+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Hadisler Forumunda GÜnah, Tevbe, PİŞmanlik, Ümİt, Af İle İlgİlİ Hadİsler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. IŞILAY
    Devamlı Üye

    GÜnah, Tevbe, PİŞmanlik, Ümİt, Af İle İlgİlİ Hadİsler









    Günah, Tövbe, Pişmanlık gibi konular hakkında hadisler

    877. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Yedi helâk ediciden kaçının!"
    Denildi ki:
    "Ey Allahın Resûlü, onlar nedir?"
    Şöyle buyurdu:
    "Allaha ortak koşmak, sihir yapmak, haksız yere adam öldürmek, yetim malı yemek, zina etmek, cihad günü cepheden kaçmak, namuslu hanımlara iftira atmak."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    878. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Mümini öldürmek, Allah katında, dünyanın yıkılmasından daha büyüktür."
    Büreyde radıyallahu anh. Nesêî.

    879. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Eğer gök ehli ile yer ehli ortaklaşa bir mümini öldürseler, Allah hepsini ateşte yüz üstü süründürür."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.

    880. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Kim kendini asarsa, cehennemde de kendini asacak. Kim kendini bir âletle öldürürse, cehennemde de kendini âletle yaralayacaktır."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    881. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Ümmetimin tamamı affedilmiştir, ancak günahlarını ilan edenler müstesna!"
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    882. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Açıkça günah işleyen fâsıkın aleyhinde konuşmak gıybet sayılmaz. Açıkça günah işleyen hâriç, ümmetimin her ferdi affedilecektir."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Rezîn.

    883. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Canım elinde olan Allaha yemin ederim ki, eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi yok eder, yerinize günah işleyip tevbe eden, Allahın da bağışladığı başka bir toplum getirirdi."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    884. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Allah, dünyada bir kulunun ayıbını örterse, kıyamet gününde de mutlaka onun ayıp ve kusurunu örter."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.

    885. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin zamanında, bir adamın ismi Abdullah, lâkabı Hımâr idi. Bazen Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemi güldürürdü. içki içtiği için, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu cezalandırmıştı.
    Bir keresinde yine içmiş ve sarhoş olarak getirilmişti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem emretti, ceza uygulandı.
    Bunun üzerine cemaatten bir adam: "Allahım! Ona lânet et, amma da çok içiyor ve cezalandırılıyor bu adam!" deyince, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Onu lânetleme! Bu adam hakkında bildiğim tek şey, onun Allah ve Resûlünü sevmiş olmasıdır."
    Ömer radıyallahu anh. Buhârî.

    886. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir kul tekrar tekrar günah işler ve her defasında, "Allahım! Benim günahımı bağışla!" der.
    Allah da: "Kulum günah işledi, affedecek, ya da sorumlu tutacak bir Rabbinin bulunduğunu bildi. Haydi istediğini yap! Ben seni bağışladım!" buyurur."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    887. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bize sabaha kadar eski toplumları anlatırdı, sadece namaz için kalkardı.
    İbn Amr radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    888. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Hayatında hiçbir iyilik yapmamış bir adam ailesine dedi ki:
    "Ölürsem beni yakın, sonra yanık bedenimi öğütün, külümü rüzgâra saçın!"
    Ölünce, çocukları onun vasiyetini yerine getirmişler.
    Bunun üzerine Allah, yere: "Haydi onun parçalarını biraraya getir!" emrini vermiş. Yer de bu emri yerine getirmiş ve adam hemen dirilmiş.
    Allah buyurmuş:
    "Niçin böyle yaptın?"
    "Sen en iyi bilensin Rabbim! Ben bunu senden korktuğum için yaptım," deyince, Allah onu hemen bağışlamış."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.

    889. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Eski zamanlarda birbirine zıt iki kişi vardı. Biri günahkâr, diğeri son derece dindardı. Dindar olan öbürüne:
    "Yapma, günah işlemekten geri dur!" derdi.
    Bir gün yine onu günah işlerken görünce, şöyle dedi: "Vazgeç!"
    Öteki: "Beni Rabbimle başbaşa bırak, aramıza girme! Başıma muhafız mı gönderildin!" diye çıkıştı.
    Dindar olan, "Vallahi, Allah seni asla bağışlamaz!" dedi.
    Derken, Allah onların ruhlarını aldı. Alemlerin Rabbi huzurunda biraraya geldiler.
    Allah teâlâ, son derece dindar olana, "Benim elimde olanı önlemeye senin gücün yeter miydi!" dedi.
    Günahkâr olana ise:
    "Haydi sen git, rahmetim sayesinde cennete gir!"
    Öteki için de:
    "Haydi bunu da ateşe götürün!" buyurdu."
    Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.

