Bu kime çekmiş böyle ya asi inatçı (Kafasını çevirir Safiye'ye bakar) Doğru ya annesine çekmiş.Ne farkı var ki annesinden.
    SAFİYE—Tabi canım iyi bir şey yapsalar babalarına kötü bir şey yapsalar annelerine çekmiş oluyorlar.
    EMİN—Safiye Hanım bana cevap vermeseniz şu çenenize diken mi batacak.
    SAFİYE—Ben hakkımı savunuyorum. Suç mu bu?
    EMİN – Haklarını savunuyormuş. Senin bu evde ne hakkın var ki?
    SAFİYE—Tabi senin gibi bir zorbalar olunca hiçbir hakkımız kalmıyor.
    EMİN—Allah’ım keşke Amerika atom bombasını Japonya’ya atacağına bütün kadınları toplayıp ortalarına atsaydı.Elimden gelse sadece kadınları öldürecek bir kimyasal silah üretir kadınların kökünü kazırdım.
    HAKAN—Baba bu hayalini gerçekleştirirsen Usame Bin Ladinin şöhretini elinden alırsın.
    EMİN—Sen sus konuşma.
    HAKAN—(kaçarak uzaklaşır)Top terör listesinin bir numaralı adamı olduktan sonra Amerikalar vız gelir sana
    SAFİYE—Evet doğru söylüyor oğlun.
    EMİN—Doğru söylüyormuş. Bu filozof bozuntusunu tüm dünyaya ibret olsun diye asmak lazım asmak
    FERHAT—Allah kahretsin bu evde huzuru bir dakika bile bulamıyoruz.Ne zaman eve gelmişsem kavga çıkmıştır. (Dışarıya çıkar)
    BESNA—Allah canımı alsaydı da sizden kurtulsaydım.(dışarı çıkar)
    SAFİYE—Çocukların bile senden kaçıyor.
    EMİN – Hayır efendim onlar benden değil cadı annelerinden kaçıyor.
    HAKAN—Baskı ve zorbalığın olduğu yerde korkaklar,benciller mücadeleyi bırakıp kaçacak delik ararlar.
    EMİN—Eeee gidin başımdan bıktım sizden bıktım bıktım…(ceketini alır dışarı çıkar)
    HAKAN—Sorunlardan kaçarak sorunları çözemezsiniz.Muhalefete kulak verin
    12.SAHNE


    (HÜSEYİN, Yunus, Ferhat sahnede yürürler)
    FERHAT – Keşke Yunus’un yerine ben ölsem bıktım ya bıktım.Neden bizim ailelerimiz böyle duyarsız.
    Her gün kavga her gün .Sanki güzellik onların sözlüğünde yok.
    YUNUS—Aynı şey bizde de var.Geçen babama ciddi bir hastalığım var dedim.Ne dedi biliyor musunuz.?
    HÜSEYİN—Biliyorum
    YUNUS –Nerden biliyorsun?
    HÜSEYİN –Saçmalama nerden bileceğim
    YUNUS—Hastasız kul olmaz dedi.
    FERHAT—Doğru söylemiş hastasız kul olur mu?
    YUNUS – Ferhat Allah aşkına dalga geçme. Zaten moralim bozuk.
    HÜSEYİN—Kimin morali yerinde ki.Anneme diyorum gömleğimi yıkar mısın?“Git baban yıkasın“diyor.
    FERHAT—Sahi mi söylüyorsun.
    HÜSEYİN –Evet
    FERHAT—Annem böyle bir şeyi babama söylerse kitabıma defterime evimizde Eylül darbesinden daha büyük bir askeri darbe olur.
    YUNUS—Neyse bırakın şu saçmalıkları da bu akşam ne yapıyoruz. Onu söyleyin.
    HÜSEYİN –Şu aşağıdaki evin sahibi köye gitmiş dalalım mı?
    FERHAT—Ulan köylü adamın hazinesi mi var? Canın kuru soğan çektiyse girelim eve birkaç kilo alalım.
    YUNUS—Köylü adamı soymak bizim şanımıza yakışır mı?
    HÜSEYİN—Bizim şanımız mı var? Hırsızın şanı şerefi mi olur?
    FERHAT—Of ya yeter nerdeyse sabah olacak biraz acele karar verelim.
    HÜSEYİN—Susun biri geliyor saklanın.
    ( Mirza elindeki paraları sayarak yürümekte .Üçü Mirza’nın önüne atılır.
    FERHAT—Selamın aleyküm (Mirza şaşkınlıktan cevap vermez)
    HÜSEYİN—Aleykümselam . Ulan hıyar Allah’ın selamını niye almıyorsun.
    MİRZA –(elindeki parayı cebine hızla atar)Ne istiyorsunuz benden.
    YUNUS –Bakıyorum bizden ayrıldıktan sonra işler iyi gitmiş.
    FERHAT—Ulan Mirza senin gibi gariban adama de hırsız mesleğini öğretip hayır işledik fakat senden bugüne kadar hayır göremedik.
    MİRZA –Bırakın beni gideyim.
    FERHAT—Aaaa çok ayıp çok ayıp eski mesai arkadaşlarını iyiliklerini ne çabuk unuttun?
    MİRZA—Neyden bahsettiğinizi bilmiyorum.
    HÜSEYİN—Merak etme şimdi anlarsın.
    (FERHAT Mirza’nın cebindeki paraları çıkarır. Saymaya başlar.)
    MİRZA—Onları ben alnımın akıyla çaldım.Alamazsınız.
    YUNUS—Gerzek herif insan alnının akıyla çalmaz.
    FERHAT—Komşuda pişen bize de düşer.Şimdi kardeş payı yapalım.
    MİRZA –Ben sizin kardeşiniz değilim.
    FERHAT—Canım kardeşimiz değilsen bile sana kardeş payını vereceğiz.Vicdanımız seni boş göndermeye elvermez.
    MİRZA—O zaman her biriniz bir yirmilik alın.
    FERHAT—Peki madem öyle istiyorsun al şu yirmiliği.(diğer paraları cebine indirir)
    MİRZA—Ama bu
    HÜSEYİN—Haydi beşle
    MİRZA –Bu yanınızda kalmayacak.(sahneden çıkar)
    YUNUS – Elinden geleni ardına koyma.
    FERHAT –Yürü yürü ense traşını görelim.
    HÜSEYİN—Arkadaşlar Piyango mu vurdu.
    FERHAT—Yunus Allah’ın sevgili kuluymuşsun.
    YUNUS--Neden
    FERHAT—Allah ameliyat paranı gönderdi.
    YUNUS – Saçmalama hırsızlar ne zaman Allah’ın sevgili kulu oldular.Hem ben ameliyat olmak istemiyorum.
    HÜSEYİN—Ne olur bu sefer bizim hatırımız için ameliyat ol
    FERHAT—Evet Yunus sadece bizim için.
    YUNUS—Tamam tamam bakarız.
    (bu arada yürürlerken üzgün olduğu görünen bir adamla karşılaşırlar.)
    FERHAT—Selam kardeş.
    Adam—aleykümselam
    HÜSEYİN – Hayırdır abi bir şey mi oldu.?
    (Üzgün görünen adamdan ses çıkmaz)
    YUNUS—Abi belki yardımcı oluruz.
    Adam –(Kafasını kaldırır üçüne teker teker bakar.)Sağ olun ama siz bana yardımcı olamazsınız.
    FERHAT—Allah Allah ya sen anlat şunu. Dilin mi kopacak?
    Adam—Tamam kızma madem çok istiyorsunuz anlatayım.Oğlumu ameliyat etmek için arkadaşımdan borç para aldım.Ama bir hırsıza kaptırdım.(Biraz bekler)Biliyor musunuz oğlum derslerinde çok başarılı.Büyüyünce doktor olacağım diyor.Bütün fakirleri bedava muayene edecekmiş.Ama ne yazık ki herkes onun gibi iyi niyetli değil.Allah o hırsızın ve bütün hırsızların belasını versin.
    FERHAT —Hoppala bütün hırsızların ne günahı var.
    Adam – Bütün hırsızlar birdir.Ne farkları var.
    YUNUS—Abi doğru söylüyor.
    HÜSEYİN—Hayır doğru söylemiyor.İhtiyacı olmayan adam hırsızlık yapar mı?
    Adam—Allah aşkına siz beni çıldırtmak için mi geldiniz?Yahu ihtiyacı olan adam muhtaç adamın parasını niye çalıyor.Paramızı alıp sefasını çekiyorlar. Zehir zıkkım olsun.İnşallah boğazlarında kalır.Çaresiz hastalığa yakalanıp geberirler.Dünya onlara zindan olsun.
    (üçü suskun suskun birbirlerine bakarlar. Bir köşeye çekilip sessizce konuşurlar ve geri dönerler.)
    FERHAT—Bakar mısın?Bizler senin paranı bulduk.
    Adam –(Şaşkın Şaşkın bakar) lütfen dalga geçmenin sırası değil.
    YUNUS—Bakın ağabeyciğim neden nasıl ve niçin gibi soruları sormadan (Ferhat’ın cebinden paraları çıkarıp verir)Şu paraları al git çocuğunu ameliyat et.
    Adam—Para mı ama şey
    YUNUS—Aması maması yok .Lütfen alın ve gidin.(Adam şaşkın bir halde parayı alıp gider.)
    HÜSEYİN—Yunus sen manyak mısın nesin?
    FERHAT—Ya sen çıldırdın mı?O senin ameliyat parandı
    YUNUS—Hayır benim değildi.Onundu .Lütfen daha fazla uzatamayın.Benim ölümüm insanlara daha hayırlı olur. Ama o çocuğun yaşaması gerekir.Biz yıllarca hırsızlık yaptık bak yarın öbür gün öldüğümüzde arkamızda ağlayan olacak mı?Ama binlerce hastasını bedava muayene edecek olan o çocuğu düşün kim bilir nice gariban ona dua edecek.Biz ise öbür dünyaya hangi yüzle gideceğiz.
    FERHAT— Yemin ederim Süleymaniye Camisinin imamı dahi böyle bir vaaz vermemiştir.
    HÜSEYİN—Yunus birileri beynini mi yıkadı
    YUNUS—Eğer beyin kirliyse yıkanması gerekir.Öyle değil mi? Geçen akşam tesadüfen hayatımda ilk defa bir kitap okudum .Orda diyordu ki” Öyle bir yaşamınız olsun ki düşmanlarınız bile ölümünüze ağlasın.”Biz ölsek değil düşmanımız anne babamız bile arkamızda zor ağlar.
    (Bu esnada Mirza ve yanında dört kocaman arkadaşıyla onların önlerine çıkarlar.Ellerinde satır bıçak ve sopalarla)
    MİRZA – Ferhat! O paraları hemen geri vermesen seni kuşbaşı yapıp afiyetle yerim.
    HÜSEYİN—Salak! İnsan eti yenilir mi?
    MİRZA—Merak etme İlk açılışı biz yaparız.
    FERHAT—Yalnız benim etimden kuşbaşı yapsan yazık olur.Etimden ağzına layık büryanlar yaparsan daha lezzetli olur.
    MİRZA –Kocakarılar gibi konuşacağına parayı çıkart.
    HÜSEYİN—Kusura bakmayın beyler bugün dilencilere para vermiyoruz.
    YUNUS—Bak Mirza burada olayı büyütmeden tatlıya bağlıyalım.Kavga edersek hepimiz zararlı çıkarız.
    MİRZA—Tamam parayı verin kavga olmasın.
    YUNUS—İnan senin verdiğin paranın tümünü sahibine iade ettik.
    MİRZA—Yaa gerçekten mi?Biz de inandık. Değil mi arkadaşlar.Ulan kimi kandırıyorsunuz.Siz günahınızı bile kimseye vermezsiniz.Son kez söylüyorum parayı verecek misiniz vermeyecek misiniz.?
    HÜSEYİN—Sahibine verdik lan !Sana yalan mı söyleyeceğiz.
    MİRZA—Günah bizden gitti.
    ( Kavgaya girişirler)







