+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ders Notları Forumunda Yaş on yedi kitabının özeti iPek Ongun Yaş Onyedi Kitabı Özeti Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Yaş on yedi kitabının özeti iPek Ongun Yaş Onyedi Kitabı Özeti









  2. IŞILAY
    Devamlı Üye





    Yaş on yedi kitabının özeti

    Yaş On Yedi adlı kitap, bir lisedeki öğrencilerin, okulda yaşamış olduğu acı, tatlı olaylarını, gençlerin yaşantılarını, psikolojik durumlarını gerçek bir dille anlatan bir kitaptır. Romanın başrolünü paylaşan gençlerin içerisinde bulundukları zor durumları ve bu zorluklar karşısında vermiş oldukları mücadeleyi anlatan bir kitaptır.
    Yaş On Yedi kitabı, gençliğin bomboş pembe hayallerinden ziyade, günümüzdeki gerçek durumunu, mücadelesini dile getiriyor.
    Kitabın yazan İpek Ongun, gerçekten sade ve herkesin anlayabileceği bir dille yazılmıştır. Ve bence yaşlısı, genci, herkesin okuyunca bir şeyler anlayabileceği, okurken zevk ve dersler alabileceği bir kitaptır. Bu romanın gerek yazarının kullanmış olduğu teknik gerekse seçilen öykü münasebetiyle edebi ve eğitici değeri yüksek bir kitap olduğuna inanıyorum.
    Kitapta gençler gerçekten de zor durumla mücadele ediyorlar. Hani büyüklerimizin gençlik yıllarını nasıl da yad ederler. İmrene imrene, özene bezene nasılda anlatırlar ya. O günlerde ne kadar rahat olduklarını, nasılda mutlu olduklarını anlatırlar hep. Ama Yaş On Yedi kitabının kahramanlarını, bulundukları dönemin, ne kadar zor bir dönem olduğunun ve onunla ciddi bir şekilde mücadele etmeleri gerektiğinin tam anlamıyla bilincindeler. Aynı zamanda karşılaştıkları güçlükleri yenmek için başarılı bir mücadele verecekler ve veriyorlar.
    Kitabın ilk bölümünde romanımız kahramanlarından birinin başından geçen acı olay anlatılıyor. Bahar annesini kaybetmişti. Etrafında olan babası, anneannesi ve dedesinden ziyade ona ilk desteği veren okul arkadaşı Sevgi vardı. Bahar’a okuldan cenaze dolayısıyla bir haftalık izin alındı. Tabi arkadaşı Sevgi yanından hiç ayrılmıyor, ona destek olmak, acısını bir parça olsun unutturmak için elinden gelen her şeyi yapıyordu. Ağabeyi Hakan’da anneannesi ve dedesiyle birlikte Ankara’ya gitmişti. Bahar ailesinin bir anda paramparça olduğunu düşünüyor ve çok üzülüyordu. Böyle bir zamanda babası, ağabeyi ve kendisinin bir arada olmaları gerektiğini, bu acıyı birlikte göğüslemelerini düşünüyordu. Sevgi Bahar’a teselli vermeye, acısını bir nebze olsun unutturmaya çalışıyordu ama elinden pek fazla bir şey gelmediğini kendisi de biliyordu.
    Bahar için okuldan alınan bir haftalık izin bitmişti ve Bahar okula döndü. Tabi ki ilk günleri zor olacaktı ve öyle oldu. Bahar okuldaki ilk anlarında rahatsızlandı, midesi bulanmaya başladı, ayakta duramıyordu. Ve yine yanında arkadaşı Sevgi vardı. Daha sonra sınıfına geçti ve teneffüs zili çaldı. Teneffüste bir haftadan sonra okula dönen Bahar’ı arkadaşları çevreledi ve başsağlığı diledi. Hava doğal olarak sıcak ilişkilerin olduğu bir halde değildi, derken Eşref’in sözüyle başlayan bir muhabbet ortamı yumuşatmaya yetti. Arkadaşları Eşref, Volkan, Keriman, Mine, Derya onun acısını unutturmak için okulda olayları anlatmaya başladılar.
    Derken hareketli okul günleri tekrar başlamıştı. İlk gün bitti. Bahar eve gidecekti, dolmuş durağında beklerken gözü Serdar’a ilişti. Bahar Serdar’a karşı farklı bir ilgi duyuyordu. Onu her gördüğünde yüreği hop hop ediyordu. Aynı okulda olmalarına rağmen sadece merhaba vardı aralarında. Derken Serdar motosikletiyle otobüs bekleyen Bahar’ı evine götürme teklifi yaptı. Bu teklif Bahar’ın içindeki kara bulutları almış, yerine güneş açtırmıştı. Derken Bahar’ın evine varıldı. Serdar da Bahar’ın bakışları arasında motosikletiyle kayboluverdi.