    890. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sizden önce yaşayanlar arasında Kifl adında bir adam vardı. Hiçbir günahı işlemekten çekinmezdi. Muhtaç olduğunu bildiği bir kadına geldi ve ona çok para verdi. Onunla yatmak istediğinde, kadın titremeye ve ağlamaya başladı.
    "Neden ağlıyorsun?" diye sordu.
    "Ben bu işi hayatımda hiç yapmadım. ihtiyacım olduğu için bu duruma düştüm," deyince, adam kendini şöyle demekten alamadı:
    "Sen Allah korkusuyla böyle davranıyorsun ha! Öyleyse ben neden Allahtan korkmayayım? Verdiklerim senin olsun, haydi git! Serbestsin. Vallahi ben de bundan sonra Allaha asi gelmeyeceğim."
    Adam o gece öldü. Kapısına, "Allah, Kifli bağışlamıştır," diye yazıldı. Halk, bunu görünce şaşıp kaldılar. Bunun üzerine Allah, peygamberlerine vahyedip, onun durumunu bildirdi."
    İbn Ömer radıyallahu anh. Rezîn.








  2. IŞILAY
    Devamlı Üye







    891. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Sizden öncekilerin içinde doksandokuz kişiyi öldüren bir adam vardı. Yeryüzünün en bilgin insanını sordu. Ona, "Falan yerde bir rahip var, git durumunu ona anlat," dediler.
    Rahibe gidip, doksandokuz kişiyi öldürdüğünü, tevbe etse kabul edilip edilmeyeceğini sordu. Rahip, "Hayır!" deyince, onu da öldürüp, yüze tamamladı.
    Yine yeryüzünün en bilgin insanını sordu. Ona, falan yerdedir, dediler. Ona gidip, yüz kişiyi öldürdüğünü, tevbe etse kabul edilip edilmeyeceğini sordu.
    Alim, "Evet, kabul edilir. Kimse buna engel olamaz. Falan yere git, insanlar orada Allaha ibadet ediyorlar, sen de onlara katıl ve ibadet et! Ayrıca ülkene de bir daha dönme! Çünkü, senin ülken kötü bir ülkedir," dedi.
    Bunun üzerine adam yola revan oldu. Henüz o ülkeye varmadan, yol ortasında ölüm gelip ona yetişti.
    Onun hakkında, rahmet melekleri ile azap melekleri tartıştılar. Rahmet melekleri dediler ki:
    "Onun canını biz alacağız. Çünkü bu adam tevbe edip, tam bir ihlas içinde Allaha ibadet edilen yere gidiyordu. Suçsuzdur."
    Azap melekleri ise, aksini iddia edip, şöyle dediler:
    "O, şimdiye kadar hiçbir hayır yapmamıştır. Nasıl olur da iyi bir adam olabilir. Bu nedenle, onun ruhunu biz alacağız."
    Derken, insan sûretinde bir melek geldi. Onu aralarında hakem tayin ettiler. O şöyle dedi:
    "iki ülke arasını ölçün. Hangisi daha yakın ise, bu adam oraya ait olur."
    iki ülke arasını ölçtüler ve adamın, gitmek üzere olduğu ülkeye daha yakın olduğunu tesbit ettiler. Bunun üzerine, onun ruhunu rahmet melekleri aldı."
    Ebû Saîd radıyallahu anh. Buhârî.

    892. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Her insan hata yapar. Hata edenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir."
    Enes radıyallahu anh. Tirmizî.

