+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Edebi Türler ve Kitap Özetleri Forumunda Cemile - Orhan Kemal Kitap Özeti Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Uğur Baki
    Devamlı Üye

    Cemile - Orhan Kemal Kitap Özeti








    Cemile - Orhan Kemal

    Cemile: 15 yaşında, sarışın, güzel bir Boşnak kızı. Dokuma fabrikasında çalışarak ailesinin geçimine yardımcı olmaktadır. Parada pulda gözü olmayan, dürüst bir genç kızdır.
    Necati: Cemile’yle aynı fabrikada kâtiplik yapan, Cemile’ye âşık,dürüst bir genç.
    Mâlik: Cemile’nin babası. Zamanında çete reisliği yapmış. Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmış. Türkiye’de de bir iş tutturamayan bir adam.
    Sadri: Cemile’nin abisi. Cemile’yle aynı fabrikada çalışmaktadır
    Muy: Mâlik’in çocukluk, silah arkadaşıdır. Mâlik’le beraber Türkiye’ye göç etmiştir.
    Deveci Çopur Halil: Cemile’yi seven bir genç.Geçiminiyse develeri sayesinde sürdürmektedir.
    Kadir Ağa: Dokuma fabrikasının sahibi. Fabrikaya sahip olmadan önce bir parça ekmeğe muhtaç biriydi.
    Numan Şerif Bey: Fabrikanın ortağı. Bilgili, kültürlü biridir.
    Camgöz Sadık: Dokuma fabrikasında çalışan bir genç;aynı zamanda ustabaşının yeğeni. Kendi çıkarı için her şeyi yapabilecek biri.
    Karakız: Camgöz Sadık’ın teyzesinin kızı.
    Musa: Cemile’nin ev sahibi. Cemile’yle aynı fabrikada çalışmaktadır.