    13.SAHNE

    (Sahnede üç masa; masanın birinde okey birinde iskambil oynanmakta diğer masadakiler televizyon seyretmekte)

    MUSTAFA—Mahallede kavga var yetişin.Çeteler birbirine girdi.
    (kimse oralı bile olmaz)
    EMİN—Oynasana be kardeşim. Kaplumbağa bile sizden daha hızlı oynar.
    HAYDAR—Hızlı mi tamam olur.Buyurun .
    MUSTAFA—(Bir o masaya bir bu masaya koşar) .Kavga var diyorum size duymuyor musunuz?
    ORHAN –Duyuyoruz duymamazlıktan geliyoruz.
    HAYDAR—Canım ciğerim! Polis diye bir teşkilat senelerce önce kuruldu .Haberin yok mu?
    MUSTAFA—Polis gelene kadar kan gövdeyi götürecek ne olur acele edin.
    EMİN –(Ayağa kalkar çocuğun boğazından tutar)Bana bak çocuk! Sabrımı taşırıyorsun buradan yok ol yoksa ayağını kırarım.(yerine geçer oturur)Elalemin çocuğu kavga ediyorsa bize ne.
    HAYDAR—Haydi haydi görmeyim seni.Yok ol.
    HEPSİ—He bize ne.
    BİR SES-(arka masadan)Maç başlıyoooor.
    ORHAN – Ne çabuk başladı.Haydi kalkalım sonra devam ederiz.(hızla kalkarlar maç seyrederler.)
    MUSTAFA—(yine telaşla içeri girer. İçerdekiler maçın kendilerini kaptırmışlar)Yetişin yetişin kavga büyüyor.
    (sahneye döner )Bu böyle olmaz daha farklı bir yol denemeliyim.(bir o tarafa bir bu tarafa gidip gelir)Ha tamam.Ey ahali dokuz şiddetinde bir deprem oldu.Taş üstünde taş kalmadı.(ses yok) Mahallede yangın var alev bütün evleri sardı.(ses yok. )Tusunami Akdeniz’i vurdu.Amerika Ankara’ya saldırdı, meclis havaya uçtu. (Ses yok.)Düşünür taşınır Sevinçle) Buldum!Duyduk duymadık demeyin Galatasaray, Fenerbahçe , Beşiktaş ligden atıldı.
    SALONDAKİLER—Neee…LİGDEN MI ATILDI?
    BİR SES—Beşiktaş’a uzanan eller kırılır. Beşiktaş’a uzanan eller kırılır.
    BİR SES –Fenerbahçe sen bizim canımızsın kimse bizim canımızı alamaz.
    O. H.M.E—Cimbom aslandır kimse aslanı atamaz.Cimbom bom cimbombom Cimbom bom cimbombom
    SALONDAKİLER—Susma sustukça sıra senin takımına gelecek. Susma sustukça sıra senin takımına gelecek.
    EMİN—Ulan benim Takımımı ligden atanın ciğerini sökerim.
    SALONDAKİLER—Ciğerlerini sökeriz.
    BİR SES—Avrupa insan Hakları mahkemesine giderim.
    SALONDAKİLER--Gideriz
    MURAT—Askeri darbe çıkartırız.
    SALONDAKİLER—Çıkartırız.Susma sustukça sıra senin takımına gelecek.Susma sustukça sıra senin takımına gelecek
    HAYDAR—Ya arkadaşlar bir saniye bekleyin.(Sessizlik olur.)Bu haberi nerden duydunuz.
    (aralarında fısıldaşmalar başlar)
    ÇAYCI—Ben biliyorum bir çocuk az önce söyleyip çıktı.
    HAYDAR—Yalan söylemiş.Bizi kandırmış.Kim böyle bir şey yapabilir ki.
    ORHAN –Böyle bir şey olsa televizyon hemen söylerdi.
    MURAT—Kesinlikle yalandır.Hem böyle bir ihtimal bile olsa.savaşlara karşı yapılan eylemlere katılan insanların yüz katı daha fazla insan Türkiye sokaklarına dökülür.
    EMİN—Evet oturalım lütfen .(herkes oturur)
    14.SAHNE