    893. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
    "Bir adam, üzerinde yiyeceği ve suyu bulunan bir hayvanı ile ıssız bir yerde konaklar. Orada dinlenmek için hafif bir uyku uyumak ister ve uyur. Uyanınca hayvanını göremez.
    Her tarafta aramağa başlar, ancak bulamaz, ümidini keserek, kendi kendine:
    "Haydi geldiğim yere döneyim ve orada ölünceye kadar uyuyayım," der.
    Döner, ölmek için, başını kolunun üzerine koyar, biraz kestirdikten sonra uyanır. Bir de ne görsün, üstünde azığı ve suyuyla hayvanı başı ucunda durmuyor mu!
    işte Allah, kulunun tevbesine, bu adamın hayvanını bulduğu zamanki sevincinden daha çok sevinir."
    Haris radıyallahu anh. Buhârî.




  3. Mine
    Devamlı Üye
    büyük günahlar nelerdir

    Büyük günah demek olan “kebire”, sözlükte "maddî veya manevî bakımdan büyük olmak" anlamına gelen kebr (kiber) kökünden türemiş bir isimdir. "B-yük günah" mânasında kullanılan kebîre (çoğulu kebâir), farklı tanımlarının ortak noktaları dikkate alınıp "dinen yasaklandığı konusunda kesin delil bulunan ve hakkında dünyevî veya uhrevî ceza öngörülen davranış" şeklinde tanımlanabilir. Bunun dışında kalan kötü davranışlara da sagîre (küçük günah) denir.

    Israrla iş-lenen küçük günahın büyük günaha dönüşeceği telakkisi genellikle kabul görmüştür. Kur'an'da daha çok "zenb ism, fısk, isyan" kelimeleriyle ifade edilen günahın büyük ve küçük olabileceği belirtilir. İlgili âyetlerde açıklandığına göre büyük günahlardan kaçınıldığı takdirde küçük günahlar affedilir. (Nisâ 4/31) Allah'a iman edip tevekkülde bulunanlar büyük günah ve hayâsızlıktan kaçınırlar. (Şûrâ 42/36-37) Ayrıca âyetlerde, âhirette insanlara verilecek olan amel defterinin küçük büyük bütün günahları kapsayıp ortaya koyacağı anlatılır. (Kehf 18/49)

    Hadislerde büyük günahlardan "mûbikât (helak edici davranışlar), kebâir, a'zamü'z-zünûb" gibi tabirlerle bahsedilir. Çeşitli hadis rivayetlerinde Allah'a ortak koşmak, adam öldürmek, ana babaya karşı gelmek, yetim malı yemek, faiz yemek, dürüst kadınları iffetsizlikle suçlamak, büyü yapmak, savaştan kaçmak, yalancı şahitlikte bulunmak ve ödenemeyecek miktarda borçlu olarak ölmek büyük günahların başında zikredilmiştir. (Müsned, 2/201, 214; 4/392; 5/413; Müslim, imân, 143-146) Hadislerde ayrıca Hz. Peygamber'in büyük günah işlemiş müslümanlara da âhirette şefaat edeceği belirtilmiştir. (Tirmizî, Kıyamet, 11)

    Müslümanlar arasında vuku bulan ilk ihtilâfların en önemlisi büyük günah işleyen kişinin (mürtekib-i kebîre) durumudur. Erken devirlerde tartışılmaya başlanan bu problemle ilgili olarak literatürde iki mesele öne çıkmıştır. Bunlardan biri hangi fiillerin büyük günah olduğu, diğeri de bu günahı işleyen kişinin dinî statüsüdür. Büyük günahların belirlenmesi konusunda ortaya çıkan görüşlerden birine göre ilâhî emirlere aykırı olan bütün fiiller büyük günah kapsamına girer. Bunların sayısını 7OO'e çıkaranlar bulunduğu gibi yetmişle sınırlandıranlar da vardır. İbn Hacer el-Heytemî 467 büyük günahtan bahseder. (ez-Zevâcir, 1/270-275; 2/265-27)

    Bütün günahları büyük günah sayanların başında Haricîler gelir. Fakat İbn Hacer'de olduğu gibi bu görüşe katılan Sünnî âlimlerin de bulunduğu söylenebilir. Bir başka anlayışa göre ilâhî emirlerle bağdaşmayan her davranış büyük günah kapsamına girmekle birlikte bunların bir kısmı diğerlerine oranla küçük kabul edilebilir. Ancak hiçbir günah küçük sayılamayacağından büyük günahların sayısını ve niteliklerini belirlemek mümkün değildir. Eşarî, Bâkıllânî, İbn Fûrek ve Ebû İshak el-İsferâyînî gibi mütekaddimîn devri Eşariyye kelâmcılan bu görüştedir. (İbn Hacer el-Heytemî, Zevacir, Beyrut, 1408, 1/5)

    Üçüncü bir görüşe göre ise dinen yasaklandığı konusunda kesin delil bulunan ve hakkında dünyevî veya uhrevî ceza öngörülen fiiller büyük günahtır. Dolayısıyla bütün günahların kebîre statüsünde kabul edilmesi naslara aykırıdır.