    CEMİLE

    1934 yılının eylül ayı sonlarının berrak bir gecesiydi..
    Deveci Çopur Halil geçimini develeriyle sürdüren, fabrikalara malzeme taşıyan varlıklı biriydi. Tam da bu zamanlarda nakliye işlerinde kamyon, kamyonet, v.b… kullanılmaya başlanmıştı. Deveci Çopur Halil de baba, dede, ata yadigâr’ı olan develeri satıp yerine kamyon almak istemiyordu.
    Bu dokuma fabrikalarının biri de Deveci Çopur Halil’in samimi olduğu, onu oğlu gibi seven Kadir Ağa’nınmış. Bu fabrikada Halil’in hoşlandığı sarışın güzel bir Boşnak kızı çalışıyordu: Cemile. Halil bu kızla evlenip bir yuva kurmak istiyordu kendine, fakat Cemile aynı fabrikada kâtiplik yapan başka bir genci seviyordu. Halil de bir kâtibin 30 kuruşluk maaşıyla geçinilemeyeceğini, Cemile’nin kendisiyle evlenmesi durumunda elini bileziklerle, boynunu da beşibirliklerle dolduracağını söyleyip duruyordu. Cemile ise devecinin bu teklifini reddederek, gözünün parada pulda olmadığını, sadece sevdiğiyle beraber olmak istediğini söylüyordu.
    Halil bu fabrikada çalışan Karakız adlı bir kızın eline üç-beş kuruş sıkıştırarak, ondan Cemile’nin ağzını aramasını, kendisinin Cemile için her şeyi yapacağını, gerekirse develerini bile satacağını söylemesini istemişti. Cemile’nin cevabıysa onu idareye şikayet etmek konusunda bir uyarı olmuştu. Kendisini meşgul etmesini istemiyordu Cemile.
    Kadir Ağa her gün yaptığı gibi, yine bir gün fabrika içlerini kontrole çıkmıştı. Sağda solda kızlarla çene çalan, işten kaytarıp, çay ve sigara içen ustabaşı ve ustabaşı yardımcıları ağanın kontrole geldiğini öğrenip, bir anda ağanın yanı başında olurlardı. Ağa ustabaşına düzenin nasıl gittiğini sorarak kontrole başlamıştı. Ustabaşı yeni düzenden memnun değildi. Çünkü fabrikanın ortağı olan Numan Şerif Bey’in fabrika işlerinin başına İtalyan mühendis getirmesiyle ustabaşının yetkilerinin kısıtlanmasıydı sorun. Ustabaşı eski düzende kendine karışanın olmasını istemiyordu; şimdi İtalyan mühendis Sinyor Orlando tarafından emir almak ve yeni düzenin kendi çıkarına uygun olmaması durumu onu memnun etmiyordu haliyle. Bunun üzerine ipliklerin ıslandığı havuza zımpara tozu attırdı. Böylelikle dokumada kullanılan ipliklerin aşınarak kopması ve işlerin aksamasını sağlayarak, işçilerin İtalyan mühendisin düzeninin iyi olmadığını anlayıp, mühendisi geldiği gibi göndermek için ellerinden geleni yapacaklarını ve tekrar eskisi gibi olup tüm işlerin kendine kalacağını düşünüyordu.
    Kadir Ağa işçilere memnun olup olmadıklarını sorarak ilerlerken Cemile’nin yanına geldi. Cemile’ye yeni düzenden memnun olup olmadığını soracağı sırada atölyeye kâtip girdi. Kâtibin geldiğini gören ustabaşı, ağaya kâtibin atölyeye kızlarla çene çalmak için geldiğini söyledi. Bu yüzden de ağa kâtibe buralarda neden gezindiğini, ne işi olduğunu sordu. Tabii kâtip buraya Cemile’yi görmek için geldiğini söylemedi ve ağanın sorusuna kekeleyerek cevap verip sinyor Orlando’nun yanına gittiğini söyledi. Ustabaşı tekrar atlayarak İtalyan’ın bu saatte atölyede olmadığını kendisine dün söylediğini belirtti ve ardından ağa da kâtibi fırçalayarak geldiği gibi gönderdi. Sonra Cemile’ye düzenden memnun olup olmadığını sordu. Cemile ise sevdiği erkeğin bu duruma düşmesine üzüldüğünden, ağayı tersleyerek zıtlaştı onunla.
    Kadir Ağa da ustabaşının İtalyan mühendisin fabrikada bulunmasından rahatsız olduğunu anlamış ve ona İtalyan mühendisin ayağının bu şekilde kaydırılamayacağını söylemişti. Ustabaşı İtalyan mühendisi kovdurup eskisi gibi tüm işlerin ona kalmasını isterken, bu sırada Kadir Ağa da Numan Şerif Bey’in fabrikayı bırakmasını ve fabrikanın tek sahibi olmayı istiyordu.
    .
    Cemile’nin babası ihtiyar Malik çok iyi, efendi biriydi. Herkese yardım eder, kimseden para almazdı. Karısı ölmüştü, hayatına çocuklarıyla devam ediyordu. Bir gün Cemile’ye abisinin nerede olduğunu sordu. Cemile’yse onunla tartıştığını, durumu anlattı. Bunun üzerine babası Cemile’den ağabeyini kırmamasını, bir gün kendinin de bu dünyadan göçeceğini ve yanında ağabeyinden başka kimsenin kalmayacağını söyledi. Biraz konuşup dertleştikten sonra babası, Karagöl’e gidip orada kendi tarlalarında çalışıp hayatını evlatlarıyla mutlu bir şekilde sürdürmek istediğini söyledi.