    (Ferhat ve Hüseyin Kafaları elleri sargılar içerisinde beklemekte. Bu arada doktor çıkar.)
    Doktor—Başınız sağ olsun.
    (FERHAT Hüseyin birbirine bakar)
    FERHAT—(çığlık atar)Hayıııır
    HÜSEYİN( Doktorun yakasından tutar.)Yalan söylüyorsunuz. O ölmedi.
    Doktor—Lütfen bey efendi sakin olun.
    FERHAT—(ağlayarak)Hani öldüğünde arkanda kimse ağlamayacaktı?
    HÜSEYİN—Yunus ,Yunus! Sen ölemezsin…
    (FERHAT Hüseyin başları önde oturmuş ağlamakta. Bu esnada Emin Haydar,Murat ve Orhan içeri girer)
    EMİN –(Telaşla) Oğlum ne oldu size.(cevap vermezler ağlarlar)
    HAYDAR—Oğlum ne oldu anlatsana.
    FERHAT—(yavaş yavaş kafasını kaldırır.)Yunus, Yunus öldü.
    ORHAN—Yunus mu, benim oğlum mu?
    FERHAT—(ağlamaklı)Evet Orhan Amca senin oğlun? Bıçakladılar onu.
    ORHAN—(bir anda yere devrilir)Oğlum oğlum…Yunus(ağlar)
    EMİN—Ne halt ettiniz söylesenize ne halt ettiniz.
    ORHAN—(Ferhat’ın yakasından tutarak)Kim öldürdü oğlumu ,kim öldürdü?(Yere çömelir oturur ağlar)
    (Müzikle beraber konuşmalar devam eder)
    HAKAN—Siz öldürdünüz oğlunuzu.Başkaları da aracı oldu. Söyler misin Orhan Amca! oğlunun neler yaptığını, kimlerle dolaştığını hiç merak ettiniz mi?Kaç gün oğlunla birlikte yemek yedin.Ne zaman derdini sordun.Okuluna bir gün bile uğrayıp durumunu sordun mu?Yoksa sadece karnesine bakarak tokadı mı yapıştırdınız.Okeyden ,maçlardan, televizyondan zaman bulup da oğlunla ilgilenemediniz tabi.Çocuklarınızı okula gönderdikten sonra artık görevinizin bittiğini sandınız.Asıl görevinizin yeni başladığını anlayamadınız yada anlamamazlıktan geldiniz.Ama iş işten geçtikten sonra ahlar vahlar para etmez..
    ORHAN—Yeter yeter ne olursun sus artık.
    HAKAN –Hayır daha nice evlatlarınızın bu yollara düşmemesi için gerekirse sabaha kadar konuşurum.

    15.SAHNE

    FERHAT—Hakan bize birer kitap verebilir misin?
    HAKAN—Hırsızlığın yeni teknikleri ile ilgili mi olsun?
    FERHAT—hayır biz karar verdik artık hem okulda derslerimize çalışacağız.Hem de bol bol kitap okuyacağız.
    HÜSEYİN—Ben söz verdim doktor olacağım.
    FERHAT –Ben de avukat olacağım.
    HAKAN—(Ferhat ve Hüseyin’e ters ters bakar )Bunu siz mi söylüyorsunuz .
    FERHAT—Hayır yüreğimiz söylüyor.Yunus ‘un son sözleri neydi biliyor musun?Ben başarmadım dedi ama siz başaracaksınız.Bir lokma ekmeğiniz eksik olsun ama onurlu olsun.
    HAKAN—Vay be müthiş bir söz bunu hemen not etmeliyim.
    FERHAT—Dur daha son cümlesini söylemedim.Bu son cümleyi iki kez tekrarladı.Öyle bir ölümünüz olsun ki düşmanlarınız bile ölümünüze ağlasın.
    FERHAT—Hakan bizim televizyona ne oldu?
    HAKAN—Babam sattı.
    FERHAT—Neden?
    HAKAN—Bundan sonra çocuklarımla daha fazla ilgileneceğim” diyordu.Hem biliyor musun babam da benden kitap istedi.Hikaye verdim kabul etmedi. Psikoloji ile ilgili bir kitap verdim.Ayrıca bana ilk defa nasılsın dedi,düşünebiliyor musun?
    BESNA—(Elinde bir kitapla içeri girer.)Ferhat yirminci kitabı da okudum.
    HAKAN—Tamam sana mektubu getireyim.
    BESNA –Yok bana mektubu getirme.Üç kitap daha istiyorum.
    FERHAT—Vay B! Hatta Vay C ,D Ablam dahi kitap okumaya başlamış.Ulan Hakan sen neymişsin be?
    EMİN—Hakan oğlum bu çok ağır bir kitap anlayamıyorum.Keloğlan masalları yok mu?
    SAFİYE—Emin bey siz kitap da mı okuyorsunuz.
    EMİN—Beğenemedin mi?
    SAFİYE—Hayret sizin gibi biri kitap okumak.Oğlum Hakan baban kitap okuyorsa ben de okurum.Ver bana da bir kitap
    HAKAN—Anne sen okuma yazma bilmiyorsun ki.
    SAFİYE—Bilmiyorum değil mi?O zaman ben de öğrenirim.
    EMİN—Safiye hanım Hiç zahmet etme.Senin kafan kaldıramaz bu tür şeyleri.Bilgili kültürlü olmak erkeğe yakışır.
    SAFİYE—Ya öyle mi sendeki kafadır da bizdeki kabak mıdır?Sen görürsün bakalım kimin kültürlü olacağını.Besna kızım bir kalemle bir defter getir de bana okuma yazmayı öğret.Baban görsün bilginin kime daha çok yakıştığını.
    EMİN –Sen iki yılda ancak alfabeyi öğrenirsin
    SAFİYE –Sanki beyefendileri Bilkent üniversitesi mezunudur da.İlkokul 3.sınıftan okulu terk ettiğini unutuyorsun..
    HAKAN –Anne baba isterseniz bu şekilde kapışacağınıza bu işi birlikte yapın,olmaz mı?
    SAFİYE—Olabilir
    EMİN –Olabilir(İkisi dışarı çıkar)
    (Ferhat,Hüseyin ve Besna kitap okumaktadır)