    Buna göre büyük günahlar yukarıda sayılanların yanında sıla-i rahimi terketmek, kovculukta bulunmak, zina fiilini işlemek veya ona aracılık yapmak, domuz eti yemek, ibadet için gereken temizliğe uymamak, hırsızlık yapmak, içki içmek, yalan yere yemin etmek, Allah'ın rahmetinden ümit kesmek veya azabından emin olmak, yapılan anlaşmayı bozmak gibi Kur'an'da yasaklanan fiillerden oluşur. Mu'tezile ve Mâtürîdiyye kelâmcıları ile müteahhir dönem Eşariyye âlimlerinin çoğunluğu bu görüşü benimsemiştir. (a.g.e.. 1/6-10)

    Büyük günah kişiyi isyan ve fıska sevkederse de bu durumdaki bir mümini mutlak mânada fâsık ve fâcir olarak nitelemek mümkün değildir. Zira imanın mahiyeti Allah'ın varlığını, birliğini ve Hz. Muhammed aracılığıyla gönderdiği vahiyleri kalben tasdik etmekten ibaret olup amel imanın bir parçası değildir. Kişi ilâhî emre aykırı bir davranışta bulunurken de imanını devam ettirmektedir. Nitekim imanla ameli bir arada zikreden âyetlerde bu iki kavramı gramer açısından birbirine bağlayan atıf ve şart edatları imanla amelin ayrı şeyler olduğuna işaret etmektedir. (Bakara 2/25; Nisâ 4/124

    Ayrıca adam öldürmek gibi bir büyük günahı işleyenlerin kısas cezasına çarptırıldığı bildirilirken bunu yapanlardan "müminler" diye bahsedilmiş ve onlardan iman vasfı kaldırılmamıştır. (Bakara 2/178; Hucurât 49/ 9)

    Aklî açıdan da mürtekib-i kebîre mümin kabul edilmelidir. Böyle bir insan ilâhî emre karşı çıkmayı helâl telakki etmez aksine gaflet, kötü alışkanlık, nefsânî arzular, aşırı öfke vb. sebeplerle bu fiili işler, fakat her zaman affedileceği ümidini taşır. Ehl-i sünnet itikadi mezhepleri olan Mâtürîdiyye ve Eş'ariyye kelâmcıların bu görüştedir. (Mâtürîdî, Tevhid, s. 329-334; Ebû Abdullah el-Halîmî, el-Minhac, 1/409) Selefiyye âlimleri, mürtekib-i kebîreyi fâsık diye nitelendirmekle birlikte onun dünyevî ve uhrevî konumunu Ehl-i sünnet kelâmcıları gibi değerlendirir. (bk. Ebû Bekir el-Hallâl, es-Sünne, s. 583-608; Şerhu Akideti't-Tahâviyye, s. 295-334)

    Günahların bir kısmının büyük, bir kısmının küçük olduğuna ve büyük günahların naslarda dünyevî veya uhrevî ceza öngörülen fiillerden ibaret bulunduğuna ilişkin görüş isabetli görünmektedir. Büyük günah işleyen kişinin dinî statüsü konusunda Hâricîler'le Mürcie ve Mu'tezile'nin görüşlerinin naslarla uzlaştırılması mümkün değildir. Hem Sünnî kelâmcıları hem de Selefiyye âlimleri büyük günah sahibinin dinden çıkmadığı kanaatini taşımakta, dünyevî cezanın yanı sıra tövbe yoluyla da günahtan kurtulma imkânı bulunduğunu kabul etmektedir. Bu yaklaşım naslara ve akla daha uygundur. (bk. TDV. İslam Ansiklopedisi, Kebire md.)



