+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Kompozisyon Örnekleri Forumunda Çanakkale zaferi ile ilgili kompozisyon kısa Konusunu Okuyorsunuz..
  1. IŞILAY
    Devamlı Üye

    Çanakkale zaferi ile ilgili kompozisyon kısa








    18 mart çanakkale zaferi ile ilgili kompozisyon örneği kısa


    Tarihimizin en hüzünlü zaferidir Çanakkale. Yokluklar içindeki bir milletin çağın en güçlü devlet ve silahlarına topyekün direnişinin gerçek bir destanıdır. Bu destanın her satırında insanlık onuru vardır. Bu onur, düşmana sadece silahlı mücadelede değil, verdiği insanlık dersi örnekleriyle de baş eğdiren aziz Mehmetçiklerimize aittir.

    Girdiği çatışmada yaraladığı düşman askerini canını tehlikeye atarak, sırtına alıp düşman siperlerine kadar götürme cesaretini gösteren Mehmetçik, düşmanın her bir rütbesindeki askerini kendisine hayran bırakacak kadar asil bir davranış sergileyerek, savaşın yalnızca öldürmekten ibaret olmadığını tüm dünyaya bir kez daha hatırlatmıştır.

    250 bin insanımızın şehadet mertebesine ulaştığı Çanakkale’de her yaştan insanımız gönüllü olarak savaşmış, kadınlar cephedekiler için çorap örmüş, mermi imalatında bile çalışmışlardır. Kısaca vatanın her bir ferdi kendisine yönelen bu vahşi akına elbirliğiyle dur demesini bilmiştir.

    Bu cephenin isimsiz kahramanları, vatanın her bir köşesinden Çanakkale’ye koşarken, asla geri dönmeyi düşünmemişler, Türklük onur ve haysiyetini en güzel şekilde korumakla üzerlerine düşen görevi layıkıyla yerine getirmişlerdir. Onlar, Çanakkale Zaferi’ni elde etmekle, sadece bir zafer değil, Türk milletinin Anadolu’daki varlığının devamını da sağlamışlardır.

    Övgülerin en güzeline layık olan Çanakkale Şehitleri asla unutulmayacak, Türk milletinin kalbinde ebedi yaşayacaklardır. Ruhları şad olsun!


    EY BU TOPRAKLAR İÇİN TOPRAĞA DÜŞMÜŞ DEDECİĞİM

    Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
    Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.
    Sen ve bütün askerler siz hayattan bir parçasınız. Kafanız gözünüz çeneniz tertemiz alnınız; vurulmuş uzanmış yatıyorsunuz bir hilâl uğruna ya Rab güneş gibi batıp yatıyorsunuz.
    Dedeciğim her şeyi hesaplayıp böldüler yurdumuzu bizi yok etmek için ordularla geldiler. Bizi Türk’ü gafletlere daldılar. Teknikleriyle işlerini kolay sandılar. Türk’ü görünce kanları dondu düşmanların kuruyup gittiler.
    O gün işte o gün ışıldayan güneşin yerini kapkara bulutlar aldı.
    Şart koydunuz kendinize hem de içten bir şart ‘‘Ya ölüm… Ya istiklâl’’ işte buydu o içten şart.
    Taarruz için değil ölmek için yürüdünüz. Vatanı korudunuz mübarek kanlar verdiniz.
    Geçmişte de şu anda da gelecekte de düşmana verecek bir karış toprağımız yok; Anadolu Türk’ündür sevgili dedeciğim.
    Düşman çelikten araçlarla deri ayakkabı ve paltolarla yurdumuzu bölmeye gelirken sen ve asker arkadaşların önü olmayan ince terlik bile denemeyecek ayaklıklarla sayısı çok az olan silahlarla düşmanın karşısına çıktınız.
    Son sözün “Vatan Sağ olsun!’’du. Bu sözü söyledikten sonra büyük bir gururla ölüme yürüdün.
    Dedeciğim; Mustafa Kemal Atatürk’ün senin ve diğer askerlerin sayesinde Çanakkale düşmana geçit vermedi topraklarının üstüne başka bayrak dikmedi.
    Dedeciğim şimdi de düşmandan hiç korkumuz yok. Düşmanlar kolaysa gelsin Türk’ün toprağına. Türk toprağının arkasında Atatürk’ün izinde yenilmez Mehmetçik var. Tarihe sığmayacak ulu zaferimiz var.
    Çanakkale’nin ulu toprakları altında iyi uyu dedeciğim. Sevgilerimle…








  2. Zühre
    Devamlı Üye





    Çanakkale Savaşı ile İlgili Yazı

    Çanakkale Cephesi; Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nda en çok başarı sergilediği cephedir. Dünya tarihinin en zorlu ve kayıp veren savaşları bu cephede yapılmıştır.