    Sadri eve yeni gelmişti. Cemile’yle biraz atışıp tartıştıktan sonra yemeğe oturdular. Yemekte bu tartışmaları devam ederken biraz sonra da şakalaşmalarla yemeklerini bitirmişlerdi. Yemeklerini yedikten sonra Sadri başı ağrıdığı için odasına çekilip yattı.
    Cemile ve ailesi, aynı fabrikada çalışan Musa’nın avlusunda oturuyorlardı. Cemile de çamaşırları yıkıyordu tam bu sırada. Cemile çamaşırları yıkarken yardımına Güllü; Şemsa ve Halime geldi. Cemile ve arkadaşları arasında koyu bir muhabbet başladı; gülüşmeler kahkahalar… Kahkahalar arasında bir nara sesi duyulmuştu. Naralardan Camgöz Sadık’ın geldiği anlaşılıyordu. Cemile’nin gözleri korkuyla babasını aramış fakat bulamamıştı. Babasının evde olmayışına ve bu olayı duymayışına sevindi Cemile. Çamaşırları yıkamaya devam ederken avlunun kapısından içeriye Karakız girdi ve sallana sallana yanlarına geldi. Karakız Deveci Çopur Halil’in Cemile’yi çok sevdiğini, onun uğruna develerini bile satacağını anlatıyordu ki, tam bu sırada avlu kapısında beliren babasını görünce Cemile’nin rengi attı. Sarhoş naralarına adının karışmasından ve Karakız’ın, sarhoş olup babasının yanına geldiğinde deveciden söz etmesinden korkan Cemile Güllü’den Kara Kız’ı evine götürmesini istedi; arkadaşları da Güllü’ye yardım ederek Kara kızı evini götürdüler. Bu olayın başına nereden geldiğini düşünerek ağlamaya başlayan Cemile’yi Karakız’ı evine götürüp yatıran arkadaşları teselli etmeye başladı. Bir süre sonra Cemile’nin yanına Musa’nın avlusunda oturan komşusu İzzet Usta geldi. İzzet Usta Cemile’ye bu olayların daha da ileriye gitmemesi için babasına kâtibin kendisini istediğini söylemesi gerektiğini ve bir an önce nenesini Cemile’yi istemek için göndereceğini söyledi.
    Ertesi gün Sadri ve Cemile uyanıp, kahvaltılarını yaptıktan sonra Musa’nın avlusundaki sofanın orada toplanıp fabrikanın yolunu tuttular. Fabrikaya giderken diğer avlulardan da işçiler çıkıyorlardı. Fabrikaya hep birlikte gülüşmelerle bağırışlarla gidiyorlardı. Bu biçimsiz gürültünün içinde bir “acaba” sesi ve bir ıslık duyulmuştu. Islık herkesi susturmuştu; ikinci ıslık gelince Musa ne olduğunu merak ederek bakındı. Üçüncü ıslıkla önlerini bir araç kesmişti. Arabanın içindeki kişiyle Musa arasında tartışma başladı. Sadri Cemile’nin yanına geldi. Fabrikaya bir an önce gidebilmek için Cemile’yi iteliyordu. Arkalarından Musa ve diğer işçiler geldi. Musa Sadri’yi çağırdı, konuşmaya başladılar. Musa arabada tartıştığı kişinin Camgöz Sadık olduğunu, Cemile için geldiklerini anladığını ve bu olayın sonrasında kâtiple konuşacağını söyledi Sadri’ye.
    Kâtip Necati bir arkadaşıyla barda içki içiyordu. Necati arkadaşına fabrikaya gideceğini, Cemile’yle bu kafayla konuşabileceğini söyledi ve bardan çıkarak fabrikanın yolunu tuttu .
    Kâtip Necati fabrikaya geldiğinde Musa, kâtibi çağırıp konuşmak istediğini söyledi. Gece başlarından geçen olayı abartarak anlatıp, kâtibe elini çabuk tutması gerektiğini belirtti. Kâtip de bu gece Cemile’yle konuşmak için fabrikaya geldiğini söyledi ona cevaben. Tam bu sırada Cemile’nin arkadaşlarıyla atölyeden dışarı çıktığını görünce hemen kalkarak yanına geldi . Biraz konuştuktan sonra, kâtip babaannesini istemeye göndereceğini söyledi.
    Karakız sabah kendine gelmişti. İzzet Usta ona iyi bir şekilde davranmış, kahvaltı hazırlayıp önüne getirmişti. İzzet Usta’nın bu davranışı Karakız’ın hoşuna gitti. Sonra fabrikaya doğru giderken, kebapçıda oturan Camgöz Sadık Karakız’ı gördü. Onu kebapçıya çağırıp, planlarını alt üst ettiğini, her şeyi mahvettiğini söyledi. Karakız’ın konuşmalarından yola çıkarak, onun bu işten vazgeçtiğini anlamıştı Camgöz . Camgöz Sadık gene kandırmıştı Karakız’ı . Kebapçıdan çıkıp fabrikanın yolunu tuttu Karakız . Cemile’nin yanına gelerek özür diledi. Cemile Karakız’ın bu davranışında bir oyun olduğunu anlayarak özrünü kabul etmedi.