  8. Ziyaretçi
    CANALİ
    (Anne Canali Haşim Yeşim ve beş bebek kahvaltı yapıyorlardır.Haşim ve Yeşim kavga etmeye başlarlar.)
    HAŞİM:Anaa!Yeşim bana vurdu.
    YEŞİM:Yalan söylüyor ana asıl Haşim bana vurdu.
    ANNEusun lan eşşekoğlueşşekler zıkkımlanın hemen.
    HAŞİM:Ana ya babama ne küfrediyorsun
    ANNE:Yalan mıdır?Babanda eşşektir sende
    (Baba içeri girer herkes ayağa kalkar.Önce baba oturur sonra diğerleri.)
    BABA:Nedir yav bu bağrış çağrış?
    ANNE:Heeç şu sıpalar kavga ediyor.
    YEŞİM:Ana köye öğretmen gelmiş.okula gideyim mi?
    BABA:Ne okulu okuyupta ne yapacan otur oturduğun yerde
    ANNE:Okuyacak tabi.okumayacakta ne yapacak.Bak Canali okutmadın yakında askere gidecek.Askerlik bitince ya ırgat ya çoban olacak.Olmadı gurbete çıkacak.
    BABA:Ne zamandır benim lafımın üstüne laf söyleni bu evde. Ben bu evin reisi ağası değilmiyem.
    ANNE:Okuyacaktır.Onları ben doğurdum.Benim lafım geçmedi şimdiye kadar.Cahal geldim aha cahal gidiyorum.Onlar cahal kalmayacak.Yoksa kıyarım bu cana bilesin.
    BABA:eyi eyi anladık düşünek bağalım.Sen şu bebeleri karnını doyur.Ula sizde zıkkımlandıysanız gidin tarlaya.
    (Çocuklar tarlaya gider.)
    BABA:Yav hanım Canali askere gidecek.Haşim’le Yeşim de yakında uçarlar yuvadan.Aha bu bebeler de nerdeyse evlilik çağına geldi.Gel biz bir çocuk daha yapalım.
    ANNE.Çüüş ayı Bunca bebeye baktık karnını doyurduk ya.Hem televizyonda basbas bağrıyorlar.Çocuklara sevgi verin diye.Biz bırak sevgiyi isimlerini bile karıştırıyoruz.
    BABA:Yooh işte bunu kabul edemem.ben çocuklarımın hepiciğinin ismini bilirim.(Bebekleri teker teker eline alarak)Aha bu Hikmet aha bu Himmet aha bu İsmet aha bu Fikret aha bu ula bunun adı neydi?Aman boşver kız çocuğu bu zaten(bebeği arkaya fırlatarak)ismini bilmesem de olur.
    (Vizontele müziğiyle perde kapanır)

    2.PERDE
    (Canali ve sevgilisi Piraye parkta başbaşa oturuyorlardır.)

    CANALİ:Pirayem beni özlemişmisen?
    PİRAYE:Nasıl özlemem Canalim.Ama anam izin vermez ki dışarıya çıkayım.Ne yalanlar uyduruyorum da yanına gelebiliyorum.Hele babam bir duysa vallh kırar bacaklarımı senide sağ bırakmaz.
    CANALİ:Varsın ölüm senin için olsun be gülüm. Ben herşeye razıyam Pirayem.
    PİRAYE:Gerçek mi söylüyon?Canalim
    CANALİ:He gız gerçek.Vallahta billahta.
    PİRAYE:Ama seni bakkalın gızıyla konuşurken görmüşler.
    CANALİ:Yaa!Peki başka bi şey görmüşler mi?
    PİRAYE:Yok o kadar görmüşler.
    CANALİ:Ohh! Şey pirayem inandın mı yoksa
    PİRAYE:Yok heç inanırmıyım Canalim.
    CANALİ:Gız Piraye hele bi elini ver.
    PİRAYE:(Tek elini uzatır)Canalim diğer elimide vereyim mi*
    CANALİ:Yok şimdilik bu kadar yeter. Gız Piraye niye kızardın?
    PİRAYE:Ula hayvan bakma yüzüme utanıyom.(elini çeker)Canalim hani filmlerde gızla oğlan ormanda koşar ya arkada müzik çalar oğlan gızı yakalamaya çalışır.İşte hep seninle öyle bir şey hayal etmişimdir.
    CANALİ:Niye olmasın ki kalk hadi
    (Ferdi Tayfur’un ‘Çiçekler Açsın’ şarkısı çalar. Piraye ve Canali ağır çekimde koşarlar. Canali piraye’ye sarılır Piraye kızar Canali küser Piraye Canalinin gönlünü alır vs.O sırada Piraye’nin babası gelir.)
    PİRAYE’NİN BABASI:Ula namıssızlar ne yaparsınız siz burda?
    PİRAYE:Eyvah babam!
    PİRAYE’NİN BABASI:Gitti namıs nerde ulan benim silahım vuracağım bu namıssızları
    PİRAYE:Yapma bubam nolur
    CANALİ:Biz birbirimizi severik Rıza ağam.
    PİRAYE’NİN BABASI:Ula birde konuşurlar.Ula silahımı bulamam silahım yoksa kunduram vardır.(ayakkabısını çıkarır ve onları kovalamaya başlar.)Kaçmayın lan!
    PİRAYE:Yapma bubam.
    CANALİ:Gözünün şapağını yiym Rıza emmi kıyma bize.
    (Vizontele müziğiyle perde kapanır.)
    3. PERDE
    (Kadınlar ırmağın kenarında çamaşır yıkıyorlardır.)
    AYÇA:Gıız Piraye buban seni Canali’yle basmış öyle mi?
    PİRAYE:He gız sorma anam yetişti de kurtulduk elinden
    TÜRKAN:Napıyordunuz oğlanla anlat hele
    PİRAYE:Ama yemin verin kimseye söylemeyeceğinize.
    ÖZLEM:Anlat hele gız biz bizeyiz şurda
    PİRAYE:Elimi tuttu.
    (Kızların hepsi hiiii diye bağırır.)
    AYÇA:İkisinide mi?
    PİRAYE:Yok birini tuttu.Diğer elimi evlendikten sonra ancak
    TÜRKAN:Gız Ayça ne şaştın bu kadar senin hiç yavuklun olmadı mı?
    AYÇAlmaz mı oldu tabi.
    ÖZLEMeni sinsi seni heç anlatmıyon.
    AYÇA:Geçen yıl gelen öğretmen vardı ya
    (Kızların hepsi birden bağırarak)Eeeeee!
    AYÇA:İşte o.
    ÖZLEM:Peki nasıl oldu?