    İngiltere ve Fransa, Rusya’yla birlik sağlayıp onuda yanlarına çekerek savaşı kendi lehlerine dönüştürmeyi istiyorlardı. Ancak Rus ekonomisi savaşın yükünü artık kaldıramayacak vaziyetteydi. İtilaf Devletleri Osmanlı Devletini yenilgiye uğratmak için Rusyanın öneminin farkındaydılar. Bunun için Rus Ordusu’ na gerekli askeri yardımı ve malzemeyi en hızlı bir şekilde ulaştırmak, Kafkas Cephesinde savaşan Rusya’nın yükünü hafifletmek ve Türk Ordusu’nun geri çekilmesini sağlamak için Çanakkale Boğazı’na çıkarma yaptılar.

    İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin Çanakkale Boğazı’ndan geçişleri elbette kolay olmayacaktı ve nihayetinde 18 Mart 1915′te gemilere karşı konuldu.

    İtilaf Devletleri donanmasında ağır kayıplar olunca, Gelibolu Yarımadası’na çıkarma yapıp savaşı karadan sürdürmeye başladılar.

    Arıburnu’na çıkmayı hedefleyen düşman birlikleri, Mustafa Kemal’in komutasındaki birlik 25 Nisan 1915′te Conkbayırı’nda durdurdu. Bu başarı üzerine, Mustafa Kemal’in rütbesi albaylığa yükseltildi.

    Yenilgiye doymayan General Harrington’un komuta ettiği İngiliz birlikleri 6-7 Ağustos 1915′te tekrar taarruz başladılar ve nihayetinde Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal, 9-10 Ağustos 1915′te 1. Anafartalar Zaferi’ni kazandı. Bu zaferi, 17 Ağustosta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta 2. Anafartalar zaferleri izledi. Çanakkale Savaşı’na mertçe savaşan Türk Ordusu , çoğu öğrenim çağında olan 253.000 subay, er ve erbaşı şehit verdi.. Çanakkale’nin geçilemeyeceğini anlayan İngiliz ve Fransızlar da, arkalarında en az Türkler kadar kayıp bırakarak 19/20 Aralık 1915′te Anafartalar ve Arıburnu’ndan, 8-9 Ocak 1916′da Seddülbahir’den çekilerek ülkelerine döndüler.





  3. Zeyneb
    Bayan Üye
    Çanakkale Zaferi Kompozisyon


    Çanakkale’nin ismini ne zaman duyduğumu tam olarak hatırlamıyorum. Okul hayatımın ilk yıllarında senede bir 18 Mart’ta Çanakkale şehitlerini anıyorduk. Acaba Çanakkale neydi? Niçin Önemliydi.

    Çanakkale’yi milli şairimiz Mehmet Akif’in mısralarında tanıdım ve o ruhu o mısralarda hissettim. Çanakkale’nin basit bir şehir olmaktan öte, bir değer olduğunu altıncı sınıfta öğretmenimizin bizi Çanakkale’ye götürdüğünde anladım.

    Şehre sabaha karşı girdik ve sonra arabamızla iskeleye yaklaştık. İçim hiç olmadığı şekilde merakla doluydu. Anlatılanları tam olarak yerinde görmek istiyordum. İlk defa böyle bir merak içindeydim.

    Hava hafif bahar esintisiyle aydınlanmaya başladıkça boğazın derin sularının dalgalanması görünmeye başladı. Bu sular işte o her şeye şahit olan karanlık sular mı? diye düşündüm.

    Aracımız vapura bindirilerek karşıya geçirildi. İlk vardığımız yer Eceabat’tı ve rehberimiz anlatmaya başladı. Çıkartmayı, Koca Seyit Onbaşının destansı kahramanlığını, Nusret Mayın Gemisi’nin başarısını, Atatürk’ün şaha kalktığı mekânları tek tek gezdim. Burası tek kelimeyle Türk milletinin destanlar yazdığı bir yerdi.

    Şimdi 18 Mart’lar benim için çok daha müstesna bir yere sahip. Her ne zaman Çanakkale adını duysam tüylerim diken diken oluyor ve gözlerim yaşarıyor. Çünkü onlar benim atalarımdı ve bu vatanı kurtarmak adına Akif’in ifadesiyle: “Siper et gövdeni dursun bu hayâsızca akın.” sözünü yerine getirmek istercesine kendilerini feda edip akını durdurmuşlardı.

    Onlara çok ciddi vefa borcum olduğunu düşünüyorum. Artık hayatımda 18 Mart çok önemli bir gün olarak yer alacak. Şehit ve gazilerimize binlerce teşekkür…

    ÇANAKKALE'NİN YİĞİTLERİ


    Bir ömre bedeldir yaşananlar. Acılar, hüzünler, hasretler, ölüm korkusu.Hepsi tek cephede, tek yürekte bir olup ağıt yakıyordu askere. Her şey vatan içindi. O vakit dökülen kanlar geçmiş ile geleceğin bir çekişmesiydi aslında. Tek bir gözyaşı bile düşmemişti kara toprağa. Kanla kaplanmıştı toprak ama gözyaşı yoktu. Hepsi zehir olmuş akmıştı yüreklere.