    Öğle paydosunda Cemile eve döndü. O sırada babası fakir bir Boşnak’ı tıraş ediyordu. İhtiyar Mâlik’in iki eli kanda olsa kızına bakar, yüzüne güler ve laf atardı ama bugün ilgisizdi ona karşı. Yemek bile yapmamıştı. Sadri bile eve gelince babasının yemek yapmadığına şaşırarak bir sıkıntısı olup olmadığını sordu babasına. Babası da bunun üzerine Cemile’ye bakarak İzzet Usta’nın kendisine bir şeyler anlattığını, kâtipten bahsettiğini, olanların doğru olup olmadığını sordu. Cemile de “evet” cevabını verince üzüldü. Sonra Cemile’ye laf atarak bu dünyada bundan sonra Cemile diye kızının olmadığını söyledi. Cemile ise babasının bu şekilde konuşmasına üzülerek hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. İhtiyar Mâlik devam ettikçe, Cemile de daha çok ağlamaya başladı. Sonra ihtiyar Mâlik pes etti. Cemile’nin yanına gidip sarıldı kızına. Şimdilik aralarındaki kırgınlığı unutup ne yiyeceklerini düşünürlerken babası çarşıya inip bir şeyler almak için evden çıktı. Ardından İzzet Usta geldi. Cemile’ye her şeyin yolunda olduğunu, kâtibin babaannesini göndereceğini, evi düzenli tutmasını gerektiğini söyleyerek Sadri’ye fabrikadaki durumun nasıl gittiğini sordu. Sadri, durumun hiç iyi gitmediğini, İtalyan geldiğinden beri işlerin bozulduğunu söyledi. Para günü her şeyin belli olacağını, işçilerin ücretlerini az bulurlarsa bir sorun çıkarabileceklerini söyledi. Bunun üzerine İzzet Usta Sadri’ye olaylardan uzak durması gerektiğini söyledi. Para günü geldi; işçiler fabrikanın bahçesinde toplanmış, muhasebecilerin gelip ücretlerini dağıtacağı zamanı bekliyorlardı. Bir süre sonra muhasebeciler para arabalarıyla gelip ücretleri dağıtmaya başladılar. Ücretini alan işçi kenara çekilip parasını sayıyor, fakat ücretinden memnun olmadığı için sinirleniyordu. İşçiler ücretlerinin dağıtılması bittikten sonra Camgöz Sadık’ın kendilerine seslenişi ile isyan ederek İtalyan’ın odasına hücum ettiler. Muhasebecilerden biri koşarak durumu müdüre anlattı; müdür de olayı Kadir Ağa’ya iletti. İşçiler elinde demirler, sopalarla İtalyan’ın odasına doğru devam ederken, Cemile abisine seslendi. Abisinin, sesini duyamayıp onu göremediği için ne yapması gerektiğini düşünüyordu; bir anda eve gidip babasına haber vermek için yola çıkması gerektiğinin farkına vardı. Eve geldi ve olanları babasına anlatınca babası ve Muy fabrikaya doğru yola koyuldular. Mahallede fabrikada çalışan diğer işçilerin aileleri ve sevdikleri Malik ve Muy’un peşinden fabrikaya doğru ilerlediler. Cemile olayın şokunu üzerinden attı. Avlu girişinde iki yaşlı kadın gördü o sırada . Kadınların yanlarına gidip kime baktıklarını sordu. Kadınlar da Cemile diye bir kız için geldiklerini söylediler. Durumu anlayan Cemile utancından kızararak kadınları eve davet etti. Kadınlar çekine çekine eve girdiler. Evde kimsenin olmaması kadınların dikkatini çekmişti; Cemile’ye büyüğünün olup olmadığını, onu hep yalnız bırakıp bırakmadıklarını sordular. İhtiyar Mâlik, Muy, Sadri ve Necati’yi avlunun girişinde gören Cemile koşarak babasına sarıldı. Misafirlerin geldiğini söyleyince Necati babaannesinin yanına gitti. Olayı anlayan Mâlik, kızının baba evinden ayrılacağına üzüldü; bir süre o şekilde kaldılar. Sonunda kadınların oturduğu odaya girdiler. Kahvelerini içerlerken Cemile odada ne konuşulduğunu merak ediyordu. Bu sırada Musa’nın hanımıyla Güllü’yü avlunun içinde gördü. Güllü fabrikada olan olaylardan, Numan Şerif Bey’in fabrikaya gelip Kadir Ağa’ya “Bunlar senin başının altından çıktı.” deyip, ağzına silah dayayarak tartıştığından…vs. bahsetti . Kadir Ağa’yı Numan Bey’in elinden zorla aldıklarını, Camgöz Sadık ve adamlarını fabrikadan sepetlediğini anlattı.
    Kadınlar evden çıktılar, söz kesilmişti. İhtiyar Mâlik kızının başka birinin yanına gideceğini düşünerek üzülüyordu.
    Numan Şerif Bey’in bazı işçileri kovmasıyla fabrikada işçi sıkıntısı çekilmekteydi. Numan Bey yardımcısını çağırıp gazeteye ilan vermesini, İstanbul ve İzmir’den işçiler bulunmasını istedi. Kovulan işçiler aç susuz bir şekilde sonucu bekliyorlardı.
    Bu olayların böyle olmasına sebep olanlar hiçbir çözüm yolu aramayıp kendi hayatlarında başka bir yol bularak devam etmeye başlamıştı. Başta Camgöz Sadık… Çopur Halil’in ona açtığı kahve sayesinde geçimini sürdürüyordu. Ama kovulan işçiler bunu kabullenemeyip Sadık’ın dükkânını basıp altını üstüne getirdiler. Sadık olay başlamadan önce böyle bir şey olacağını anlayarak kaçmıştı. İşçiler de Sadık’ın kahvesini dağıtarak sinirlerini yatıştırdılar, rahatladılar. Oradan geçen Cemile ve Necati ne olduğunu anlamak için durdular. İzzet Usta yanlarına gelip her şeyi anlattı. Necati babaannesinin en sonunda razı olup olmadığını sordu. Necati babaannesinin razı olduğunu söyledi ona cevaben. Sonra Cemile’ye ihtiyar Mâlik’in durumunu sordu. Cemile’yse “Bilmiyorum.” cevabını verdi.
    İhtiyar Mâlik oda kapısını arkadan kilitleyip Karagöl’ü gün batımında izliyordu