    Lise yıllarında yaşanan hikayeleri anlatmaya başlıyor artık roman. Gizli gizli sigara içen öğrenciler, sınavlarda kopya çekenler, öğretmenler odasından soru çalmalar ve daha neler neler. Eşref’le Volkan zor aşamalar sonucunda fizik sorularını çalmışlardı. İşte o an asıl ders anıydı gençler için bu sınav meselesi gençliğin ayrı ondaki üç farklı kişiliğini sergiliyordu. Eşref’le Volkan hileciliği, uyanıklığı, Mine dürüstlüğü, Bahar’sa yalancı bir başarı ve dürüstlük arasında bocalayan bir kişiliği seviyorlardı.
    Eşref’le Volkan zor koşullar altında büyük stres, büyük heyecan yaşayarak Selçuk hocalarından fizik sorularını çalmışlardı. Tabi büyük bir heyecanla arkadaşları Mine ve Bahar’ın yanına geldiler. Artık çalışmamıza gerek yok kızlar dercesine, övüne övüne soruları çalmayı başardıklarını söylediler. Mine dürüst bir şekilde arkadaşları Eşref ve Volkan’ı geri çevirdi. Mine kopyaya inanmadığını söyledi. Eşref’le Volkan canın isterse deyip sıyrıldılar. Daha sonra da soruları Bahar’a uzattılar. Bahar kararsızdı, bir taraftan soruları almayı çok istiyordu. Çünkü karnede iyi bir fizik notu harikalar yaratabilirdi. Ama diğer taraftan da Mine’nin haklı olduğuna inanıyordu. Bir taraftan eli soru kağıdına gidiyordu. Ama sonunda kararını vermişti, ben almayacağım dedi ve kurtuldu. Mine arkasından düşüncelerini tahmin edercesine, ona teselli vermek amacıyla William Shakspeare’in bir sözünü aktardı. “Kendine karşı dürüst ol”. Sonuçta kazanan dürüstlük olmuştur. Mine, Sevgi, Bahar normal olarak ders çalıştı. Eşref ve Volkan sadece ellerindeki sorulara çalışıyordu. Sınav günü geldi ve Eşref ve Volkan şok geçirdiler, soruların ellerindeki sorularla hiçbir alakası yoktu, yıkılmışlardı.
    İşte Eşref, Volkan, Mine, Bahar, Sevgi, Derya vb. öğrencilerin yaşamış oldukları böyle acı, tatlı günleri, sevgileri, aşkları anlatıyor bu kitap. Derya, Mine’nin dedikodusunu yapar, Eşref Volkan’la bir kız yüzünden tartışır. Eşref’le Volkan ders çalışmadan sınıf geçmenin yollarını arar, Mine dürüst bir şekilde çalışarak hakkıyla ders geçmeye çalışır. Kızlar arasındaki dedikodular dinlenmeye değerdir. Mesela Derya şıp sevdi bir gençti. Sürekli değiştiren bir kız. Dolayısıyla diğer arkadaşları da onunla bu konu hakkında alay ediyorlar.
    Bir yıl sona ermiş, sınıfı geçenler başarılı karneleriyle, başarısız olanlar boyunları bükük evlerine gidiyorlardı. Acısıyla, tatlısıyla bir okul yılı da böyle bitmişti. Genelde her okulda ve yine genelde üst sınıfların yaptığı parti şeklinde, adına okul çayı denilen eğlenceler düzenlenir. Ve yine böyle eğlencelerde herkes şık giyinir, danslar edilir, oyunlar oynanır yemekler yenir. İşte böyle bir eğlence yapmışlardı bizimkiler. Güle oynaya birbirlerine takıla takıla güzel bir geceyi noktalamışlardı. 19 Mayıs gezisi adı altında bu arkadaşlar mezuniyetleri yaklaşınca bir gezi düzenlemiş eğlenmişlerdi. Ve Yaş On Yedi romanına insan hayatının en güzel çağı olan lise çağını mezuniyet balosuyla yazar İpek Ongun son noktayı koydu.
    Kitap, gerçekten lise çağında her insanın yaşadığı ikilemleri, mutlulukları, acıları, arkadaşlıkları, dürüstlüğü, yanlışlığı anlatıyor. Her gencin ya da yaşlının okuduğu zaman kendinden bir parça bulacağı, bir kitap. Öyle bir yazılmış ki, yaşlıların gözleri dolabilir, duygulanabilirler eskileri hatırlayıp. Ve gençler kendilerine gayet güzel nasihatler çıkartabilirler. Çünkü bu kitap kendilerinden önce aynı dönemi yaşamış bir insanın dilinden, o dönemdeki doğru ve yanlış hareketleri objektif olarak aktarabilen bir kitaptır.




  3. Ziyaretçi
    yağmur çamur farketmez İnci sker afettmez CCCC




  4. Ziyaretçi
    Gençlik çok güzel bi çağ doya doya yaşa!!!

  5. Ziyaretçi
    Gerçekten çok güzel bir kitap herkese tavsiye ederim.

+ Yorum Gönder


Hızlı Cevap Hızlı Cevap


:
ipek ongun yaş on yedi özeti,  ipek ongun arkadaşlar arasında kitap özeti,  ipek ongun arkadaşlar arasında uzun kitap özeti,  ipek ongun yaş on yedi kitabının kahramanları