    AYÇA:Benim gardaşımın oğretmeniydi.Bir gün okula odun taşımıştım oğretmen bana çok sağol dedi zahmet etmişsin dedi.
    (Kızların hepsi)Eeeeeeee!
    AYÇA:Ne eeesi hepsi bu daha ne olsun.
    PİRAYE:Peki nasıl anladın seni sevdiğini?
    AYÇA:Hangi erkek bu köyde kadına teşekkür eder ki?
    TÜRKAN: Piraye sen şu Canali var ya ona çok güvenme
    PİRAYE:Ne diyon sen kıskanç karı.
    TÜRKAN:Ben senin nereni kıskanacam sidikli.
    PİRAYEana ne demeli sümüklü.
    TÜRKAN:Ben mi sümüklüyüm?Heeçte sümüklü değilem birkerem uydurursun.
    AYÇA: ( arkadan Türkan’a dokunarak)Ben gördüm aha buraya kadar akmıştı
    TÜRKANen karışma(Piraye’ye dönerek)Şimdi ben senin saçını yolmaz mıyım?
    (Kavga başlar)
    (Vizontele müziğiyle perde kapanır)
    4.PERDE
    (Baba tek başına oturuyordur)
    BABA:Oğlum Haşim buraya gel.
    (Haşim içeri girer)
    HAŞİM:Buyur baba.
    BABA:Oğul sen artık büyüdün.Sana çok önemli bir şey anlatacağım.Bak oğul bundan 100 yıl kadar önce babamın dedesinin dedesinin dedesinin dedesinin bir eşeği varmış .
    HAŞİM:Eeeeee!
    BABA:Hani şu Cırık Hasan var ya işte onun dedesinin dedesinin dedesinin…
    HAŞİM:Of babaya yine başladık konuya gel nolmuş?
    BABA:İşte o Cırık Hasan’ın dedesi bizim dedemizin eşeğine tekme atmış.
    HAŞİM:Vay namussuz hemen gideyim ben de onların eşeğine tekme atayım.
    BABAur evlat o kadar kolay değil bu kan davasıdır senin Cırık Hasan’ı vurman gerekir ama sakın anan duymasın yaşın küçüktür ceza almazsın.
    HAŞİM:Merak etme sen baba bu işi bitmiş bil.
    (Vizontele müziğiyle perde kapanır)
    5. PERDE
    (Cırık Hasan ölmüştür. Cenaze alayı saf tutmaktadır.)
    CIRIK HASAN’IN KARISI:Oyy yiğidim cırığım ben sensiz naparım 12 çocukla nasıl kıydılar sana .Benim şimdi kemiklerimi kim kıracak kim o duvardan o duvara çarpacak.
    (İmam namaza başlar)
    İMAM:Ey ahali rahmetliyi nasıl bilirdiniz?İyi diyorsanız 3020’ye kötü diyorsanız 3022’ye kısa mesaj gönderin.
    (İmam ve arkadakiler cep telefonlarını çıkarıp mesaj atarlar.
    (Vizontele müziğiyle perde kapanır.)
    6.PERDE
    (Anne ve baba oturuyorlardır.Canali içeri girer.)
    CANALİ:Ana baba ben gidiyorum.
    BABAemek zamanı geldi oğul ?Güle güle git evlat hayırlı tezkereler olsun.
    (Canali babasının elini öper.)
    CANALİ:Ana sen bir şey demeyecek misin?
    ANNE:Ne diyeyim yiğidim sen bu ülkenin evladısın bu ülkede karnın doydu bu ülkede düğünlerimiz oldu davullarımız çaldı bu ülkede su içtik hava soluduk.Gideceksin tabi vatanını koruyacaksın.Sen o dağa çıkanlardan ülkesine milletine kardeşine silah çekenlerden olmayacaksın.
    CANALİ:(Annesinin elini öper.)Hakkını helal et ana.Dönersem başım dik geleceğim ölürsem kanım fedadır bu vatana.(yavaşça gider annesi arkasından bağırır.)
    ANNE:Oğul dönersen başım üstüne eğer ölürsen vatan sağolsun.(İzleyiciye dönerek)Biz analar niye varız ki?Sizin gibi yiğitleri yetiştirmek için.Bir Canali ölür bin Canali doğar.
    (Livaneli’nin yiğidim müziğiyle perde kapanır.)
    7.PERDE
    (Canali ve Piraye buluşmuşlardır.)
    PİRAYEemek gidiyorsun.
    CANALİ:Mecburum Pirayem vatan borcu bu.
    PİRAYE:Ya ben napacam?
    CANALİ:Bekleyeceksin başın dik alnın ak bekleyeceksin.
    PİRAYE:(Ağlayarak)Beklerim tabi bir ömür beklerim.
    CANALİ:Pirayem eğer ölürsem…
    PİRAYE:(Eliyle Canali’nin ağzını kapayarak)Hişşş!deme öyle güle güle git güle güle gel.
    CANALİ:Pirayem kırçiçeği kokulum hoşça kal.(alnından öper ve gider.)
    (Hasretinle Yandı Gönlüm müziğiyle perde kapanır.)
    8.PERDE
    (Canali asker ocağındadır.Yatakhanede arkadaşıyla sohbet ediyordur.)
    CANALİ:Berkant demek İstanbullusun ha ben orayı hiç görmedim.hakkari’ye çok uzaktır.
    BERKANT:Ben de Hakkari’yi hiç görmedim.
    CANALİ:İstanbul yedi tepeymiş öyle mi peki yavuklun var mı?
    BERKANTevgili demek istedin herhalde var tabi dönüşte evleneceğiz.
    CANALİ:Benim de var biz de evleneceğiz. Ya İstanbullu İstanbul’da kocaman deniz varmış böyle şehrin ortasında doğru mudur?
    BERKANT:Evet doğru.
    CANALİ:Kocaman bir köprüsü varmış doğru mu?Şehrin yarısı Avrupadaymış doğru mu?(Berkant uyuklamaya başlar.)Dağı taşı altınmış doğru mu?bir sürü arabalar varmış gök yüzüne yakın binalar varmış…(komutan içeriye girer.)
    KOMUTAN: Bölük hemen hazırlan çatışma çıkmış dağda
    BERKANT. Ne çatışması ya bu saatte
    KOMUTAN:Ne o beyim rahatsız ettim herhalde hemen kalkın dedim size askerlik yan gelip yatma yeri değildir.
    (Karlı Kayın Ormanı müziğiyle perde kapanır.)