    Not: Vecdi Akyüz'ün hazırladığı şu makaleyi de okumanızı tavsiye ederiz.



    Gizli şirk ve göz zinası gibi fillerde büyük günahlardandır. İslâm inancında peygamberler dışında bütün insanlar günah işlerler. Günah, Yüce Allah'ın emir ve yasaklarına aykırı söz ve davranışların din açısından suç sayılmasıdır. Yüce Allah'ın hem emrettiğini yapmamak, hem de yasakladığını yapmak, aynı şekilde günahtır.

    Büyük Günah Kavramı

    Günahların hepsi eşit olmadığından, inançtan günlük davranışlara doğru uzanan bir çizgide, büyük günahlar ve küçük günahlar diye ikiye ayrılırlar. Büyük günahlara Kebîre (ç. Kebâir), küçük günahlara Sagîre (ç. Sagâir) adı verilir.

    Büyük günahlar, yanlış ve bozuk inançlar, imandan ve dinden çıkma, bireysel ve toplumsal huzursuzluğa, bozgunculuğa, sapmaya, anomiye ve çürümeye sebep olan, hakkında tehdit edici âyet veya hadis bulunan, işleyenin dünyada ve âhirette ceza görmesine yol açan dinî, bireysel ve toplumsal büyük suçlar ve davranışlardır.

    Gerçek bir mü'min, büyük küçük bütün günahlardan sakınmaya çalışır. Ama sorumluluğu ve sonuçları daha ağır olduğundan özellikle büyük günahlara yaklaşmamalıdır. Yüce Allah, şöyle buyuruyor: "Size yasak edilen büyük günahlardan sakınırsanız, küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli/övgün bir yere sokarız." (Nisa, 4/31)

    İnançlar ve helal-haramın kabulüyle ilgili olan günahlar dışında ve işlediği günahı helal saymıyorsa, büyük ya da küçük günah işleyenler dinden çıkmazlar, ama günahkâr olurlar. Şirk ve küfür dışındaki büyük günahları işleyene Mürtekib-i Kebîre, Fâsık veya Fâcir adı verilir.

    Günah işleyenlerin, günahkâr mü'min olmaları dolayısıyla kusurlarından kurtulmaları için çaba göstermesi gerekir. Bunun da başlangıcı pişman olup şirk ve küfür derecesindeki büyük günahlardan imana dönmek, diğer büyük günahlardan ise tövbe istiğfar edip yeniden günah işlememektir. Yüce Allah, şöyle buyurur: "Ufak tefek kusurları (:lemem) dışında günahın büyüklerinden (:kebâiru'l-ism) ve çirkin işlerden (:fevâhiş) sakınanlara, rabbinin affı şüphesiz boldur." (Necm, 53/32); "De ki: Ey kendileri aleyhine aşırı giden/sınırları aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Doğrusu O, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir." (Zümer, 39/53)

    Büyük günahlar ; itikat, iman, ibadetler ya da günlük hayatın akışıyla ilgili hususlarda yapılması haram, terkedilmesi farz olup, mü'minin bilmesi gereken temel esaslardandır. Geleneksel dinî kitaplarda gelişigüzel sıralanan 72 büyük günahı, 32 ve 54 farzın sistematiğine yaklaştırarak paralellik gösteren tarzda sıralamaya çalışacağız:

    "Büyük Günahlar" önemli ölçüde 54 Farz olarak sayılan durumlardan terk edilmesi istenenleri yapmak ya da yapılması istenenleri terk etmek suretiyle ortaya çıkar.

    Büyük günahların sayısı çoktur. Ancak geleneksel dinî kitaplar, pedagojik bir dehayla öğrenme ve akılda kalma kolaylığı açısından, büyük günahların başlıcalarını toplayan "72 Büyük Günah" kavramını geliştirerek, şematik ve sistematik bir liste belirlemişlerdir.

    Büyük Günahlar (72 Büyük Günah)

    A- İmanın Şartlarıyla İlgili Büyük Günahlar

    İmanın şartlarıyla ilgili büyük günahlar, iman esaslarının uzantısı durumundaki yanlış ve bozuk inançlardır:

    1- Allah'a şirk koşmak.

    2- Falcılara, kahinlere, sihirbazlara, gâipten (:gaybden) haber verdiklerini iddia edenlere inanmak ve kapılmak.