    Yıl 1918 Yer Çanakkale. Türk askeri cebelleşiyor Anzak ile. Kurşunlar havada. Kime değerse ucu, söndürüyor bir bacayı daha. Ağlatıyor bir anayı, bir kadını. Eksiliyor bu dünyadan bir can, bir nefes, bir yürek, bir ses daha. Bir çocuk daha kahramanından, babasından oluyor Çanakkale Savaşı'nda. Toprak, dost düşman demeden alıyordu içine, uyutuyordu her dakika birini daha.

    Yıl 1918.Yer Çanakkale Birbirini tanımadan savaşıyor iki cephe. Bir tarafta Anzak askeri. Yurdundan sömürülüp getirilmiş savaşsın diye, bu topraklarda. O da şaşkın, o da perişan, o da aç, susuz.Kim ağlamıyor ki zaten bu olanlara.Diğer tarafta ise Türk askeri. O kadar onurlu geçmişinden sonra akıl almaz büyük bir kaosun ortasında bulmuş kendini. Her şey vatan, gelecek uğruna.

    Yıl 1918.Yer Çanakkale Türk ordusunun başında bir komutan ki bu komutan dünya ya bedel. Gözlerinin mavisinden denizler, saçlarının sarısından, buğday taneleri kaçar, utanır, sıkılır ben neden o kadar eşsiz değilim diye. Bu komutan zekası ile eşi benzeri görülmemiş Türk ulusu için gümüş tepside sunulmuş bir ödüldür. O Türk'ün sesi, geleceği, adımıdır. Her ananın oğlu, her çocuğun babasıdır. Daha haberi yoktur o vakit Türk'ün ama onun yapacaklarından minnet duymuştur her insan.

    Asker ölüm sessizliğiyle cebelleşiyor. Bir ışık, bir umut bekliyor. Yoruldu artık ellerin karşısında Çanakkale'nin yiğitleri. Sonlarını bekler olmuşlar ne kadar tüfek başında olsalar da. Bir umut filizi sığınmış her an her şey olabilir diye yürekte büyüyen hasret, özlem, korku duygusunun arkasına. Komutan buluyor bu filizi kargaşanın ardında ve tek sözüyle köküne su veriyor filizin 'Ben size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum!' Silkeleniyor Çanakkale'nin yiğidi. Ardında bıraktıklarını şöyle bir kez daha anıp onlar için zehir akıttıktan sonra içine karar veriyor vatan için ölmeye.

    Yıl 1918 Yer ÇanakkaleHava karanlık, hava sis, hava kasvet. Ağlıyor bulutlar bile. Her iki cephede de sefalet, acı. Her tetikte, her tüfekte bir acı, bir hikaye saklı.Hepsinin göğsünde bir fotoğraf. Güneş doğmaz, uğramaz olmuş bu topraklara. Bekliyor herkes.Çanakkale'nin yiğidi bitkin, yorgun. Ölüm melekleri nöbet tutuyor her bir askerin başında. Analardan bir gözyaşı düşüyor ki bin göz yaşına bedel. Ağlıyor oğluna. Kendi canından, parçasından ayrı kolay mı?

    Toprak kanla kaplanmış. Üşüyor asker. Yıl 1918 Yer Çanakkale Helal süt emmiş bir yiğit doğruluyor yattığı yerden. Bir cesaret ki gidiyor topun tüfeğin başına. Melekler destek çıkmış kollarına. Toprak ısıtmış ayaklarını. Vatan uğruna, gözyaşının dökülmesine sebebiyet verdiği için özür borçlu olduğu anasının uğruna on askerin kaldıracağı ağırlıkta topu alıp çıkıyor basamakları ezile, büküle, bin bir zorlukla. Son bir derin nefes alıp fişekliyor topu ve gönderiyor askere ve yığılıyor yere Çanakkale'nin yiğidi Seyit Onbaşı. O acı çeke çeke uzanmışken yere bilmiyor tarihe adını altın harflerle yazdırdığını. O hiç doğmayan güneşi bulutların ardından gökyüzüne taşıdığını bilmiyor. Çanakkale'nin yiğitleri o topraklarda bir destan yazdılar ki dilden dile dolaştı. Türk ulusuna bir zafer bağışladı. O vakit onların yanında Mustafa Kemal vardı. 18 Mart günü Türk yeniden canlandı






+ Yorum Gönder


çanakkale ile ilgili kompozisyon,  çanakkale ile ilgili kompozisyon kısa,  çanakkale zaferi ile ilgili kompozisyon,  çanakkale savaşı ile ilgili kompozisyon kısa