  2. Ziyaretçi





    tam olarak ayrıntılı değil ya .s




  3. Ziyaretçi
    okuyan biri görüşlerini bildirebilir mi ona göre bende okuyacağım




  4. Ziyaretçi
    bence bu kitap çok güzel herkese tavsiye ederim

  5. Ziyaretçi
    kitabın aslı daha akıcı ve çok güzel.okuyun tavsiye ederim

  6. Ziyaretçi
    Tam olarak ayrıntılı değil ama güzel özetlemiş.

  7. Ziyaretçi
    ozetin bitiminde karagolden bahsediliyor fakat kitapta karagolun lafi bile gecmiyor. Orasinin karagol oldugundan emin misiniz?

  8. Ziyaretçi
    Evt kitapta tamamiyle karagöl geçiyor arkadaşım bence sen kitabı ya okumamışsın ya da dikkatli okumamışsın.

  9. Ziyaretçi
    ben kitabı okumadım özetini okudum en sonda ne olduda cemile babasından bir haber oldu babasıda çocuklarını bırakıp tek başına karagöle giti?

  10. Ziyaretçi
    yha bencede çok güzel ama bide anafikrini yazsanızz :P

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu


orhan kemal cemile,  orhan kemal cemile kitap özeti,  Cemile orhan kemal,  orhan kemal cemile özet