    9.PERDE
    (Anne ve baba uyuyordur.Anne rüya görür.Perde kapanır.)
    (Canali elini annesine uzatır ve ana bırakma beni nolur diyerek yalvarır.Annesi de ağlayarak tut elimi oğul diyordur fakat elleri kavşmaz.)
    (Perde kapanır.)
    (Anne telaşla uyanır.)
    BABA:(uyanıp kalkarak)Noldu hanım?
    ANNEorma kötü çok kötü Canalimin elini tutamadım.
    (Kapı çalar)
    BABA:Bu saatte kimdir hayırdır iyişallah!
    (Anne kapıyı açar.)
    ASKER:Canali Haydar’ın evi burası mı?
    ANNE:Burasıdır.
    ASKER:Başınız sağolsun
    (Anne sahnenin önüne gelerek dizlerinin üzerine düşer. Sabahat Akkiraz’ın Dağlar türküsü çalar.Canali sahneye çıkar ve Türk bayrağını açar.Perde yavaşça kapanır.)


    YAZAN:EMEL DOĞAN

  9. Ziyaretçi
    ÜÇ NESİL ALTI ESİR

    (Hikmet Bey ve Mürüvvet Hanım sohbet ediyorlardır.)
    MÜRÜVVET HANIM:Eeee Hikmet Bey!Yetiştir büyüt seni böyle yalnız başına bıraksınlar.
    HİKMET BEY:(Kulağını tutarak)Ne diyorsun hanım?
    MÜRÜVVET HANIM:Yalnız kaldık diyorum yalnız!
    HİKMET BEY:Niye yalnız kalalım oğlumuzun evindeyiz işte.
    MÜRÜVVET HANIM:Oğul evi dediğin gelin evidir.Üç çocuğumuz daha var ama attılar bizi buralara.
    HİKMET BEY:Neyi sattılar?
    MÜRÜVVET HANIMatmadılar attılar attılar.
    (Süreyya yani gelin içeri girer.)
    SÜREYYA:Yavaş yavaş sofrayı hazırlayayım bari.Birazdan Nejat gelir.
    (Kapı çalar .Gelen Nejat’tır.Mürüvvet Hanım ve Süreyya kapıya koşarlar)
    MÜRÜVVET HANIM:(Gelinini itekleyerek)Hoş geldin oğlum.
    SÜREYYA:(Kaynanasını itekleyerek)Hoş geldin Nejatcığım.
    NEJAT:Offf!Yeter anne yeter süreyya işten her geldiğimde bu manzarayla karşılaşmak zorunda mıyım?Üzerime saldıran iki kadın.
    SÜREYYA:Anneni görmüyor musun?(Annesine dönerek)Ya sen git kendi kocana sarılsana.
    NEJAT:Tamam Süreyya yeter.Bu gün çok yoruldum yemek hazır mı?
    SÜREYYA:Hazır Nejat hemen sofrayı kurarım.
    (Müzikle perde kapanır)
    2.PERDE
    (Aile yemek masasındadırlar)
    NEJATüreyya Pelin nerde yemeğe gelmeyecek mi?
    MÜRÜVVET HANIM:Kızın yüzünü gördüğümüz mü var a oğlum.Büyüktür diye sayan mı var bizi.
    SÜREYYA:Aman anne kızın derslerden başını kaldırdığı mı var?
    HİKMET BEY:Bizim zamanımızda böyle miydi?Büyüklere hürmet ederdik önümüzü iliklerdik.
    (Pelin sahneye gelir.)
    PELİN:Hey millet!Naber?
    NEJAT:Kızım nerdesin sen insan babam geldi yanına gideyim hoş geldin diyeyim demez mi?
    PELİN:Amaan babişko bırak şimdi bunları.Esaslı bir haberim var size.Sıkı durun ben(ban) ev le ni yo ruuum.
    SÜREYYA:Ne evlenmesi ne diyorsun sen kızım (başını tutarak) Ohh Allah’ım!
    NEJAT:Nolamaz yapamazsın bunu
    HİKMET BEY:Bizim zamanımızda böyle miydi?
    MÜRÜVVET HANIM:İnsan büyüklere danışmaz mı rızalarını almaz mı?
    PELİN:Eeee!Ne diyorsunz siz ya .Ban evlenmeye karar verdim.Anişkom fenalık geçirecek ne var bunda.Babişkom niçin nolamayacakmış bal gibi nolacak.Dedişkom artık sizin zamanınızda değiliz çağ bizim çağ sizin gibi fosillerin değil.Nenişkom ben özgür bir kızım kimseden izin istemem.
    SÜREYYA:Yeter!Duymak istemiyorum.Nejat neler söylüyor bu kız.dayanamayacağım.Hayır hayır hayır (Hülya Koçyiğit gibi koşarak gider.)

    NEJATüreyya Süreyya!gitme(arkasından koşar)
    (Müzikle perde kapanır)
    3.PERDE
    NEJATüreyya nerde kaldı bunlar?
    SÜREYYA:Bilmiyorum Nejat bilmiyorum bilmiyorum
    HİKMET BEY:Bizim zamanımızda büyükler bekletilir miydi hiç?
    MÜRÜVVET HANIM:Bakalım damat nasıl helal süt emmiş mi?mert mi?çalışkan mı?tanıyalım.Ailesi kimlerden görelim.
    PELİN:Hey millet işte karşınızda Tolga!
    (Tolga metalik müzik eşlğinde içeri girer.)
    TOLGAelam millet ben damat.
    PELİN:Tolgacığım seni ailemle tanıştırayım.Bu babişkom bu anişkom bu dedişkom bu da nenişkom.
    TOLGA:Ne güzel ailen var internet adresi gibi
    (Pelin ve tolga gülüşürler.)
    TOLGA:(Nejat Bey’in omuzuna vurarak)Naber babalık
    (Süreyya ve Mürüvvet Hanım’ın elini öper.Hikmet Bey’leyse yumruğuyla selamlaşır.)
    Hey moruk nasıl gidiyor?
    SÜREYYA:Tolga oğlum buyrun yemeğe geçelim.
    NEJAT:Oğlum ne iş yapıyorsunuz?
    TOLGA:Ben pek çalışmam sağolsun peder beyin paraları yetiyor bana.
    MÜRÜVVET:Tolga oğlum babanız anneniz neden gelmedi?
    TOLGA:Onlar Avrupa seyahatine çıktılar.
    NEJAT:Evleneceğinizden haberleri var mı?

    TOLGA:Birara söylerim takma kafanı.
    HİKMET BEY:Peki efendi oğlum bir büyüğünde mi yok?
    TOLGA:Vaay titrek dede sen neler düşünüyorsun böyle ya Pelin ne matrak ailen var senin
    PELİNıkıştırmayın aşkımı .Hem biz hemen evlenmeyeceğiz bir süre birlikteyiz.
    SÜREYYA:Nejat Nejat benim duyduklarımı sen de duyuyor musun?
    NEJAT:Kızım neler söylüyorsun?Evleneceğim dedin kabul ettik.Ne birlikteliği olur mu öyle şey?
    HİKMET BEY:Ne diyorlar Mürüvvet Hanım duymuyorum.Düğün tarihi bellimiymiş?
    MÜRÜVVET HANIM:Ne düğünü Hikmet Beyciğim kız ecnebilere özenmiş.
    HİKMET BEY:Ah ah bizim zamanımızda kızlar büyüklerin sözünden çıkar mıydı?
    PELİN:Off ya yine başladık niye beni kimse anlamıyor bu evde
    TOLGA:Bu evde kimse birbirini anlamıyor herkes kendi çağının esiri olmuş
    PELİN:Ne o Tolga bırak bu entelektüel havaları lütfen.Bakın millet ben nasıl istersem öyle yaşarım.
    TOLGA:Ben sizi başbaşa bırakayım en iyisi.Aşkım çetleşiriz seninle
    NEJAT:Nereye daha bir şey konuşamadık
    SÜREYYA:Ay bu ne biçim iştir hiçbir şey anlamadım.
    TOLGA:Başlama yine titrek dede bu ne stres böyle relax relax döncem size baay.
    (Müzikle perde kapanır.)
    4.PERDE
    (Mürüvvet Hanım ve Hikmet Bey başbaşa oturuyorlardır.)
    MÜRÜVVET HANIM:Eeee Hikmet Bey devir çok değişmiş.Akıl sır ermiyor.Biz mi çok geride kalmışız onlar mı çok ileri gitmiş?
    HİKMET BEY:İkiside Mürüvvet Hanım ikiside.Ama ben eski günleri özlerim.O konakların kapılarının kilitli olmadığı sokaklar o bütün ailenin birlikte olduğu bayramlar.Hey gidi günler hey
    MÜRÜVVET HANIM:Hatırlar mısın?Hikmet Bey gençliğimizde seninle mehtaplı gecelerde musiki dinlerdik. (müzikle perde kapanır)
    5.PERDE
    (Nejat ve Süreyya başbaşa oturuyorlardır)
    NEJAT:Nen var Süreyya?
    SÜREYYA:Ah Nejat mazimizi düşünüyordum.Seninle hep kırmızı panjurlu bir evimiz olmasını tahayyül ederdim
    NEJAT:Baban fakir ama gururlu olan bana evlenebilirsiniz dediğinde öyle mesud olmuştum ki.
    SÜREYYA:Nejat kızımız bedbaht olacak diye çok korkuyorum.
    NEJATüşünme bunları sen sevgilim.Evlendiğimiz günü hatırla.Dans ederken çalan plağı hatırlıyor musun?
    SÜREYYAeli misiniz kuzum?Nasıl unuturum.Ah Nejat Nejat Nejat
    (müzikle perde kapanır)
    6.PERDE

