+ Yorum Gönder
Edebi Türler ve Kitap Özetleri Forumunda Aziz Nesin - Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz Kitap Özeti Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Aziz Nesin - Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz Kitap Özeti








    Aziz Nesin - Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz Kitap Özeti


    Salon ışıkları söner, cezaevi gardiyanı tatlı-sert bir dille seyircilere yerlerine oturmalarını ve cep telefonlarını kapatmalarını söyler ve elindeki copu şaplatarak volta atmaya başlar. Orkestra çukurunda oturan anlatıcı, oyun ve Yaşar Yaşamaz hakkında kısa bir ön bilgi verir ve aslında hepimizin bir Yaşar Yaşamaz olduğunu ifade eder. (Oyunu anlatan kişi yeri geldikçe oyun içinde çeşitli karakterleri temsil etmekte ve ara ara oyundaki karakterlerle konuşmaktadır). Cezaevi gardiyanı lafa girer ve koğuş sayımını başlatır. Mahkûmlar teker teker saymaya başlarlar ve sayım bitiminde gardiyanlar koğuşa yeni bir mahkûm getirirler. Bu mahkûm tahmin edildiği gibi Yaşar Yaşamaz’dır. Mahkûmlar koğuşa gelen bu yeni kader arkadaşlarını şöyle bir süzdükten sonra adını sorarlar. Yaşar ismini söyler ama soyadını söylemek istemez. Çünkü ne zaman soyadını söylediyse soyadı hep alay konusu olmuştur. Yaşar mahkûmların ısrarı üzerine soyadını söyler ve koğuş kahkahaya boğulur. Mahkûmlardan biri suçunu sorar Yaşar’a. Yaşar tabiî ki her mahkûm gibi hiçbir suçu olmadığını söyler ve başından geçen olayları anlatmaya başlar…
    Yaşar Yaşamaz, fizyolojik anlamda sağlıklı bir şekilde bedenen var olan ancak resmi olarak devlet kayıtlarında daha doğmadan ölmüş gösterilen bir kader mahkûmudur. Bu gerçeği ilk defa on iki yaşlarında devlet okuluna yazılması için gereken ve kaybolmuş olan nüfus cüzdanını almak için gittiği nüfus müdürlüğünde öğrenir. Yaşar, babası ile devlet okuluna yazılmak üzere okula gider ve okul müdürü Yaşar’ın nüfus cüzdanını ister. Babası Yaşar’ın nüfus cüzdanının kaybolduğunu söyler ve müdire hanımdan kendisininki ile kayıt etmesini ister. Fakat müdire hanım kaydı yapmaz. Bunun üzerine Yaşar ve babası nüfus müdürlüğünün yolunu tutarlar. Yaşar nüfus kayıtlarına göre yaşamaktadır. Fakat birinci dünya savaşında askere alınmış ve 1915’te Çanakkale’de şehit düşmüştür. Oysaki Yaşar’ın anne ve babası 1911’de evlenmiştir. İlginçlikler bununla da sınırlı değildir. Kayıtlara göre yaşar 1896’da doğmuştur, yani babasından bir yıl önce. Yaşar’ın babası bu işe ne kadar karşı çıktıysa da, memur defterde yanlışlık olmayacağını söyler ve defteri kapatır. Bağrışmaları duyan nüfus müdürü gelir ve olaya el koyarak kendince mantıklı senaryolar üretir. Yaşar ve babası bütün uğraşlarına rağmen Yaşar’ın yaşadığını ispatlayamazlar ve nüfus kâğıdını alamadan müdürlükten ayrılırlar. Nüfus kâğıdı olmayan Yaşar doğal olarak devlet okuluna yazılamaz ve mahallesindeki eski yazı okuluna bir süre daha devam eder. Devam etmesine eder fakat aklı hep çok sevdiği yavuklusu Ayşe’dedir. Yavuklusu devlet okulundayken ondan ayrı kalmayı kendisine yediremez ama elinden gelen bir şey de yoktur.
    Böylece yıllar geçer. Tabiî ki yıllar geçtikçe Yaşar’ın askerlik çağı da gelmiştir. Lakin Yaşar’ı askere çağıran yoktur. Bir yandan Ayşe’nin evlenme baskıları bir yandan da askere gidememenin verdiği psikolojik baskı Yaşar’ın üzerindeyken Yaşar, Ayşe ile evlenmeye karar verir. Düğün öncesi Yaşar’ın ve Ayşe’nin babası güçte olsa başlık parası konusunda anlaşırlar ve düğün başlar. Herkes davul zurna eşliğinde halay çekip eğlenirken, komutan askerleriyle birlikte düğünü basar ve devlet kayıtlarında şehit olarak gözüken Yaşar’ı asker kaçağı olduğu gerekçesiyle askere alır. Okula yazdırılırken onun ölü olduğunu söyleyen devlet, askere alınırken yaşadığını iddia etmektedir. Ama Yaşar buna karşı çıkmaz. Çünkü askerlik sonunda alacağı tezkerenin onun yaşadığını gösteren bir belge olduğuna inanmaktadır. Ne yazık ki Yaşar beklentilerine kavuşamadan başka bir gerçekle yüzleşecektir. Terhis olacağı gün gelir fakat Yaşar nüfus cüzdanı olmadığından terhis olamamaktadır. Bunun üzerine nüfus müdürlüğünden bilgi istenir fakat bu seferde gelen cevapta Yaşar’ın 1935’te Dersim’de şehit düştüğü yazmaktadır. Bunun üzerine komutan Yaşar’a askerliğini bitirdiğini gösteren bir belge verir ve Yaşar terhis olur. Elinde bavuluyla köy meydanına gelir. Ancak aksilikler Yaşar’ın yakasını bırakmamaktadır. Komşularından, uzun süredir haber alamadığı babasının ölüm haberini alır ve ağlamaya başlar. Babasının ölümüyle birlikte Yaşar’a bir sürü de borç kalmıştır. Terhis olurken onu öldü olarak kabul eden devlet, babasından kalan borçların ödenmesine gelince Yaşar’ı yaşar kabul eder. Yaşar bu duruma da itiraz etmez. Çünkü eğer borçları öderse mirasa da kavuşabilecektir. Böylece hem babasının borçlarını borç olarak da olsa ödemiş olacak, hem de mirasla aldığı borçları kapatabileceği gibi köyde düzgün bir yaşama kavuşup Ayşe ile evlenebilecektir. Tüm bunları düşleyerek babasının borçlarını öder Yaşar. Sıra babasının mirasını almaya gelmiştir. Babasından kalan mirası alabilmesi için gereken belgeleri bir iki yıl gibi kısa bir sürede toplayabilen Yaşar, son olarak da evraklarını onaylaması için memura rüşvet verir. Fakat parasını ertesi gün alması gerekmektedir ve parayı alabilmesi içinde Müdür Bey’in imzası… Yana yakıla Müdür Bey’i arayan Yaşar onun maçta olduğunu öğrenir ve doğruca stadyumun yolunu tutar. Burada da Müdür Bey’e ulaşamayan Yaşar, elindeki evrakları imzalatacağını sandığı bir Müdür Bey bulur fakat bulduğu bu müdür Stadyum Müdürü’dür. Doğal olarak Yaşar elindeki evrakları imzalatamaz ve akıl hastanesine düşer. Akıl hastanesinde de her ne kadar kendisinin aslında yaşamadığını ve üstelik iki defa şehit düştüğünü söylediyse de kimse ona inanmaz.