  4. Mine
    Devamlı Üye
    3- Allah'tan başkasına yemin etmek.

    4- Dininden dönüp mürted olmak.

    5- Kur'an-ı Kerim'i ezberleyip unutmak; okumasını öğrendikten sonra unutmak.

    6- Dünyaya muhabbet etmek/bağlanmak.Dünya muhabbetine düşüp âhireti unutmak, dinî vazifeleri terk etmek.

    7- Hz. Peygambere yalan/hilaf (:gerçek dışı) söz isnad etmek, onun söylemediği bir sözü söylemek.

    8- Hz. Peygamber'in (s.a) ashabına/sahabeye dil uzatmak/kötü söz söylemek ve onlara sövmek.

    9- Mukaddesata küfretmek, bunları alaya almak.

    B- İslâm'ın Şartlarıyla İlgili Büyük Günahlar

    İslâm'ın şartlarıyla ilgili büyük günahlar, İslâm'ın şartlarıyla ilgili olumsuz tutum ve davranıları hatırlatıcı ve açıklayıcı esaslardır:

    10- Bir namaz vaktini kaçıracak kadar cünüplükten temizlenmemek; cünüp gezmek.

    11- Vaktinden evvel ezan okumak ve namaz kılmak.

    12- Beş vakit namazı vakitlerinde kılmayıp kazaya bırakmak.

    13- Bir özür olmadığı halde, Ramazan orucu tutmamak, müslümanların önünde oruç yemek.

    14- Malının zekâtını ve mahsulünün öşürünü vermemek.

    C- Helal-Haramla İlgili Büyük Günahlar

    72 Büyük Günah'ın bir kısmı, inançtan uygulamaya helal-haram konularına dairdir:

    15- Helalı helal bilip itikat etmemek; haramı/haram olanı, haram bilip itikat etmemek.

    16- Erkekler ve kadınlar, şehveti tahrik edecek şekilde giyinmek.

    17- Erkekler ipekli giyinmek, âlâyişli/gösterişli bir şekilde süslenmek.

    18- Edep yerlerini/avret mahallini açmak, başkasına göstermek; başkasının avret yerine bakmak.

    19- Kadınlar erkek elbisesi giymek; erkekler kadın elbisesi giymek; karşı cinse benzemeye çalışmak.

    20- Karnı doyduktan sonra yemek/yemeğe devam etmek.

    21- Şarap ve alkollü içkiler içmek; Keyif verecek (esrar, eroin gibi uyuşturucu) şey yemek-içmek.

    22- Köpek artığını yemek.

    23- Domuz eti ve yağı yemek.

    24- Ölmüş hayvan (meyte:leş) eti yemek ve yedirmek.

    25- Birbirine nişan almak/nişan dökmek (dövme yaptırmak gibi).

    26- Faiz (riba) almak ve vermek, tefecilik yapmak.

    27- Hırsızlık etmek.

    28- Elin/başkasının malını zorla gasbetmek/cebren almak.

    D- Ahlâkla İlgili Büyük Günahlar 72 büyük günahın önemlice bir bölümü güzel ahlâkın (ahlâk-ı hamîde) zıddı olan kötü ahlâkla (ahlâk-ı zemîme/rezîil) ilgilidir:

    29- Anaya babaya asi olmak, onları dövmek.

    30- Sıla-i rahmi terk/kat-ı rahim etmek; akrabalarla bağlantıyı kesip, onları ziyaret etmemek, varsa hâcetlerini görmemek.

    31- Haset etmek.

    32- Emanete hıyanet etmek.

    33- Müslüman veya kâfir bütün insanlara hıyanet etmek.

    34- Mü'minin imana ve İslam'ın emirlerine itaate dair olan taraflarını alaya almak.

    35- Küfür ve fuhuş sözler konuşmak.

    36- Söz/laf taşımak, koğuculuk etmek (:nemîme).

    37- Gıybet/dedikodu etmek.

    38- Mü'min kardeşinin hatırını/gönlünü yıkmak/kalbini kırmak.

    39- Namuslu kadınlara dil uzatmak/bir saliha/namuslu hatuna fahişe demek, namuslu kadınlara ait aile sırlarını yaymak.