    (Pelin ve Tolga başbaşa oturuyorlardır)
    PELİN:(Telefonda konuşuyordur.)Selam Tuğçe naber.Nolsun Tolga’yla takılıyoruz.Okey bu gece ordayız bay.Tolgacığım Tuğçe bizi Blue Clab!a çağırıyor.
    TOLGA:Pelin biliyor musun seni manyak gibi seviyorum.
    PELİN:Ay bende seni seviyorum gerzek şey.
    TOLGAana bir şarkı dinleteceğim.Bizim şarkımız olsun.
    (Giren rack şarkıyla kafalarını sallamaya başlarlar)
    (Müzikle perde kapanır)
    7.PERDE
    MÜRÜVVET HANIM:Hikmet Beyciğim Pazar günü seninle parka gidelim mi?
    (Hikmey Bey uyukluyordur.) Hikmet uyuyor musun?Bir şey dedim sana
    HİKMET BEY:(Birden atılarak)hııh bir şey mi dediniz?
    MÜRÜVVET HANIM:Artık beni dinlemiyorsunuz.
    HİKMET BEY:Olur mu nasıl dinlemem hem dinlesem de duymuyorum ki.
    MÜRÜVVET HANIM:Hayır Hikmet Beyciğim artık bana karşı duygularınızdan süphe etmekteyim.
    HİKMET BEY:Aman Mürüvvet Hanımcığım 65 yıllık kocanızı tanıyamadıysanız yanımda işiniz ne?
    MÜRÜVVET HANIMemek ayrılalım diyorsunuz ha peki öyle olsun.
    HİKMET BEY:Ne diyorsunuz bizi bu yaştan sonra ancak ölüm ayırır.
    MÜRÜVVET HANIM:Israrın faydası yok.(ayağa kalkarken kalbi sıkışır Hikmet Bey!in de kalbi sıkışır ve oracıkta ölürler.
    (Müzikle perde kapanır.)
    8. PERDE
    NEJAT:Ah Süreyyacığım bir kahve yapar mısınız ben denize?
    SÜREYYA:Nasıl yapmam Reşat.
    NEJAT:Ne dediniz kuzum siz?
    SÜREYYA:Nasıl yapmam dedim.
    NEJAT:Hayır ondan önce.
    SÜREYYA:Ne dedimki
    NEJAT:Bana Reşat dediniz.
    SÜREYYA: Öyle mi dedim?Karıştırmış olmalıyım.
    NEJAT:Nolamaz bu bir kabus olmalı nasıl yaparsınız nasıl nasıl nasıl?
    SÜREYYA:Ben masumum tamamen bir yanlış anlaşılma.
    NEJAT:(Tokat atar)Allah’ım nasıl yaptın bunu bana(Nejat birden kör olur)Aman Allah’ım görmüyorum görmüyorum.(Süreyya Nejat’a tokat atar ve Nejat’ın gözleri tekrar açılır.)Tekrar görüyorum şükürlr olsun.(Süreyya’ya bakarak) sen daha burda mısın?Defol defol(Süreyya ağlayarak koşar.)
    (müzikle perde kapanır)
    9.PERDE
    PELİN:Of Tolga ya ben çok sıkıldım.
    TOLGA:Napabilirim Pelin?
    PELİN:Farkında mısın Tolga aramızda heyecan kalmadı.
    TOLGA:Haklısın galiba. Bu ilişki beni de sıkmaya başladı.
    PELİN:En iyisi dostça ayrılmakç
    TOLGA:Tamam ama yine kankayız
    PELİN:Okey anlaştık.(Hemen cep telefonunu alır)Berk aşkım naber?
    TOLGA:(Telefonunu çıkarır.)selam Banu birazdan döncem sana bay.
    (müzikle perde kapanır.)




    YAZAN:EMEL DOĞAN

  10. Ziyaretçi
    GÜLPEMBE

    1.PERDE

    BABA:Gülpembe,Gülpembe nerdesin!
    GÜLPEMBE:Efendim baba
    BABA:Bu gün sen okuldan çıkarken seni izledim.Çıkışta konuştuğun herif kimdi?
    GÜLPEMBE:Babacığım kim olacak,sınıf arkadaşım
    BABA:İyi ben de öyle tahmin etmiştim.Aksi olsaydı kırardım ikinizin bacaklarını.Bana bak Gülpembe ben şimdiye kadar namusum için yaşadım.Bu saatten sonra Daver Bey’in kızı şöyle yapıyor dedirtmem.Gözümü bile kırpmam
    GÜLPEMBE:Biliyorum baba aklım erdi ereli namustan bahsediyorsun zaten
    BABA:Ne olacaktı ya!Alay eder gibi bu ne biçim konuşma hadi odana
    ANNE:Yeter Daver gitme şu kızın üstüne genç kız oldu artık hem insan namusunu kendisi için korur.
    BABA:Kes sesini.Benim kızım benim için koruyacak.O babasının kızı
    ANNE:Ne demek istiyorsun sen ya babasının kızı öyle mi?Annesinin değil yani.
    BABA:Kes sesini kadın.
    ANNE:Namus namus diye söyleneceğine bir kerecik yüzün gülse ya Allah kahretsin seni beni güldürmedin şu kızı da güldürmüyorsun
    (anne kızının odasına gider)
    ANNE:Kızım duyuyorsun değil mi?Saçımı süpürge ettim yaranamadım her şeye senin için katlandım,babasız kalma dedim
    GÜLPEMBE:Anne tamam,dinlemek istemiyorum.
    ANNE:Perişan olma dedim,bu zamanda çocuk büyütmek kolay mı?
    GÜLPEMBE:Anne sus lütfen yeter!
    ANNEana da yaranamadım.Niye susacakmışım bir sen varsın dert ortağım
    (Gülpembe rock müzik açar )

    (Perde kapanır)

    2.PERDE


    (Okulda)
    GÜLPEMBE:Canan bu gün canım öyle sıkkın ki
    CANAN:Ne o yine sizinkiler mi?
    GÜLPEMBE:Başka ne olacak Allah aşkına
    CANAN:Çıkışta bize gel biraz ders çalışalım öss yaklaşıyor,onu bunu kafaya takacak zaman değil
    GÜLPEMBEoğru söylüyorsun da babam izin vermez ki
    CANAN:Canım 2 saatten ne olacak
    GÜLPEMBE:Annemi arayayım en iyisi(annesini arar)
    CANAN:Ne oldu izin verdi mi?
    GÜLPEMBEadece 1 saatlik
    CANAN:Olsun bize yeter
    (perde kapanır)

    3.PERDE

    (Gülpembe eve gelir)
    BABA:Eve gelirken gören oldu mu?
    GÜLPEMBE:Bilmiyorum etrafıma bakmadım.
    BABA:Eğer bu saatte geldiğini gören olduysa demezler mi Daver Bey’in kızı bu saatte geliyor diye ha!
    GÜLPEMBE:Başkalarının fikri çok mu önemli yani ben ders çalıştım arkadaşımla hem saat daha 8.niye bana hiç güvenmiyosun?
    BABA:Yoo güveniyorum ama önceden uyarıyorum.Çünkü Daver Bey’in kızı hata yapmaz
    ANNEaver bey’in kızı hata yapmaz.Daver Bey’in karısı hata yapmaz ama Daver Bey hata yapar öyle değil mi.Sadece senin hata yapma hakkın var
    BABA:Gülpembe odana git(kız odasına gider,karısının yakasının tutar)Bir daha benimle böyle konuşmayacaksın.Hele kızımın yanında asla konuşmayacaksın.(yere iter)
    ANNE:Allah’ım ben çile çekmeye mi geldim bu dünyaya ne bahtsızmışım meğer.Sen Gülpembe’ye dua et yoksa alıp başımı giderdim.
    Gülpembe:(odasında kendi kendine konuşur)git anne ya git al başını git.Biraz gururlu ol da git.Git de beni suçlamaktan vazgeç.Her şeye ben sebep oluyormuşum gibi davranmaktan vazgeç
    (perde kapanır)