  2. Gizli @ yara
    Özel Üye





    Belli bir süre geçtikten sonra Yaşar’ın deli olmadığı anlaşılır fakat doktorların elinden bir şey gelmez. Çünkü Yaşar’ın nüfus cüzdanı yoktur ve bu yüzden hastaneden taburcu edilemez. Bunun üzerine Doktor Hanım Yaşar’a hastaneden kaçmasını tavsiye eder. Yaşar da bu tavsiyeye uyar ve hastaneden kaçar. Hastaneden kaçtıktan sonra Yaşar’ın aklında aynı şey vardır; babasından kalan mirası almak, bir iş bulmak ve Ayşe ile evlenip mutlu mesut yaşamak. Evrakları tekrar toplamaya başlar. Ayşe’nin ayrılığına dayanamayan Yaşar hastaneden çıkınca Ayşe’yi bulur ve İstanbul’da zengin bir köşkte ona iş ayarlar. Arada bir onu çalıştığı köşkte ziyaret eder, tabi bu arada Yaşar da iş aramaktadır. Fakat nüfus kâğıdı olmadığı için iş bulmakta zorlanır. Yaşar yine bir gün Ayşe’yi çalıştığı köşkten alır. Cebinde fazla parası olamayan Yaşar, çok sevdiği yavuklusuna ancak bir simit alabilir, ikinciyi almaya parası yetmez. Fakat bu durum onları üzmez. Birlikte olmanın verdiği mutlulukla oradaki bir banka otururlar. Yaşar karlı bir iş ortaklığı için bir adamla anlaşmıştır ve bu durumu Ayşe’ye anlatır. Ortak bir manav açacaklarını, çok para kazanacaklarını, paraları koyacak yer bulamayacaklarını söyler. Lakin bu iş için sermaye gerekmektedir. Durumu anlayan Ayşe tüm takılarını çıkarır ve hepsini başındaki yazmaya sararak Yaşar’a verir. Yaşar tekrar çok para kazanacaklarını ve bu takılardan daha fazlasını alacağını söyler. Başlarlar hayal kurmaya… Ayşe neyin hayalini kurduysa Yaşar onu bir şekilde vazgeçirir. Yaşar’ın aklına bir şeytanlık gelir ve etrafın tenhalığından yararlanıp Ayşe ile ilişkiye girer. Aradan dört-beş ay geçmiştir ve Yaşar’ın işleri çok iyi gitmektedir. Her şey çok güzel giderken, bir sabah dükkâna geldiğinde dükkânın tamamen boş olduğunu görür. Ortağı olan adam her şeyi alıp gitmiştir. Yaşar ortağını mahkemeye verip hakkını aramaya çalıştıysa da, her şey ortağının üzerine olduğundan hiçbir hak iddia edemez. Ortaklık sözleşmesini gösterdiğinde yaşamadığını söyleyen devlet, iş dükkânın borcunu almaya gelince Yaşar’ı yaşıyor kabul eder ve Yaşar üzerine kalan bütün borcu yine öder. Yaşar yine bir gün iş aramak için dolaşırken bulunduğu meydana bir siyasi partinin geleceğini ve izleyenlere para verileceğini öğrenir. Amacı çocuğunun karnını doyurmak, ona süt alabilmektir. Yaşar ne kadar uğraştıysa da eli boş ayrılır miting meydanından. Üstelik topladığı evrakları da meydanda çaldırmıştır. Talihsizlikler bir türlü Yaşar’ın yakasını bırakmaz. Para kazanamadığına mı yansın Yaşar, evrakları kaybettiğine mi? Başlar ağlamaya. Haykıra haykıra ağlar Yaşar. Oradan geçen bir adam Yaşar’ın ağlamasına dayanamaz ve yardım etmek ister. Önce Yaşar’ın hikâyesini dinler. Yaşar’ın kendisini öldürmek istediğini duyan adam, kendisinin de birçok defa intihara