    40- Kadınlar, erkeklerinin yatağından kaçmak.

    41- Avretler (:kadınlar) erinin ziyanına varmak/kocasından izinsiz ziyarete gitmek.

    42- İki kızkardeşi birden nikâh altında tutmak

    43- Ehlinin (karısının) oyluğunu (:avret ve mahrem yerlerini) anasının oyluğuna benzetmek (zıhar yapmak:Türkçe'de 'anam avradım olsun' demek gibi).

    44- Ehlinin anasına sövmek.

    45- Cahil kalmak; dinî vazifeleri, farzları, vacipleri, sünnetleri öğrenmeyip, cahillikte ısrar etmek cahillikte ısrar etmek. (Dünya ve âhiret işlerine ve dinine ait bilgileri (farzları ve haramları) öğrenmemek, cahillikten sakınmamak. Dinî hükümleri öğrenmeyenler, rahatlıkla haram işleyebilir).

    46- Cahillik ne musibettir bilmemek (Bilmediğini bilmeyen de rahatlıkla harama düşebilir).

    47- Ölçüyü ve tartıyı düzgün ve adaletli yapmamak, hileli yapmak.

    48- Allah Teâlâ'nın azabından emin olmak/korkmamak; kurtuluşa ermiş özel kişilerden olduğu sanısına kapılmak.

    49- Allah'ın rahmetinden ümit kesmek.

    50- Zina etmek, meşru olmayan şehevi zevkler peşinde koşmak; kendine zina ettirmek.

    51- Eşcinsel ilişkiye girmek (livâta etmek, sevicilik yapmak, kendisine livâta ettirmek).

    52- Loğusa ve âdet halinde karısına yaklaşmak/cinsel ilişkiye girmek.

    53- Mecburiyet olmadan/özürsüz elin/başkasının avretine (avradına)/karısına kızına şehvetle bakmak.

    54- Kibirlenmek/tekebbür etmek(:büyüklük taslamak; kendini üstün görmek; tevazudan uzaklaşmak); Kibirlenip insanlara zulüm ve tahakküm etmek.

    55- Haksız yere yetim malı yemek. (* Nisa, 4/10)

    56- Ölüm döşeğindeyken varisten/mirasçıdan mal kaçırmak.

    57- Yalan söylemek,

    58- Yalan/boş yere yemin etmek, çok çok yemin etmek.

    59- Yalan yere/yalancı şahitlik yapmak; hak/doğru şahitliğe varmamak/gitmemek.

    60- Canlı bir hayvanı ateşe atmak.

    61- Cimrilik ve hasislik/nekeslik etmek (bul ve şuhh).

    62- Yapılan iyiliği başa kakmak/Bir adama iyilik edip sonra başına kakmak.

    63- Zorunlu olmayarak kahkahayla çok gülmek.

    64- Tegannî etmek (ahlâksız şarkılar söylemek).

    G- Günahlarla İlgili Büyük Günahlar

    72 büyük günahın birkaçı, günah işler yapmakla ilgilidir:

    65- Günah/küçük günah işlemekte ısrar etmek/Çok çok günahına musır olmak.

    66- Harem-i Kâbe'de günah işlemek.

    H- Toplum Hayatıyla İlgili Büyük Günahlar 72 Büyük Günah'ın son bölümü, toplumsal ve siyasî hayatla ilgilidir:

    67- Ülülemre (devletin meşru yönetimine ve kanunlarına) itaat etmemek; devlete, amirlere isyan etmek.

    68- Haksız yere, bilerek adam öldürmek.

    69- İntihar etmek.

    70- Harpte düşmandan korkup kaçmak; Allah yolunda cihadı terk etmek.

    71- Rüşvet almak ve vermek.

    72- Gücü yeten kimsenin münkeri/kötülüğü menetmemesi/engellememesi. (Vecdi Akyüz)



    Büyük günah işlemenin akıbeti ve affedilmesi konusunda bilgi almak için tıklayınız.



    Büyük günah işleyen kafir olur mu, sorusunun cevabı için tıklayınız.



    Selam ve dua ile

+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
tövbe pişmanlık ve bağışlanma ile ilgili ayetler,  pişmanlık ile ilgili ayetler,  pişmanlıkla ilgili ayetler,  pişmanlıkla ilgili hadisler