    4.PERDE
    (okulda)
    GÜLPEMBE:Canan artık dayanamıyorum.Evden kaçmak istiyorum.Bir yandan aklını namusla bozmuş bir baba bir yandan sürekli göz yaşı döken ve her şeyi benim için yaptığını söyleyen çileyi adeta alışkanlık haline getiren bir anne…
    CANANakın Gülpembe seni çok iyi anlıyorum ama hayatını düşün,geleceğini düşün.Üniversiteye girince herşey değişecektir göreceksin hem hatırlıyr musun edebiyat hocamız bize ne demişti’’ çevrenizi ailenizi değiştiremiyorsanız kendinizi değiştirin’’
    GÜLPEMBE:Haklısın galiba.
    CANAN:Canım kusura bakmazsan benim kırtasiyeye gitmem gerekiyor.
    GÜLPEMBE:Tamam canım ben de birazdan eve gideceğim.
    CANAN:Görüşürüz.
    (Canan gider Gülpembe’nin yanına bir erkek yaklaşır)
    MERT:Merhaba ben Mert tanışabilir miyiz?
    GÜLPEMBE:Şey ben… Seni ilk defa gördüm okuldan değilsin herhalde
    MERT:Ben karşı markette çalışıyorum seni hergün izliyordum ne diyorsun teklifime?
    GÜLPEMBE:Bilmiyorum şeyy…babam….namus….
    MERT:Ne dedin anlamadım
    GÜLPEMBE:Yok bir şey demedim benden uzak dur lütfen
    MERT:Al bu cep numaram iki gün çantanda kalsın eğer aramak istemezsen iki gün sonra atarsın.
    GÜLPEMBE:Peki ama atacağım bilesin
    MERT:İki gün sonra.
    (perde kapanır)

    5.PERDE
    (Gülpembe eve gelir)
    ANNE:Yavrum.anam beni niye doğurmuş sanki taş olsaymışım da o günleri görmeseymişim
    GÜLPEMBE:Hoşbulduk anne.
    ANNEen olmasan ah sen olmasan
    GÜLPEMBE:Yeter ya kendimi suçlu hissettiğimi görmüyor musun?
    ANNE:Ah yavrum ben ömrümü çürüttüm senin yolunda karşılığı bu olsun yazıklar olsun yazık çok yazık
    (Baba gelir)
    GÜLPEMBE:Hoş geldin baba.
    BABA:Arabayla gelirken yolda üç tane liseli kız gördüm.Eteklerini yukarı çekmişler yanlarında üç serseri sarmaş dolaş.Namussuzlar dedim kendi kendime benim kızım yapacak Daver Bey’in kızı yapacak gebertirim ellerimle gebertirim
    GÜLPEMBE:Ben odama gidiyorum
    (odasına gider kendi kendine konuşur)
    GÜLPEMBE:Namusmuş,namus ha namus.Görürsün sen namusu görürsün sen Dilaver Bey’in kızını
    (telefonu alır ve Mert İ arar.)
    GÜLPEMBE:Alo Mert merhaba ben Gülpembe
    MERT:Merhaba biliyordum arayacağını
    GÜLPEMBE:Moralim öyle bozuk ki
    MERTışarı çık seni almaya geliyorum
    GÜLPEMBE:Ne diyorsun sen ya seni tanımıyorum bile hem tanısam da bu saatte görüşülür mü?
    MERTaatin ne önemi var insan insanı gündüz tanır diye bir şart mı var hadi hazırlan
    GÜLPEMBE:Evimi nerden biliyorsun?
    MERT:Bilmiyorum sen söyleyeceksin
    GÜLPEMBE:Bilmiyorum
    (içerden babasının sesi gelir)
    BABA:İnsan namusu için yaşar hanım namusu için
    GÜLPEMBE:Tamam ama hemen değil bir saat sonra bizimkiler uyusun
    MERT:Anlaştık.
    (perde kapanır)

    6.PERDE
    MERT:Tanışalı 2 hafta oldu ama hiç yüzünün güldüğünü görmedim
    GÜLPEMBE:Mert biliyor musun ben sevgiyi senden öğrendim
    MERT:Bak canım seni nasıl mutlı edeceğimi biliyorum
    GÜLPEMBE:Hıh o aileden kurtulmadıkça zor.
    MERT:Al bu hapı yut rahatlatır
    GÜLPEMBE:Bu ne?
    MERToru sorma iç şunu hayatı daha farklı göreceksin
    GÜLPEMBE:Ya dokunursa
    MERT:Bana güvenmiyor musun?
    GÜLPEMBE:Güvendiğim tek kişi sensin
    (hapı yutar)
    (perde kapanır)

    7.PERDE
    GÜLPEMBE:Anne bana hemen para ver
    ANNE:Yok kızım baban para bırakmadı
    GÜLPEMBE:Anne lütfen para bul bana(kriz geçirir)anne dayanamıyorum anne kurtar beni
    ANNE:Ne oldu kızım sana neyin var
    (Gülpembe odasına gider ve odasını dağıtır o sırada baba gelir)
    ANNEilaver yetiş kızıma bir şeyler oluyor
    (baba kızının yanına koşar)
    BABA:Yavrum neyin var bu ne hal
    GÜLPEMBE:Bırak beni bırak ölüyorum görmüyor musun
    (perde kapanır)

    8.PERDE
    DOKTORilaver Bey kızınız ne yazık ki uyuşturucu bağımlısı
    BABA:Ne diyorsunuz benim kızım öyle mi?
    ANNE:Ben bunun için mi katlandım bu muydu ödülü yazıklar olsun
    DOKTOR:Yalnız bir şey var daha var kızın bebek bekliyor
    BABA:(Doktorun yakasına yapışır)ne diyorsun sen doktor benim kızım yapmaz Dilaver Bey’in kı…..(kalp krizi geçirir)
    (anne hiç dokunmaz ve gider)
    (perde kapanır)

    9.PERDE
    (baba evdedir elinde bir mektup vardır ve mektupu okur)
    DİLAVER BEY:’’Artık o evde kalamam.Görüyorum ki Gülpembe bana layık bir evlat değilmiş .Seninle zaten hiç mutlu olmadım.Beni sakın arama
    GÜLPEMBE:Baba annem evi terk etmiş öyle mi?
    BABA:Bana sakın baba deme senin gibi kızım yok benim
    GÜLPEMBE:Evet değilim baba çünkü ben Gülpembeyim.Niye beni öyle görmedin niye beni bir birey olarak kabul etmedin sanki hıı niye yüzün gülmedi sanki.Ya insan bir kerecik kızının saçını okşamaz mı bir kere ya bir kere sakın beni suçlama baba benim bir suçum yok niye bana hiç güvenmedin
    BABA:Ben her şeyi sizin için yapmıştım
    GÜLPEMBE:Yalan baba sen her şeyi kendin için yaptın .Aman Dilaver Bey’e laf gelmesin aman Dilaver Bey’in kızı şöyle demesinler karısı böyle demesinler.Namus namus deyip durdun.Benim namusum benim yüreğimdir baba şunu hiç anlamadın ben namusumu senin için değil kendim için taşıyordum.Bizi senin bu güvensizliğin bu hale getirdi baba birazcık güvenseydin ya bana(ağlayarak arkasını döner)ben seni çok seviyordum baba etrafımdaki tüm erkeklerde seni aradım ben
    (baba elini kızının saçına uzatır ama okşamadan geri çeker)
    BABA:Ben namusum için yaşadım
    (Gülpembe bir süre babasının yüzüne bakar sonra odasına gider bir enjeksiyon çıkarır ve damarına ölüm vuruşu yapar o sırada baba silah çıkarır ve başına dayar)
    (perde kapanır)

    YAZAN:EMEL DOĞAN

+ Yorum Gönder
2. Sayfa BirinciBirinci 123 SonuncuSonuncu


6 kişilik skeçler,  piyes oyunları,  6 kişilik kısa komik skeçler,  kısa komik skeçler 6 kişilik