teşebbüs ettiğini fakat başaramadığını anlatır. Ölmek isterken keşfettiği, geçimini sağladığı işi Yaşar’la paylaşır. Yaptığı iş; sahibi kalantor özellikle de kadın olan bir arabanın önüne kendisini usturuplu bir şekilde atıp, kazadan çok ufak sıyrıklarla kurtularak, arabanın sahibinden tazminat koparmaktır. Adam bu sayede birçok şey satın almış ve iki kerede hacca gitmiştir. Adamın anlattığı iş Yaşar’ın aklına yatar. Çünkü bu iş nüfus cüzdanı gerektirmez diye düşünür Yaşar. Derken çıkar otoyola ve zengin arabaları kollar. Sonunda atar bir arabanın altına kendini fakat yine her zaman olduğu gibi hiçbir şey Yaşar’ın umduğu gibi gitmeyecektir. Yaşar yerde yaralı bir şekilde yatar fakat hiçbir polis yardım etmez Yaşar’a. Sadece vatandaşlar toplanır etrafında. Oradakilerden biri Yaşar’a “Bu ne biçim iş, bu ne biçim düzen diye bağırırsan seni hastaneye götürürler” der ve Yaşar bağırır. Polisler hemen Yaşar’ın başına toplanır ve onu hastaneye götürürler. Hastanede Yaşar’ın dalağı alınır ve yaralı bacağı tedavi edilir. Bu sırada yavuklusu Ayşe de kucağındaki oğlu ile hastaneye gelir. Yaşar’ın hastaneden taburcu olma zamanı da gelmiştir. Fakat hastaneye biriken borç nedeniyle taburcu olamaz. Borç senedine Ayşe imza atar ve hastaneden çıkarlar. İstanbul’da hayatının düzgün gitmediğini ve bundan sonrada gitmeyeceğini anlayan Yaşar, Ayşe’yi ve oğlu Hayati’yi de alarak köyüne döner. Her şey güzel giderken yeni bir sorun Hayati’nin nüfus cüzdanı çıkarılmasında patlak verir. Yaşar Yaşamaz’ın yaşamadığını iddia eden nüfus memuru karşısında Yaşar’ın artık sabredecek gücü kalmaz. Sinirlerine hakim olamayan Yaşar, ilk olarak kendisini yok sayan nüfus memuruna, ardından da yine kendince haklı senaryolar üreten nüfus müdürüne bir yumruk atar. Başından geçen inanılmaz olayların etkisiyle, devlete kadar herkese sövmeye başlar ve önüne gelen her şeyi dağıtarak devlet dairesini birbirine katar. Bunun üzerine devletin polisleri gelir. Yaşar’ı tutuklarlar ve Yaşar hikâyesini anlatmaya başladığı cezaevinde bulur kendisini. Gün geçtikçe hapishanede kendi düzenini kurar ve yavaş yavaş o eski saf Yaşar, iş bilir bir insana dönüşür. Hapisten çıkacağı gün geldiğinde hapistekilerin ağızlarından düşürmedikleri Kara Kaplı Nizami Beylerden biri olmuştur artık. Hapishaneye ilk geldiği gün üzerinde sadece bir takım elbisesi olan Yaşar Yaşamaz, çıkarken tam dört bavulla çıkar ve bavullarını taşıyan Hacı dayılara bol bol bahşiş verir. Dürüstlüğü ve saflığıyla yerden yere vurulan Yaşar Yaşamaz, hayatta ayakta kalabilmenin yolunu öğrenmiş bir şekilde eşi ve oğlunun yanına döner




+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
aziz nesin yaşar ne yaşar ne yaşamaz kitap özeti,  aziz nesin yaşar ne yaşar ne yaşamaz özet,  yaşar ne yaşar ne yaşamaz romanının özeti,  yasar ne yasar ne yasamaz ozet